• $7,4412
  • €9,0204
  • 420.595
  • 1468.65
17 Nisan 2011 Pazar

İşte Meryem'in gülmediğinin belgesi!

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Niğde'deki Gümüşler Manastırı'nda 'Gülen Meryem' freskini gördü, çok etkilendi; 2012'de, Türkiye'yi 'Gülen Meryem' ile tanıtacağız dedi.
Kapadokya uzmanı Ayça-Yavuz İşçen çifti bizi uyardı: Ortodoks ikonografisinde Hıristiyanlar gülmez! Bu bir restorasyon hatasıdır.
Bu uyarıyı Bakan Günay'a sorduk,'Ağlayan Meryem'e inanıyorlar da gülen Meryem'e mi inanmıyorlar?' yanıtını aldık.
Bilim çevreleri 'Bu işin belgesi restorasyonu yapan arkeologda vardır, arşivlere bakılsın' dediler ama bakanlığın uzmanları araştırmaya tenezzül etmediler.
Gülen Meryem'in izini süren araştırmacı-yazar Ayça-Yavuz İşçen çifti, gerçeğe nasıl ulaşılacağını hem bakanlığa hem de biz gazetecilere bu fotoğraflarla ispatladı...

GERÇEK, ARŞİVLERDE...
İşte İşçen çiftinin 'Peribacası Kapadokya Kültür ve Tanıtım Dergisi'nde yayımladığı o yazı...
'...Kültür ve Turizm Bakanı'nın açıklaması üzerine restorasyon hatasını belgeleyebilmek için kilisede restorasyon öncesi yapılmış çalışmalara ve fotoğraflara ulaşmaya çalıştık. Yaptığımız araştırma sonrasında 1962, 63, 64 ve 65 yıllarında İngiliz Arkeolog Michael Gough'un Gümüşler Manastırı'nda çalışmalar yaptığını ve bu çalışmalarını 'Anatolian Studies' adlı dergide yayınladığını öğrendik. Dergide 'Gülen Meryem' freskinin restorasyon öncesi fotoğraflarına da yer verilmiş. Fotoğraflarda Meryem Ana'nın gülmediği hatta oldukça hüzünlü ve düşünceli bir şekilde durduğu görülmektedir.
Ayrıca, Michael Gough'ın Gümüşler Manastırı ile ilgili bir makalesi, 1965 tarihli 'Archaeology' dergisinde de yayınlanmış. Makalelerin aslını görmek isteyenler, Ankara'daki British Institute Kütüphanesi'ne gidebilirler... Önemli olan restorasyon hatası sonucu güldürdüğümüz Meryem üzerinden Türkiye'nin tanıtımını kurgulamanın doğru olup olmadığıdır. Kuşkusuz buna karar verecek olan Kültür ve Turizm Bakanlığı'dır...'

Bir fikr” takip daha...  GATA ve kobay erler...
Bugün Gazetesi mart ayı sonunda çok önemli bir habere imza attı... GATA'da 20 Mehmetçik'in onayları alınmadan kobay olarak kullanıldığını yazdı...
'Merkez medya' habere hak ettiği ilgiyi göstermedi. Medya da Türkiye gibi ikiye bölündü çünkü! Gerçek apaçık ortada olsa dahi iki taraf da sadece görmek ve göstermek istediği yeri tutuyor!
Hele hele söz konusu olan 'asker' ise bir taraf için daima 'suçlu' diğer taraf için hep 'dokunulmaz'...
Taraf olmayı inatla reddeden, benim de içinde bulunduğum azınlık ise, her iki cenahın yazdıklarının ve ortak aklın aritmetik ortalamasını almakla meşgul! Bir de fikr” takiple...
Genelkurmay'ın 'yalanladığı', Sağlık Bakanlığı'nın 'deney için bizden izin alınmalıydı' dediği o çalışmayı her iki tarafa da sordum... Karargah, 'soruşturma sürüyor' diye konuşmuyor; Bakanlık,  'olay yargıya intikal etti' gerekçesiyle susuyor.
Öğrendiğime göre GATA heyeti Sağlık Bakanlığı'na gitmiş ve moda tabirle bakanlık yetkililerini  'tatmin etmiş'!
'Gerçekten öyle mi?' diye sormak için ısrarla aradığım Sağlık Bakanlığı'nın suskunluğunu ben 'ikna oldular' diye yorumladım. Ya siz?

'İdam, devlet eliyle cinayet işlemektir'
Kamuoyu son günlerde idamı tartışıyor... Çocuk tacizcilerinin, kadın katillerinin ölümü hak ettiği konuşuluyor. Geçen yaz röportaj yaptığım Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun anlattıkları geldi aklıma.
'Tüm tecavüzcüler öldürülsün!' isyanımı şu sözlerle bastırmıştı Kanadoğlu, 'Ağır Ceza Mahkemesi başkanı iken 8 kez idam cezası vermek zorunda kaldım. Yasa emreder ama öyle zordur ki, 'evladım seni ölüme mahkum ettim' demek. Her idam kararı verdiğimde haftalarca gözüme uyku girmedi. Her ölüm cezası ömrümden ömür götürdü. Tek tesellim hiçbirinin infaz edilmemiş olmasıdır. İdam, devlet eliyle cinayet işlemektir. Bunu kabul etmek mümkün değildir!'

Sokakta Hayat Var
Her geçen gün çirkinleşen Ankara'da güzel bir sokak gördüm. Yenimahalle Belediyesi, 'Sokakta Hayat Var' tabelaları astığı Taşkın Sokak'ı trafiğe kapatmış... Barlar, restoranlar, meyhaneler, kahvehaneler... Cıvıl cıvıl, tertemiz! Tarihi Çalıkuşu Meyhanesi de orada...

30 yıl sonra Diyarbakır Cezaevi
BİR kere okuduysanız orada yaşananları ya da dinlediyseniz tanıklarından, insanlık adına öyle bir utanç duyarsınız ki! O utanç size çocukluğunuzu bile unutturur... Aklın, mantığın almayacağı her türlü işkencenin yapıldığı Diyarbakır Cezaevi'ne ilişkin 700 kişinin suç duyurusu işleme konuldu. Haftanın en güzel haberi buydu! Adalet ve Milli Savunma bakanlıkları o canilerin adını bir an önce savcıya vermeli!

<p>Başkan Recep Tayyip Erdoğan, cuma namazı çıkışı gazetecilerin sorularını yanıtladı. Başkan Erdoğa

Başkan Erdoğan: Lokantalar ve otellerle ilgili kararları Kabine Toplantısı'nda atacağız

Taksim'deki Atatürk Kültür Merkezi'nde son durum havadan görüntülendi

Dünyanın en büyük tam panoramik müzesi 1 milyon ziyaretçi ağırladı

Mavi vatan nöbetinde geçen yıl 12 bin 655 hayat kurtarıldı