• $7,3719
  • €8,9751
  • 442.979
  • 1551.57
13 Aralık 2020 Pazar

Dezavantajlı kimselere de “pozitif” olalım!

Prof. Dr. Cevdet Erdöl
Prof. Dr. Cevdet Erdöl
YAZARIN SAYFASI

Her kaotik durum kendine mahsus bir iç dinamizmine sahiptir ve sorunların çözüme dair ipuçları barındırır. “Zorluk kolaylığı celbeder” denilerek, her sıkıntılı şartın adeta kolaylaştırıcı eylemleri beraberinde taşıdığı vurgulanmıştır.

İnsanlar kendi kişisel dünyalarında karşılaştıkları sorunlara pratik çözümler üretme konusunda daha şanslılar elbette. Tabii ki bu şansa sahip olmayanları görmezden gelmememiz lazım. Toplumsal sorunların yaşandığı içinde bulunduğumuz pandemi süreci üzerinden ifade edecek olursak, çoklu bir bakış açısı gerektiren umumi müdahaleler için devlet politikaları mutlak belirleyici olmalıdır.

Bu hususun müşahade edilen en yakın örnekleri olarak evde karantina süreçlerini geçiren pozitif vakalar yahut temaslı grupların sorunlarının varlığından hareket edebiliriz diye düşünmekteyim. Kaldı ki bazı vakalar için hastanede tedavi süreci gerçekleşirken, evde özellikle de dezavantajlı aile bireylerinin-pozitif vaka olmasalar dahi-büyük yoksunluk içinde olduklarını işitmekte, tanık olmaktayız.

Bir vaka örneği ile durumun daha anlaşılır olacağı kanaatindeyim. Bir anne ve oğlunu düşünün. Birbirlerinden başka kimseleri yok. Anne yaşlı ve oğlu zihinsel engelli. Anne pozitif vaka olarak hastaneye kaldırıldığı bir durumda “oğul” tüm dezavantajları ile baş başa kalmaktadır. İçinde bulunduğu yoksunluk hali ile evine dahi girmez, girse bile ihtiyaçlarını karşılayamaz, adeta sokaklarda yaşamaya mecbur hale gelir… Bu ve benzer vakalar için sosyal devlet ve vicdani millet anlayışının devrede olması en büyük şansımız ve temennimizdir.

Pozitif vaka olarak tedavisi hastanede ya da evde devam eden ebeveynlerin hem kendileri için ve hem de bakıma gereksinim duyan aile bireylerinin barınma, gıda, sağlık ve eğitim giderleri resmi ve hak temelli olarak bir zemine oturtulmalı ve mağduriyetlerin önüne geçilmesi sağlanmalıdır. Kamu kurumları, belediyeler, sivil toplum yapılanmaları, aktivistler ve tüm toplumun nabzı bu hususta aynı ritmi yakalamalı, el birliğiyle bu yükleri vatandaşın omuzundan alabilmelidirler. Elbette kadim bir mirasın temsilcisi aziz milletimizin geleneksel şubelerinden olan komşuluk müessesi de işlevselliğini azami ölçüde ortaya koymalıdır diye düşünüyorum.

Ya biz vatandaşlar ne yapmalıyız? Bizler ise bu ve benzer tabloların her neresinde isek; gerek iş arkadaşı gerek komşusu gerek dostu ve gerekse akrabası olduğumuz pozitif vakaların, imkanlarımız dahilinde yanlarında olduğumuzu hissettirebilmeliyiz.

“Komşusu açken tok yatan bizden değildir” buyuran o kutlu dilin hitabına layık olabilmeli ve bir tas çorba ile dahi olsa virüsle birebir mücadele eden canlarımıza varlığımızı ispat edebilmeliyiz. Gün birlik zamanı, vakit pandemi olsa da dirayetli ve hayırsever gönüller için fırsat mevsimidir. Devletimiz dünyaya örnek bir pandemi mücadelesi ile insan merkezli mücadelesini sürdürürken, bizler de bu toprakların yılmaz bekçileri olarak taşın altına yüreğimizi koyabilmeliyiz. Birlikten kuvvet doğar. Türk milletinin kuvveti virüsü de boğar, evelallah.

IRKÇILIK DA PANDEMİK BİR VİRÜSTÜR

İnsanın insana üstünlüğünün erdem ve irfan ile olduğunu bize muştulayan medeniyetimiz her türlü ayrımcılıktan beri bir zeminde mensuplarını konumlandırmıştır. Vicdan ve hak temelli hiçbir anlayışın benimseyemeyeceği ırkçılık ise; medeniyetimizden fersah fersah uzakta, kendilerini demokrasi maskesi altına gizlemiş küresel hainlerin eğlencesi olmuştur!

Son olarak PSG-Başakşehir FK maçında hortlayan ve dördüncü hakem eliyle dünya kamuoyuna mal olan ırkçı söylem hadisesi de bizleri tekrar düşünmeye sevk etmiştir.

Ten renkleri ile ayrım yapanların kalp renkleri hangi renkte acaba? Bulanık ve balçık zihinleri ile hangi aydınlığı ve demokrasiyi müjdelemekteler? “Siyahın beyaza, beyazın siyaha bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir.” Hadis-i Şerif’i ile aydınlanamayanların karanlıklarının şerrinden sana sığınırız Ya Rab!

Keşke toplum olarak (ve de haklı olarak) Romen hakeme gösterdiğimiz tepkinin yarısını, ülkemizde ırkçılık yapan sporculara karşı da gösterebilseydik! Vazgeçtim, ödül verip itibar etmeseydik daha tutarlı olmaz mıydık?

Unutmayalım, ikiyüzlülük ile yüzsüzlüğün çok az farkı vardır.

<p>Iraklı yetkililer intihar saldırılarının art arda gerçekleştiğini ve saldırganların Tayaran Meyda

'Bağdat'taki saldırıda DEAŞ ihtimali güçlü'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Vitrin mankeninin içinde ne var? Fenomenler herkesi şaşırtmaya devam ediyor

Uludağ'a yerleşen çiftin kentten uzak sıra dışı hayatı