• $8,316
  • €10,1194
  • 498.921
  • 1454.25
25 Nisan 2021 Pazar

Sosyal güvencenin devlet hali: Büyük Türkiye

Prof. Dr. Cevdet Erdöl
Prof. Dr. Cevdet Erdöl
YAZARIN SAYFASI

Pandemi (Salgın) süreci, bir süzgeç gibi ülkelerin neleri var neleri yok adeta gün yüzüne çıkardı. Süper güçler diye anılan devletlerin, vatandaşlarına reva gördükleri acı manzaralara hep birlikte şahit olduk, olmaya da devam ediyoruz. Hastane ve doktor yüzü göremeden sönüp giden hayatları, huzurevlerinde ölüme terk edilen yaşlı ve bakıma muhtaç insanları, kıyıya yaklaştırılmayan lüks gemileri, sokaklara taşan cesetleri, kapılarına mühür vurulan evleri... gün gibi hatırlıyoruz. Devlet, hele "sosyal devlet" anlayışı ile uzaktan yakından ilgisi olmayan tablolardı bunlar. Sağlık ve sosyal güvenlik politikaları oturmamış, vatandaşını hiçe saymış yönetimlerin kapitalist sancılarıydı tanık olduğumuz manzaralar.

Bu vahim tabloda ay gibi geceleri, güneş gibi gönülleri aydınlatan bir Türkiye vardı neyse ki! Kendi vatandaşını kıtalar ötesinde bile olsa başka devletlerin insafına bırakmadan özel jet göndererek alıp getiren bir devlet babaydı Türkiye. Evrensel normlarda bir sağlık ve sosyal güvenlik yapısı inşa etmiş olan ülkemiz en büyük sınavını da işte bu pandemi (salgın) sürecinde alnının akıyla vermiştir, hamdolsun.

Hastaneler ve diğer kurumlar vasıtasıyla sağlığın vatandaşa ulaştırılması ve finansal örgünün tamam edilmesine kadar sürdürülebilir sağlık hizmeti anlayışını ilmek ilmek dokuyan devletimiz, dünyaya parmak ısırtan bir başarının da haklı gururunu yaşamakta, biz vatandaşlarına da yaşatmaktadır.

Bizatihi sistemin yerleşmesinde çorbada tuz misali yer aldığım bu hususun 2002'de nasıl olduğunu ve kısa zamanda nasıl büyük bir aşama kaydedildiğini de gayet net olarak biliyor ve hatırlıyorum. Çökmüş bir sağlık sistemini kırk yılda yapılamayacak işleri on yıl gibi kısa bir sürede inşa eden Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a hangi cümlelerle teşekkür etsek az gelir. Ayrıca Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet tarihimize göz atıldığında tüm tarihimizde ülkemize en çok sağlık yatırımı yapan ve en çok hastane kazandıran lider olduğunu da unutmamakta fayda vardır.

Birileri bir zaman dillerine dolamışlardı: Ne yapıldı ki? Bir yol, bir hastane (!) Şimdilerde o yollarla şifalara kavuşuluyor, o hastanelerle nefes alınıyor. Demek ki doğru, er ya da geç karşılığını buluyor sevgili okurlarım. Ve garabet olan şu ki; zamanında hastanelere çamur atanlar şimdi utanmak yerine, niye daha fazla hastane yapılmıyor, aymazlığı ile boy gösteriyorlar.

Hastanelerden randevu almanın bile imkânsız olduğu yılları gördük. Doktorların özel muayenelerine mecbur bırakılmış mağdur ve mazlumlar ile yanıyordu sağlık sistemi. Biten ilaçlar, eczanelerde ateş pahasına satılan ama satın alınamayan cebri alternatiflerle boğuşuyordu vatan evlatları. Hastasını hastanede rehin bırakanlar, cenazesini parasızlıktan dolayı hastane morgundan teslim alamayan yaralı gönüller vardı bu topraklarda. Şimdi istediği hekime istediği hastaneye gidebiliyor insanlar. İstediği eczaneden ilaç alabiliyor hamdolsun. Kendisine yetmekle kalmayan, mazlum coğrafyalara da Hızır gibi yetişen bir Türkiye olduk. Dünyada mazlumlara en fazla yardım eli uzatan ülke olduk. Yani "veren el" olduk. Böyle bir Büyük Türkiye'nin vatandaşı olmak bile bize gurur olarak yeter de artar bile.

Duamız, alın terimiz, emeğimiz bu yola feda olsun.

Bu yol ki, hak temelli bir anlayışla büyüyen bereketli bir yoldur. Yolumuzu aydın, adımlarımızı emin, yarınlarımızı payidar kıl Allah'ım.

Sağlıkla kalınız...

<p>Piyasalar haftaya nasıl başladı? Altın fiyatları neden  yükselişte? Kademeli  normalleşmenin ekon

Kademeli normalleşmenin ekonomiye etkisi nasıl olacak?

Yer siyah, gök beyaz; şampiyon Beşiktaş!

Filistinlilerin evleri yerle bir oldu

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı