• $8,3224
  • €10,1163
  • 499.127
  • 1454.25
16 Haziran 2013 Pazar

Kışla için neden halk oylaması yapılamaz?

Başbakan Erdoğan dedi ki, “Topçu Kışlası için yargının nihai kararını bekleyeceğiz. Mahkeme ‘hayır’ derse projeden vazgeçilecek. Kışlaya izin çıksa bile İstanbul’da halk oylaması yapılacak.” 
Önce plebisit, ardından referandum denilen bu işin Türkiye hukukundaki karşılığı ‘halk oylaması’dır. Farklı kavramlar kullanılarak kafa karışıklığı yaratılsa da bu işin Türkiye hukuk sistemi içinde yapılamayacağı açıktır. Kanıtı da kapı gibi duran Danıştay içtihadıdır. İçtihat kararının sorumlusu ise Melih Gökçek(!) 
İşte referandumla ilgili Türkiye’deki tek içtihat... 
Ankara 10’uncu İdare Mahkemesi’nin, 2000/822 esas, 2000/1208 karar numaralı davasının, davacısı Avukat Sedat Vural, davalı ise Ankara Büyükşehir Belediyesi idi. 
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Başkent’in Hitit kursu olan amblemini minareli logo ile değiştirmeyi kafasına koymuştu. Tartışmalar üzerine 2000 yılında amblemi referanduma sunmak istedi. Ancak Belediye Meclisi’nin referandum kararını Anayasa ve yasalara aykırı olduğu gerekçesiyle dava eden Avukat Sedat Vural davayı kazandı. 

MAHKEME’DEN DEMOKRASİ DERSİ 
Mahkemenin kararının özeti şuydu: Belediyeler böyle bir konuda referandum yapamaz. Toplumu ilgilendiren konularda halkın görüşüne başvurmak demokrasinin gereği ise de bu, idareye oy kullanımı sonucunda işlem tesis etmek ve idarenin kendisini bağlaması anlamını taşımamalıdır. Öyle olursa demokrasi, çoğunluğun istediğini yapması biçiminde anlaşılır ki, bu yanlıştır! 
Büyükşehir Belediyesi kararın iptali için Danıştay’a başvurdu ama Danıştay 8’inci Dairesi mahkemeyi haklı buldu. Böylece referandum konusundaki tek içtihat oluştu.                   
Gökçek’in Kızılay Meydanı’nı bariyerlerle çevirerek halka kapatması uygulamasını da dava eden Vural o davayı da kazanmış, referandumu Yüksek Seçim Kurulu’na şikayet etmiş ve YSK tarafından da haklı bulunmuştu. 

“HUKUK DEVLETİ KOMİK DURUMA DÜŞER” 
Av. Sedat Vural ile Başbakan Erdoğan’ın referandum açıklamasını konuştuk. Dedi ki... 
“Benim açtığım davanın sonucunda verilen karar içtihat niteliğindedir, hâlâ yürürlükte olan yasalara dayandığı için de geçerlidir. Belediyeler köylerin birleştirilmesi ve sınırlarının tespiti konusunda halkoylamasına gidebilir. Onun dışında sadece hukuken bağlayıcılığı olmayan anketler yapabilir. Sayın Başbakan’ın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bir uygulaması konusunda yetkisi, görevi yoktur. Anayasal anlamda kendisini de zor durumda bırakıyor. Artık bu işten çekilmek zorunda. İdare işlev ve uygulamalarının hukuka aykırılığının tespit edileceği yer yürütme değil, mahkemelerdir. Hukuk devletinde olmayan bir şey için kendisini bağlayacak bir referandum yaparsa dünyanın gözü önünde komik duruma düşeriz.”  

Not: Hukuk devleti olsa da yargı kararları Türkiye’de kimi zaman hiçbir anlam taşımıyor. Örneğin Ankara, hâlâ eski amblemi olan Hitit kursuna kavuşamadı. 
  

<p class='MsoNormal'>Süper Lig'i şampiyon tamamlayan Beşiktaş, salgında  tüm rakiplerine büyük fark

Şampiyon Beşiktaş! Fenerbahçe ve Galatasaray'ın hataları neydi?

Yer siyah, gök beyaz; şampiyon Beşiktaş!

Filistinlilerin evleri yerle bir oldu

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı