• $31,4676
  • €33,8653
  • 2063.15
  • 9193.69
27 Kasım 2022 Pazar

Antibiyotikler ve antipatik tüketimler

Bu hafta Dünya Antimikrobiyal Farkındalık Haftası. Bu münasebetle konuya ilişkin birkaç kelâm etmek istedim, sevgili okurlarım. "Antimikrobiyallerin gereksiz ve/veya aşırı kullanımıyla gelişen "antimikrobiyal direnç" tüm dünyanın karşı karşıya olduğu küresel bir sağlık tehdididir. Bunun sonucu olarak tedavi süreleri uzamakta, hastalık ve ölüm oranlarında artışlar meydana gelmektedir.

Bakalım antimikrobiyal direnç tablosu dünyamıza verilerle birlikte nasıl yansımış:

"19 Ocak'ta saygın tıp dergilerinden The Lancet'te yayınlanan analize göre 2019'da 4,95 milyon insanın antimikrobiyal direncin rol oynadığı hastalıklardan öldüğü tahmin edilmektedir.

Bunlardan 1,27 milyon ölüm, antimikrobiyal direncin doğrudan sonucuydu.

Bu sonuç, ilaca dirençli enfeksiyonların, HIV/AIDS (864.000 ölüm) veya sıtmadan (643.000 ölüm) daha fazla insanı öldürdüğü anlamına gelmektedir.

2050 yılına kadar yılda 10 milyon insanın ölüm nedeni olması beklenen antimikrobiyal direnç, Birleşmiş Milletler ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından "en büyük ve en acil ele alınması gereken küresel tehlike" olarak tanımlanmaktadır."

Antibiyotiğe milyarlarca lira harcayan Türkiye, antibiyotik kullanımı ve direnç sorunu konusunda maalesef dünyada birinci sıradadır.

Bu sevimsiz birincilik nedeniyle ülkemizde insan sağlığı, gıda güvenliği ve geleceği büyük bir risk altındadır.

Bu nedenle maalesef artık günümüzde antibiyotiklerle savaşır hale geldik.

Bu gerçekten hareketle doktorlarımız gereksiz antibiyotik reçete etmemeli, hastalar antibiyotik yazılması konusunda ısrarcı olmamalı, dost tavsiyesi ile antibiyotik kullanılmamalıdır.

Dünya genelinde üretilen antibiyotiklerin yüzde 70'e yakınının hayvanlarda kullanıldığını ve besin zinciriyle insanlara aktarıldığını ve bu durumun hem hayvanlarda hem de insanlarda önemli bir antibiyotik direnci nedeni olduğunu biliyoruz. Bu sorunla ilgili gerekli önlemlerin bir an önce alınması hayati önem arz etmektedir.

Burada çok önemsediğim bir hususa dikkat çekmek istiyorum.

Yapaylığın insan davranışlarından tutun da tüm gıda ve tüketim sahasına sirayet ettiği bir dünyada yaşıyoruz maalesef. Ya da yaşamak için mücadele ediyoruz diyelim. Hal böyle olunca saf ve doğal olanı mumla aramak düşüyor bize de.

Her hastalığın bir uzmanı olduğu gibi her hastalığın bir ya da birçok da tıbbi ilacı vardır. Ama en önemlisi kişinin kendi hastalığının bilincinde olması ve kendi kendinin doktoru olarak tıbba ve meslektaşlarıma yardımcı olabilmesidir. Gerek hastalanmadan önce alınacak tedbirler gerekse hastalıkla birlikte yaşanacak ve şifa sonrası dönem için de bu böyledir.

Kümülatif bir ele alış lazım bu fayda merkezini oluşturmak için.

Sağlıklı ve düzenli beslenme, spor merkezli ve hareketli yaşam tarzı, stresten uzak hayat planlaması ve elbette tütün ve mamullerinden ve tabii ki alkolden uzak tertemiz bir dünya ile bu mümkün olabilir. Antimikrobiyal ilaçlar insan iradesine ve mücadelesine tabidir diye düşünenlerdenim. İlaçların ana unsur olmadan, hayatımızda başköşeye oturmadan var olmalarından yanayım.

Bağışıklık düşmanı modern hayatın, sanayileşen ve duman altı olan dünyanın ortasında güçlü bağışıklık sistemleri ile var olabiliriz ancak. Çağa yenilmeyen bireyler olmak istiyorsak çağın "mikroplarına" karşı savunma sistemimiz olan bağışıklığımızı en üst seviyede tutabilmeliyiz. Antimikrobiyallerin öz mücadele gücümüzü devralmasına izin vermeyelim. Aşırı ve bilinçsiz ilaç tüketiminin vücudumuzdan dünyaya yayılan sağlık, ekonomi ve gelecek yıkımı olduğunu unutmayalım...

Sağlıkla kalınız.

<p>Hurma pazarına tekeline alan İsrail, yaptığı ihracatla  ekonomisini güçlendiriyor. Satın alınan h

Ramazan öncesi dikkat! Hurmada 'İsrail' oyunu

Eskişehir'de binanın garajı yandı! 30 kişi dumandan etkilendi

İkinci el otomobil alacaklar dikkat! Bu arabalar 150.000 TL ile 350.000 TL arası…

Pandalar 17 yıl sonra Çin'e gönderildi