20 Haziran 2021 Pazar

Tütünün yandığı yerden hayır tütmez

Kendi iklimini kendi elleriyle bozan bir canlı olarak insan, maalesef ki tercihleriyle bir yıkım memuru olabiliyor. Oysa insan, hele ki inançlı ve pragmatik düşünebilen bir insan için imar ile şereflenmekten başka bir seçenek olması takdir edersiniz ki düşünülemez, kabul edilemez.

Evet sevgili okurlarım; bedene, akla, mala, topluma, doğaya, dine zararlı olan her fiile karşı bir duruş sergileyen bir medeniyetin mensupları olmamıza rağmen din adamlarımız her yıl dünyada 7 milyondan, ülkemizde de 120 binden fazla kişinin ölüm nedeni olan tütün illeti hakkında kesin bir hükümde ittifak edememişlerdi. Naçizane bendeniz 60 yılı aşan ömrümün şu anına kadar ne sağlık perspektifinden bakarken ne de insani temayüllerimle ele alırken tütün ve türevlerine dair olumlu hiçbir cümle kurmadım. Hamdolsun. Her anını bir şükürle ihya etmemiz icap eden yaşamımızda varlığımızı tehdit eden tüm unsurlardan da uzak durmamız hususunda elimden gelen gayreti de göstermeye çalıştım. Bu vahim tabloyu gördükçe daha da fazla mücadele etmemiz gerektiğine dair kanaatimin arttığını söylemeliyim.

IV. Murat Dönemi'nde Kadızade Mehmed Efendi'nin Cibali yangınını da gerekçe göstermek suretiyle insanoğluna çeşitli zararlar veren tütünün haram olduğuna dair fetvası ile alışı-satışı, ekip biçilmesi yasaklanmış ise de, daha evvelce tütün kullandığı için sürgüne gönderilen Bahâî Efendi'nin 1646 yılında Şeyhülislam olması ve tütünün serbest bırakılmasına ilişkin fetva vermesiyle yasaklar sonlanmıştır.

Sultan III. Ahmet Han döneminde Şeyhülislam Muhammed Efendi duhan (tütün) hakkında "mekruh" olduğuna dair fetva vermesi ile tütünle alakalı fetvalarda çeşitlilik artmış, bu zehir hakkındaki fetvalarda bir türlü ittifak sağlanamamıştır.

Cumhuriyet döneminden günümüze kadar da pek çok alimimiz haram, mekruh arasında görüş bildirmişlerdir. Bugüne kadar hiçbir alimin tütünle alakalı bu helaldir demediğine özellikle de dikkatinizi çekmek istiyorum.

DSÖ verilerine göre Türkiye'nin de içinde bulunduğu en az alkol tüketen 50 ülkenin 33'ü Müslüman ülkelerden oluşmaktadır. Son 50'de yer alan 17 ülkenin, 5'inde de Müslümanlığın ikinci ağırlıklı din olduğu dikkat çekmektedir. Bu, alkolün İslam'da dinen haram olmasının be alimler arasında bu konuda ittifak olmasından kaynaklanmaktadır.

Alkol tüketiminde son sıralarda olan ülkemiz, yüzde 35'e yakın sigara kullanım oranı ile maalesef dünyada en çok sigara içilen ülkeler arasında yer almaktadır.

Evet bir bilim insanı olarak din görevlilerimizin sigara konusunda çelişkili fetvalarının sürekli ıstırabını yaşadım. Ta ki Diyanet İşleri Başkanımız Sn. Ali Erbaş hocamızın sigaranın dini, tıbbi ve iktisadi deliller ışığında haram olduğunu açıklamasına kadar.

Sayın Başkanın bu açıklaması bedelini sağlığı, parası, canı ile ödemiş ve dahi ödemeye devam eden tütün mağdurlarının ve ailelerinin duygularına tercüman olmuş, vicdani bir milat olarak tarihe geçmiştir.

Geçtiğimiz günlerde kıymetli hocamızın "sigara haramdır" açıklamasının ve hassasiyetinin hutbelerde de yankılandığına şahit olmaktan dolayı ne kadar memnun olduğumu da belirtmeden geçmek istemem. O hutbeye hep birlikte kulak verelim isterseniz.

"Aziz Müminler!

Günümüzde insanlığı kuşatan zararlı alışkanlıkların başında sigara gelmektedir. Uyuşturucu maddelere giden yol da sigara ile başlamaktadır. İçinde birçok zararlı maddeyi barındıran sigara, vücudu yavaş yavaş imha etmektedir. Sigara kullanan kişi aslında kendi eliyle sonunu hazırlamakta, soluduğumuz havayı zehirleyerek başta kendisi ve ailesi olmak üzere etrafındakilerin sağlığını tehlikeye atmaktadır. Ne hazindir ki ülkemizde her yıl yüz binden fazla insanımız sigaraya bağlı hastalıklardan hayatını kaybetmektedir. Hangi hastalık, hangi olay, hangi âfet, hangi saldırı bir yılda yüz binden fazla insanı öldürmektedir? Bir cana bile kıymak haram olur da yüzbinlerce canın ölümüne sebep olmak haram olmaz mı?..." Belki de beklediğimiz ses buydu. Geçmişte Kadızade Mehmed Efendi'nin gösterdiği duruş devam ettirilebilseydi alkol tüketimi sıralamasındaki yerimiz gibi sigara tüketimindeki yerimizi de konuşuyor olabilirdik.

Bu bağlamda atılan adımlara ve tütünle mücadeleye katılan Diyanet İşleri Başkanlığımıza sonsuz teşekkürlerimi arz etmek isterim. Çağımızın vebası sigara her geçen gün sebep olduğu yeni bir maraz ile karşımıza çıkmaktadır. Osmanlı medeniyeti belki bu zalim alışkanlığın hükmü üzerinde daha farklı yaptırımlara gidebilirdi. Böyle olmaması belki de sigaranın sebep olduğu zararların bu denli bilinmiyor oluşudur. Yüzyılımızın tütün mücadelesine ilmi açıdan bir pencere açan Diyanet İşleri Başkanımızla birlikte manevi dinamiklerimizle daha da güçlenmiş bir yürüyüşümüz olacağı inancındayım. "Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi" diyen ecdadımızın izinden sağlıklı ciğerlerle gidebiliriz ancak.

Sağlıkla kalınız.

<p>İstanbul merkezli 15 ilde DHKP-C terör örgütüne operasyon düzenlendi. 126 şüpheli hakkında gözalt

DHKP-C terör örgütüne operasyon

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'de Din Eğitimi Sempozyumu'na katılarak konuşma yaptı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (15 Ekim 2021)

Kumanda görünümlü tabanca, polisi yaraladı