• $8,2905
  • €10,1162
  • 489.208
  • 1444.87
25 Haziran 2014 Çarşamba

Hatalı yargılamanın yıkıcı sonuçları –I-

Yargı sistemi düzgün çalışmadığı zaman bunun yıkıcı sonuçları olur.
Balyoz Davası’nda Anayasa Mahkemesi’nin verdiği ihlal kararı, Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği ve Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin de “hukuka ve yasaya uygun” bulduğu mahkumiyet kararlarının gerçekte hukuka ve yasaya pek de uygun olarak verilmediğini gösteriyor. Yargıya çöreklenmiş bir grubun, bu hataları derin bir program çerçevesinde yapmış olmaları, bir suçtur. Bu bir yana...
Varsayalım ki, bu ve benzeri davalardaki hukuk ihlalleri yargının özensizliğinden ve buna dayalı özensizlik kültüründen kaynaklanmış olsun. Bunun yıkıcı sonuçları olur.
Balyoz, Oda TV, Ergenekon ve benzeri davalar kapsamındaki bazı figürlerin, politik tutumlarının faşizan, militarist ve darbeci olduğu açık. Teknik hukuk anlamında bu durum yapılan yargılamadaki her hatayı meşru gösterir mi?
***
Evet içinde yaşadığımız anayasal düzen, onun üzerine inşa edildiği ideolojik referanslar, bir bütün olarak hukuk düzeni ve yargı kültürü tek parti diktatörlüğü ve darbelerin ürünü.
Tek parti diktatörlüğüne giden süreçte, meşruiyet sağlayıcı pek çok rafine ve derin hazırlıklar içine girildiği inkâr edilemez. Yine 27 Mayıs Darbesi’ne doğru giden yolun taşlarının nasıl örüldüğünü, 12 Mart, 12 Eylül ve özellikle 28 Şubat sürecine giderken nasıl örgütlü, planlı ve rafine çalışmaların yapıldığını artık hepimiz biliyoruz. Hepsinde yargıçlar, hukukçular ve profesörler vardı. Basın ezici çoğunluğu itibarıyla darbelerin içinde oldu. Türk aydını ve entelektüeli, kendince şeytanlaştırdığı ve daha büyük bir kötülük olarak gördüğü toplum ve gelenekler karşısında, daima daha küçük kötülük gördüğü darbelere yakın durdu.
AK Parti kapatma davasının hazırlıklarının, daha parti kurulma aşamasında iken nasıl başlatıldığını ve hangi kurumlar ve STK’ların işbirliği içinde bu süreç için gerekli malzemeleri topladığını da gayet iyi biliyoruz.
Bu tür eylemler ve darbe hazırlıkları elbette hukuken soruşturulacak ve gereken ne ise yapılacak. Bu ülkede artık darbe veya benzeri yöntemlerle demokratik süreçlere müdahale etmeyi aklından geçirenlerin toplum içine çıkacak yüzü olmamalı ve olmayacak.
Lakin yargı bu tür suçlara karşı hukuki süreçleri başlatırken ceza yargılamasının zorunlu kıldığı prosedürlerin dışına çıkamaz. Hangi yüce amaç için olursa olsun yargılama güvencelerini ihmal edemez. İhmal etmeye başladığında pek çok şeye zarar verir.
Bir kere adalete güven ortadan kalkar. Zira adalete güven duygusu sadece bir suçtan mağdur olanlar nezdinde değil, aynı zamanda suç işlediği iddia edilenler nezdinde de korunmak zorunda. “Şeriatın kestiği parmak acımaz” diyebilmek için, gerçekten de “parmağı kesen”in “şeriat”, yani “hukuk” olması gerekiyor. Burada kastedilenin Türkiye’nin darbe ürünü anayasası ve mevzuatı değil, tüm toplumlara ortak olan hukuki güvenceler ve standartlardır. Bunda kuşku yok.
Suçla mücadele yoluyla sağlanmaya çalışılan kamu düzeni ve kamu güvenliği de bundan zarar görür. Her bir suç aynı zamanda topluma karşı işlenir. Hırsızlık suçu sadece bir kişinin malvarlığına zarar vermez. Birey ve toplum güvenliğine de zarar verir. Toplumsal düzeni bozar. Düzen bozulduğunda ise toplum çöker. Bu yüzden bu tür suçlara yönelik yargılama kuralları, toplumsal düzeni de korurlar. Adil olmayan bir yargılama, cezalandırmanın adilliğine gölge düşürür. Hem bireysel adalet bundan zarar görür hem de gerçek suçluların cezalandırılmış olduğuna yönelik inanca zarar verdiği için, cezalandırma yoluyla korunması gereken düzen korunmasız hale gelebilir. Zira gerçekten suçlu, bir kahramana dönüşebilir. Toplum içine çıkamaması gerekenler bir itibar abidesi olarak sunulabilir.
Hele bu davalar demokrasiyi koruma iddiasında ise, demokrasiye de zarar verebilir.
Ve bu tür zararları ne yürütme ne de yasama düzeltebilir.
Devam edeceğiz.

<p>Şeyma Subaşı ve  Mohammed Al Saloussi evleniyor! Haberi böyle duyurdu</p><p>Mohammed Al  S

Haftanın Magazin Başlıkları... Şeyma Subaşı Evleniyor!

Demir yoluyla taşınan bor, seramik ve mermer miktarı arttı

Bakan Karaismailoğlu, Trabzon'da inceleme ve ziyaretlerde bulundu

Osmaniye'de tarlada bulunan yaban kedisi yavruları bakıma alındı