• $7,3524
  • €8,9312
  • 438.466
  • 1544.26
21 Ağustos 2011 Pazar

Kandil değil hükümet Öcalan'ı dinlemiyor

Düne kadar açılıma alkış tutanlar bir anda savaş çığırtkanı oldular. Oysa inadına 'barış' demek gerekiyor. Açılımın çözümle sonlanmasını ümit etmek gerekiyor. Başbakan'a yakın isimlerle konuşuyoruz, 90'ların merkez medyasını aratmayan muhafazakar basını onlar da eleştiriyorlar.
***
BDP lideri Selahattin Demirtaş'la önceki gün Başbakan'a yaptıkları 'İmralı ile pazarlık açıklansın' çağrısını konuştuk. Bir süredir dillendirilen Kandil'in Öcalan'ı dinlemediği yönündeki senaryoları, komplo teorisi olarak nitelendiren Demirtaş, 'Kandil Öcalan'ı dinlemiyor değil, hükümet Öcalan'ı dinlemiyor. Problem burada' dedi.
Öcalan'ın iki yıl önce Suriye'ye dikkat çektiğini söyleyen ve 'sıra İran'a da gelecek' dediğini hatırlatan Demirtaş şöyle konuştu, 'Bu mesele her geçen gün daha fazla uluslararası hale geliyor. Öcalan bu konuda, biz beraber çözmezsek yarın fırsatı kaçırmış olacağız. Türkler ve Kürtler adına bu meseleyi başkaları çözecek ve o çözüm hiçbirimiz için iyi olmayacak demişti. Bütün bunları Öcalan görüyor da hükümet göremiyor mu?'
Ahmet Altan dün Taraf'taki köşesinde 'bir ümit' diyerek iyimser bir senaryoyu gündeme getirdi. Buna göre, ekim ayında Barzani ile Talabani liderliğinde bir Kürt kongresi yapılacak ve PKK süresiz ateşkes ilan edecek...
'İki yıldır konuşulan bu kongreye dair hiçbir hazırlık yok' diyen Demirtaş şunları söyledi, 'Ortada PKK'nin silah bırakacağına dair hiçbir somut bilgi yokken bu tür senaryoları gerçekçi bulmuyorum. Bunlara bel bağlamaktansa hükümetin müzakerelerle barış yolunda adım atacağını ifade etmesi, Başbakan'ın iyi niyet göstermesi bir günde silahları susturur.'
Geçtiğimiz günlerde 'PKK iyi yapmıyor' diyen Demirtaş bir kez daha silahlar sussun dedi...
'İki tarafın da elini tetikten çekmesi lazım. Bu iş çift taraflı durmadığı sürece silah silahtır, mermi mermidir. Biz defalarca askeri operasyonlar durdurulsun, bu kadar PKK'li öldürüyorsun, yarın başka ölümler olacak, kötü şeyler olacak dedik, dinletemedik. Bazı köşe yazarlarını okuyorum, devlet bu işi şiddetle çözer diyorlar. 3-5 ay sonra bu gerilim başka bir noktaya gelecek. Bu iş etki-tepki meselesidir. BDP'yi hırpalayıp, Kandil'i bombalayıp, Öcalan'la müzakereden vazgeçerek bu iş çözülmez. Bu mesele hala içinden çıkılmaz halde değil. Toplum, siyaset çılgınlaşmadan bizler konuşabiliriz.'

İyi niyet görürsek Meclis'e geliriz
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay NTV yayınında BDP'nin Meclis'e gelmemesini eleştirdi. O sözleri sormak için aradığım BDP destekli Diyarbakır Bağımsız Milletvekili Şerafettin Elçi, 'Biz gelmek istedik ama önümüzü tıkadılar' dedi ve ekledi, 'Yeter ki, hükümetten iyi niyet, samimiyet görelim. Meclis'e de geliriz, ortalığın yatışması için yapıcı olmaya da çalışırız.'
Elçi'ye iyi niyetten kastının ne olduğunu sordum. Yanıtı şöyle oldu, 'Söz verilsin, askeri operasyonlar durdurulsun.'
İyi de PKK durmuyor ama! Bu tepkim üzerine Elçi şunları söyledi, 'Bu iş Silvan'dan önce başladı. Dersim olayı ve sonrasını hatırlayın. Defalarca çağrı yaptık, olmadı. Örgüt durur. Yeter ki askeri operasyonlar dursun!'

Tekin: Değişimden korkanların bana karşı kampanyası
Gürsel Tekin, CHP'de artık Basın ve Propagandadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı... Tekin'le CHP MYK'daki değişimi ve tırmanan şiddeti konuştuk.
'Örgüt Tekin'den alındı... Kılıçdaroğlu artık tek adam...' yorumları yapılıyor.
Uzun süredir değişimden korkan kesim bu kampanyayı başlattı, bu dedikoduyu yarattı. Benim için hiç önemli değil. Türkiye çok tehlikeli bir dönemden geçiyor. Bugünlerde ana muhalefet olarak üzerimize düşeni yapmalıyız.
Siyasi iktidara göre muhalefet terörü istismar konusu yapıyor...
CHP de MHP de son derece sorumlu davranıyor.  Sorumsuzluk yapanlar, 5 yıldır Türkiye'nin geleceğini reye tahvil edenlerdir. 2009'da açılıma ilk destek veren bendim. O tarihte, bunu bir siyasi partinin arka bahçesi olarak görürseniz, reye tahvil etmeye kalkarsanız Türkiye için çok büyük bir tehdit olur dedim.
Şiddet ortamı Türkiye'yi 90'lara götürür mü?
90'larla 2011'i karşılaştırmak çok yanlış. Parlamentonun ivedilikle toplanması, iktidarın her şeyi muhalefetle paylaşması gerekiyor. Başbakan'ın kritik meseleleri muhalefetle paylaşmama alışkanlığı var.
Askeri yöntemler çözüm mü?
Bu sorun Kürt sorunu olmaktan çıktı. Tek başına terör sorunu olarak da bakılamaz. Sorun artık Türkiye sorunudur. Sadece Kandil değil, uluslararası, yerel, genel pek çok boyutu var. Demokrasi, demokrasi, demokrasi... Başka yol yok!

<p>Taceddin Kutay Kafa Konforu'nda bu hafta, hayatın tekliflerine karşı aldığımız pozisyonu nasıl ta

'Refik'in kadar kıymetlisin hayatta...'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

40 kilometrelik alanı kaplayan Nazik Gölü'nün yüzeyi buzla kaplandı

Başkan Erdoğan, Sosyal Atama Töreni'nde konuşma yaptı