• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
31 Mart 2013 Pazar

Orhan Doğan bugünleri görseydi

Karşımdaki o genç kadını yakından tanıyınca, yarım asırlık ömrüne çok şeyi sığdırmış, Kürt siyasi hareketinin efsane ismi Orhan Doğan'a hayranlığım kat be kat artmıştı. "Güzel insanlar güzel evlatlar yetiştiriyor" diye geçirmiştim içimden. 
Geçtiğimiz 21 Mart'ta, tarihi Newroz'da Ayşegül Doğan'ı düşündüm. Merak ediyordum, Orhan Doğan'sız, babasız orada olmak nasıldı? O meydanda kaç anasız-babasız çocuk, evlatsız ana-baba vardı? Kendi dilinde konuşabilmek, şarkılar söyleyebilmek, kendi renklerini taşıyabilmek için öyle ağır bedeller ödenmişti ki!
Geçenlerde birinden dinledim. Newroz'a siyah bir milli kıyafetle katılmış Ayşegül. "Neden siyah giydin?" diye soranlara, "Beyaz giymek için henüz erken!" yanıtını vermiş ve eklemiş, "Çok umutluyum. Ancak yaşadıklarımızı, yasımı da unutmak istemiyorum. Geleceğe öfkeyle bakmaktan söz etmiyorum. Sadece 'unutmayalım' diyorum!"
Daha fazlasını öğrenmek için aradığımda nezaketle teşekkür edip sessizliğini koruyacağını söyledi. Bunca zamandır "konuşmama" erdemini gösterebilmiş bir evlada ne denir? Teşekkür edip kapattım telefonu ve Ayşegül'ün 2010 yılındaki barış sürecinde derlediği o kitabı açtım.

YARIDA KALAN HAYAT-NŒV JİYAN... 
29 Haziran 2007'de, kalp krizi geçirdiği Doğubeyazıt'taki konuşmasında son sözleri, "Size barışı getiremediğim için özür dilerim" olan Orhan Doğan'ın savunmaları ile söyleşilerinin yer aldığı kitabın önsözünde diyordu ki Yaşar Kemal, "İkimiz de biliyorduk: Bu savaş bitecek!" 
Ayşegül'ün o ilk sohbetimizde söylediklerini hatırladım. 
"2 Mart 1994'te, babamın Meclis çıkışı sivil polisler tarafından ensesinden tutularak gözaltına alındığı o an'ın fotoğrafı var ya, o sadece bizim 7 kişilik ailemizin yaşadığı acının, babamızdan 10 yılı aşkın süre ayrı kalışımızın fotoğrafı değildir. Yakılan, boşaltılan köylerin, dışkı yedirilen insanların, faili meçhul cinayetlerin fotoğrafıdır."
Ailesi, Orhan Doğan'ın vefatının ardından Özgür Gündem'e tam sayfa ilan vermiş, onun savunmasından şu cümleyle seslenmişti geride kalanlara, "Demokrasi adına bedel ödedik, feda olsun!" 

YENİ BİR DİL İHTİYACI
Uzun yıllardır bedel ödeyen bir halk kendi kaderini tayin için en önemli adımı atmışken birileri kalkmış onlara üst perdeden akıl veriyor. Türk tarafı adeta, "Oldu da bitti maşallah!" havasında. Öyle sakil görünüyorlar ki!
Ayşegül'ün sözleri onları görünce daha da kıymetlendi benim için. "Geçmişteki acıları unutmadan geleceğe umutla bakabilmek..."
Nîv Jiyan şu cümleyle başlıyordu, "Bu ülkenin zayıf belleğine... mütevazı bir hatırlatma..."
Ve diyordu ki Ayşegül sunuş yazısında, 
"Mevcut gündemin hafıza ve algı ayarlarımızı bozan hızı aslolanı alt ettiği için, bugüne göndermeler yapan, hâlâ güncelliğini koruyan analizler içeren bu derleme, hatırladıklarımızdan çok hatırlayamadıklarımızın kayıt altına alınma çabasıdır... Elbette sorun, anlama, anlatma ve yeni bir dil bulmakla sınırlı değil. Ancak kapsama alanı geniş, esnek, 'yeni bir dil', bu 'dil'de konuşabilme niyet ve becerisinin ne kadar kolaylaştırıcı hatta çözümleyici olduğunu da fark edeceksiniz."

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

UNESCO'nun geçici listesindeki Yesemek'te 15 heykel gün yüzüne çıkarıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Siirt'te toplu açılış törenine katıldı

Ürdün'ün Salt kentindeki müze dünyanın en küçük Kuran-ı Kerim'ine ev sahipliği yapıyor