• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
26 Kasım 2014 Çarşamba

Hukuk Politikası-Yargıtay’ın Tepkisi

Hukuk politikasının konusu olan kurumlar, bu politikanın ne olması gerektiği konusunda karar veremezler.

Bu satırları yazdıran husus Yargıtay Başkanı Ali Alkan’ın Yargıtay ve Danıştay’ın yapısında değişikliğe yol açacak olan yasa çalışmaları üzerine yaptığı açıklamalardır.
Malumunuz Meclis’te şu sıralar görüşülen bir kanun teklifi Yargıtay ve Danıştay’ın daire ve üye sayısının artırılmasını öngörüyor. Ayrıca adli yıl açılış törenlerinin yapılmasını sağlayan kural da yürürlükten kaldırılıyor.
Adli yıl açılış konuşmalarının tarihçesini ve hangi ideolojik-siyasal işlevleri yerine getirdiğini bu köşede tamamlanmamış bir dizi tefrika etmiştim. Böyle olmakla birlikte bu törenlerin kaldırılıp kaldırılmaması konusunda kesin bir fikre sahip değilim. Bir gelenek olarak devam edebilir de. Lakin bu geleneğe hukuk politikası alanında ideolojik bir tutum içinde sahip çıkılmasının herhangi bir meşruiyetinin olmadığı açık.
Yeniden Yargıtay Başkanı’nın kamuoyuyla paylaştığı tepkisine dönelim.
Bu yılki, krizlere de yol açan, adli yıl açılış konuşmasında, Yargıda ve özellikle Yargıtay’da ayyuka çıkmış totaliter siyaset felsefesine sahip mesiyanik bir yapının işgaline tek kelime ile değinmezken, tek sorunun siyasetin yargısal alana yönelik tutumu olduğunda ısrarcı olmuştu.
Bugün yaptığı açıklamanın da aynı gerçeklik sorununu yaşadığını söylemek gerekir.
Yargıtay Başkanı’nın kendince sorunsallaştırdığı bir kaç başlığa bakalım.
“Teklifin öncesinde veya hazırlanması sırasında kurumsal ihtiyaçlar ve talepler sorulmadığı gibi, istişare arayışına da girilmemiştir.”
İlk olarak Yargıtay kurum olarak hukuk politikasının konusudur. Bir hukuk kurumudur. Hukuku yaratan irade, anayasal çerçeve dışına taşmamak şartıyla kurumlar üzerinde tasarruf yetkisine sahiptir. Kurumların ve kuralların ne ve nasıl olması gerektiğine kurumlar değil, bunları yaratanlar, yani yasakoyucu karar verir. Hukuk politikası kurumlara ait bir alan değil, topluma ve onun demokratik temsilcilerine aittir. Bu gerçeği kurum temsilcilerinin artık idrak etmesi gerekir.
İkinci olarak, bizatihi yargıya ilişkin sorunun kaynağı olan kurumlar veya kurumsal iradeler ile bu sorunları ortadan kaldırma düşüncesinde olan yasa koyucunun istişare ve müzakere etmesi gerçekçi değildir. Yediden yetmiş yediye kadar tüm Türkiye’nin konuştuğu bir sorunu yok sayan ve sorunu derinleştiren bir Yargıtay Başkanlığı’nın bu konuda muhatap alınmaması yadırganmamalı.
Üçüncü olarak da buradaki sorunun “objektif” kurumsal ihtiyaçlar veya iş yükü ile ilgili olmadığını konuşmaya gerek yok herhalde.
Sorunun kaynakları, sorunu çözme iradesini, yargı kültürü, hukuk devleti vs etiketlerle suçlarken, bunun ciddiye alınmayacağını da hesap etmeli.
“Yargıtay’ın organizasyon yönünden bağımsızlığı korunmalı” ifadesi de ayrı bir sorun. Bunu batı demokrasilerinde bir yerde konuşmamasını salık vermek gerekir. Yasa ile üretilen bir kurumun, yasa iradesinden bağımsız bir kurumsal bağımsızlığından söz etmek, yasa ve hukuk dışı kalma eğilimine işaret eder. Biz bunu vesayet döneminde gördük. 2014’te bunu yeniden duymak, oldukça tuhaf. Anayasa’nın 154. Maddesi’ni bu tuhaflığın manivelası haline getirmek isabetli değil. Darbe Anayasası dahi bunu demez.
Yargı ve hukuk adına genel geçer doğruları savunmak bir erdem, ama bunu hukuka ve tarafsız yargılama idealine en büyük zararı veren anlayış ve yapılanmaları korumak için kalkan olarak kullanmak çok sorunlu.
Elbette bu eleştiriler, yasanın bir bütün olarak ideali yansıtmadığı, bir anomaliyi ortadan kaldırmayı amaçlayan palyatif bir tedbir mahiyetinde olduğunu inkar anlamına gelmez. Demokrasisini inşa etmiş bir Türkiye’de kabul edilebilecek mahiyette yasama faaliyeti olarak düşünülemez. Lakin bu tür palyatif tedbirlerin alınmasına yol açanların, bu yasama faaliyetinden şikayet etmelerini de ciddiye almak mümkün değildir.

<p class='MsoNormal'>Fatih'te arıza yapan İETT otobüsü, vatandaşlar tarafından  yaklaşık 300 metre i

İETT otobüsü arızalanınca 300 metre itildi

Nesli tehlike altındaki şah kartal, Ankara'da tüfekle vuruldu

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!