• $7,3863
  • €9,0003
  • 440.023
  • 1542.45
19 Temmuz 2011 Salı

1 Ekim'e kadar cözüm mümkün mü?

Türkiye soruyor: Çözüm hala mümkün mü? Ölümlerin olmadığı, ağıtların yakılmadığı bir ülkede huzur içinde yaşamak herkesin rüyası. Ancak bu rüya her geçen gün yerini umutsuzluğa bırakıyor. Bizi bu karanlıktan çıkaracak bir yol mutlaka vardır dedik ve dört partinin temsilcileriyle görüştük.BDP, 'Meclis olağanüstü toplansın' derken AK Parti, 'Silah bırakmayanla ancak silahla mücadele edilir' yanıtını verdi. CHP, 'BDP terör örgütüyle arasına mesafe koysun' çağrısı yaparken MHP 'Bu noktaya gelinmesinin sorumlusu iktidardır' dedi. Herkesin birbirini suçladığı, karşısındakinin adım atmasını beklediği o kötü günlere mi döndük yine? Bu soruyu siyasetçilere sorduk ve bakın nasıl yanıtlar aldık

MECLiS, 'ADRES' iÇiN ÇAĞRIDA BULUNSUN - Hasip Kaplan

- Bu, bizim dört yıldır tartıştığımız bir konu. Bazı partilerin bunu bölücülük, ayrılma gibi gösterip saldırmalarının anlamı yok. Özerklik bütünlüğün sigortasıdır. Yeni anayasa sürecinde de tartışılmalıdır.

- Demokratik siyasette sorunun çözüm yeri Meclis'tir. Bu yönde adım atılırsa BDP olarak katkı sunarız. Aksi durumda, silahların konuştuğu yerde bırakın BDP'yi AKP ve CHP'nin de sesi çıkmaz. Meclis'teki tüm partiler bir araya gelsin, ortak metin koyalım ortaya: 'Kürt sorununun çözümünün yegane yeri TBMM'dir, yeni anayasa sürecidir. Çatışma ortamının giderilmesi için legal, illegal tüm kişi ve kuruluşlara çözümün tek adresinin burası olduğunu söylüyoruz. Silahların susturulmasına davet ediyoruz' diyelim. Sonra Anayasa Uzlaşma Komisyonu kuralım, Meclis tatile girmeden çalışalım. Cumhurbaşkanı da liderleri bir araya getirsin. Tutuklu milletvekillerinin durumunun çözümü de milli iradaye saygının gereğidir. Bizim olmadığımız hiçbir çözüm çözüm değildir.

İKİNCİ SİVAS KATLİAMI...
- Siyaset kurumu toplumda çözüm umutları yeşertmezse 90'lardan daha kötü bir duruma kapı aralamış olur. Çünkü 90'larda örgütle devlet arasında yaşanan çatışmaların günümüzde halklar arası bir çatışmaya evrildiği görülüyor. Birçok ilde Kürtleri hedef alan saldırılar oluyor. Aydın-Germencik'te saldırıya uğrayan Ağrılı vatandaşımız, Silvan'da öldürülen askerin kuzeni. Silvan'da şehit, Aydın'da terörist mi oluyor? Linç girişimlerinde güvenlik güçleri tarafsız davranmamaya, önlem almamaya devam ederse Sivas katliamı benzeri olaylar yaşanabilir.
- Doğu ve Güneydoğu'daki Türk vatandaşların güvenliği?
Türk vatandaşlara yönelik Türk olduğu için tek bir linç örneği yoktur. Güvenlik güçleri ile örgüt arasındaki çatışmalar dışında böyle örnek yaşanmadı.
- Spikerler ağlayarak, kamuoyunu tahrik edici yayınlar yaparsa İstanbul'un göbeğinde caz dinleyenler de Aynur Doğan'a saldırır. Medya çok kötü sınav verdi. Aynur Doğan'a karşı tepkiye tek bir parti lideri karşı çıkmadı. Bu tür saldırılar cesaretlendirildi. Meclis'teki görüşmede bu tür provakasyonların gelişebileceğine dikkat çekmiştik.

İŞİN ESASINA GİRİLMELİ
- Demokratik siyasetin, halkın temsilcilerinin yani sizin önünüzü tıkayan PKK değil mi?
Buna inanmıyorum. Kaybedilmiş her can hepimizin ortak kaybıdır. Grup başkanımız tepkisini koydu ama diğer liderlerin açıklamaları soğukkanlı değildi.
- Öcalan, 'Ben mutabakata vardım' diyor, PKK saldırıyor.  Öcalan-Kandil-BDP ayrışmasına ilişkin yorumlar doğru o zaman...
Sürekli BDP ve PKK içinde farklı görüşler var diyerek komplo teorileri üzerinde yoğunlaşanların işin esasına girmesi lazım. Gerekirse Meclis kapalı oturumda Öcalan'la yapılan görüşmeleri konuşur, görüşmelerin ciddi olup olmadığı çıkar ortaya.

'TBMM TOPLANSIN' DEMEK SAYGISIZLIKTIR - Nurettin Canikli

- Rahatsızlıklar çünkü bugüne kadar malzeme olarak kullandıkları konuları ellerinden aldık. Artık Kürt sorunu yoktur, terör sorunu vardır. Dillerinden barış ve demokrasiyi düşürmüyorlar ama ellerinden, dillerinden kin ve kan damlıyor.

- BDP'nin tutumunu kabul etmek mümkün değil. Biz demokrasinin gereği olarak esas görevleri olan Meclis çalışmalarına katılmaları için elimizden geleni yaptık. Hatip Dicle'nin, KCK sanıklarının serbest kalması için kanunu mu değiştirecektik? Bu ne hukuka ne siyasete uygundur.
1 Ekim'e kadar tatile giren Meclis'in sadece onlar için toplanmasını istemek şımarıklıktır, saygısızlıktır. Gelmeyen, boykot eden, militanvari yaklaşım sergileyen kendileri.

TÜRK MİLLETİ İZİN VERMEZ
- Anayasa çalışmaları inşallah sonbahardan itibaren başlayacak. Kimse ben olmazsam olmaz diyerek tehditler savuramaz. Makul, mantıklı şekilde gelirlerse katkı sağlarlar. Demokratik özerklik gibi ülkenin bütünlüğünü tehdit eden bir yaklaşım ve ona göre talepler kabul edilemez. Bunu ilan edenlerin derdi oradaki halkın refahı değil. Bu bir kalkışmadır! Türk milleti buna müsaade etmez. Kabadayı, tehditvari yöntemlere, orman kanunlarına başvurmak kabul edilemez.
- Sokaklara yansıyan tepki ürkütmüyor mu sizi?
Ben Türk kökenliyim, Karadenizliyim. Kürt kökenli damatlarımız ve gelinimiz var. Bu iç içe geçmişlik Türkiye'nin her yerinde var. 13 şehidimizden dolayı insanların yürekleri kan ağlıyor. Bu tür tepkiler doğal. Olaylar durulunca tepkiler de durulur. Karadeniz'e onbinlerce Kürt işçi gelip fındık topluyor, sorun yaşanmıyor. Türk milletinin büyüklüğüne bakın!

SİLAHLI ÖNLEMLE BİTECEK
- Terör örgütüyle silah bırakmadan konuşmak mümkün değil. En son olaylar gösterdi ki silah bırakma eğilimi göstermiyor. Artık daha profesyonelce, sonuç alıcı, kararlı ve yoğun şekilde silahlı tedbirin öne çıkacağı anlaşılıyor. Terör olayı Allah'ın izniyle bitirilecektir. Keşke askeri yöntemlere gerek kalmadan çözebilseydik. Hükümet olarak siyasi riskler alarak her yolu denedik. Kültürel faaliyetlerini sürdürmelerinin önü açıldı, kimse ayrı muameleye tabii tutulmuyor. Halkımız bunları gördü. Şimdi, teröre karşı silahlı mücadelenin etkin şekilde kullanılmasının yolları tartışılıyor, adımları atıldı. 
- CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu diyor ki, 'AK Parti, BDP'siz Meclis'in sonuçlarını göremedi. Bu yaz çok sıcak geçecek!'
Bu tehdit kokan BDP ağzı. Tanrıkulu Meclis'in kapandığı gün yaptığı konuşmada şehitlerimizle öldürülen teröristleri neredeyse bir tutan konuşma yaptı. Kılıçdaroğlu terör örgütüne tolerans gösteren bir yaklaşım içinde.

BDP, ÖRGÜTLE ARASINA MESAFE KOYMALI - Akif Hamzaçebi

- Kopuş olmamalıdır, olmayacaktır. Terör örgütünün eylemleri toplumsal psikolojiyi olumsuz etkileyebilir. Ancak herkesin sağduyulu olması gerekir. Vatandaşımız ayrışma içine  girmemelidir.

- BDP, 'Biz yemin edip görevimize başlamak istiyoruz, terörü doğru bulmuyoruz' diye bir yaklaşım sergilerse Meclis olağanüstü toplanabilir ama hem bizim demokratik özerlik talebimizi görüşelim hem de yemin edelim gibi bir tavır doğru değildir. BDP'nin yemin edip göreve başlaması arzumuzdur. Demokrasi, bunu gerektirir. Terörün dayattığı çözümler çözümsüzlük demektir. Bunun için BDP'ye büyük görev düşüyor. Terörle arasına mesafe koyması gerekir.

BDP'SİZ ANAYASA DOĞRU OLMAZ
- Halkın oylarıyla, Meclis'te temsil hakkı elde etmiş olan BDP'nin kesinlikle Meclis'te olması gerekiyor. BDP'nin olmadığı bir parlamentoda sorunun sağlıklı bir çözüme kavuşturulmasının mümkün olmadığını düşünüyorum ve BDP'nin olmadığı bir parlamentoda yeni bir anayasa yapılması doğru değildir. Sayısal olarak yeterli çoğunluk bulunabilir ama toplum sözleşmesi tanımına uygun bir anayasa olmaz. BDP Kürt halkının Türkiye'deki tek temsilcisi değildir. Sorunun başka politikalarla çözülebileceğini düşünen Kürt kökenli vatandaşlarımız da var.
- Türkiye'de bir Kürt sorunu olduğunu kabul etmek gerek! Kürt sorunu yoktur, terör sorunu vardır demek meseleyi hafife almaktır. Görmezden gelmek, sorunu büyütür. Sorun, farklılıklarımızı muhafaza ederek birlikte yaşamak sorunudur.
- Kürt sorunu, terörün rehinesi olmaktan çıkarılmalı. Bu sorunu örgütün elinden kurtarıp özgürce tartışabildiğimiz ölçüde soruna herkesin kabul edebileceği bir çözüm getirebiliriz. Terör hiçbir programın amaca ulaşması için araç olmamalıdır. 21'inci yüzyılda kimlik politikaları terörü araç olarak kullanmaktan vazgeçmelidir.  Terör örgütünün silahları bırakması gerekir. Demokratik her talep Meclis'te tartışılır ve toplumun çoğunluğunun destek vereceği bir anlayışla çözülebilir.
- Kılıçdaroğlu, TSK'nın motivasyonu düşük derken ne anlatmak istedi?
TSK'nın güçlü bir motivasyona sahip olması için hükümetten ciddi moral desteği alması gerekir. Bu desteğin yeterli olmadığı yönünde bir kanaati ifade etti Sayın Kılıçdaroğlu. 13 askerimizin şehit düştüğü saldırıyla ilgili bizim için esas olan Genelkurmay'ın yaptığı açıklamadır. Diğer dedikoduları ciddiye almıyoruz.

5 MiLYON KiŞi TERÖRE KARŞI YÜRÜMELİ! - Oktay Vural
- Hükümetin yanlış politikalardan dönmesini bekliyoruz. Egemenliğe yönelik darbe girişimleri meşru görülmüyor ama teröristle müzakere ediliyor. Ana muhalefetin 'Kürt sorunu' tanımıyla devreye girmesi ilginç.

- Olağan durumda gelmeyenlerin olağanüstü durumda gelecekleri ve sorunu çözeceklerini düşünmek çok yanlış. 1 Ekim'de gelsinler yemin etsinler, ellerini tutan mı var? Aday olamayacak kişileri, Hatip Dicle'yi terörle, şiddetle, YSK'ya baskıyla aday yapanlara şunu söylemek lazım, burası aşiret devleti değil! Meclis de yol geçen hanı değil!

TERÖRLE MÜCADELE YOK
- Terörle mücadele etmek dağ, bayır terörist aramak değildir. Terörün lojistik, uluslararası, iletişim ve medya desteği devam ediyorsa, tehdit ve şantajlarla siyasal iktidar kontrol altına alabiliyorsa kimseyi kandırmasınlar. Türkiye terörle mücadele etmiyor.
- Demokratik özerklik, Türkiye'nin kuruluş felsefesini ortadan kaldırmaya yönelik siyasal bir taleptir ve Türkiye'ye silah zoruyla dayatılıyor. Barış derken bunların aklında savaş, adam öldürmek var. Egemenliğin parçalanması, devletin idaresinin özerk muhtariyetler vasıtasıyla dağıtılması var. Bunlar kan üzerinden baskıyla, tehditle siyaset üreten vampirlerdir. Bu anlayışı dışlamak, hayır demek gerekiyor.
- Aynur Doğan'ın Kürtçe şarkı söylemesinin engellenmesi ya da Kürt vatandaşlara yönelik tepkiler?
Zafer işareti yapmak mıdır doğrusu? Tarkan konserini iptal etti. Toplumun hassasiyetlerinin dikkate alınması gereken bir dönemdeyiz. Müsaade edin de toplum askerine, birlik ve bütünlüğüne sahip çıksın. Şiddete, teröre karşı tıpkı İspanya'daki gibi 5 milyon kişi yürüse keşke. İnsan öldürmek masum mu, meşru mu? İnsanları etnik kimliklerine göre tanımlamak demokrasi midir?
- Kirli ve pis bir oyun var. Yeni anayasa ile milli devlet ve üniter yapıyla Türkiye'ye yönelik girişimleri hazmettirmek için bu süreç kullanılıyor mu acaba? Terör örgütü kan dökerek, kontrollü şekilde bir rol paylaştırılarak, Türkiye siyasal çözüme mecbur mu bırakılıyor?

<p>Merakla beklenen Bayraktar AKINCI Taarruzî İnsansız Hava Aracının (TİHA) 3'üncü prototipine PT-3ü

Selçuk Bayraktar bu sözlerle paylaştı: Yuvadan uçmadan önce son selfie

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Malatya'da depremin izleri devletin yardım eliyle siliniyor

Doğada yaptığı yemeklerle kentleri tanıtıyor