• $7,3654
  • €8,968
  • 441.603
  • 1551.57
16 Mart 2016 Çarşamba

Babalar ve oğulları

Telefon çalar…
-Ooo babam benim, merhaba nasılsın, annemler nasıl, ellerinizden öperim.
-Çok şükür iyiyiz aslan oğlum. Sen nasılsın, iyi misin, nasıl oldun?
-Baba nasıl olayım valla, işte uğraşıyoruz, biliyorsun bizim işleri, çok zor...
-Sen canını sıkma oğlum, bakma sen onlara. Senin değerini bilenler de çok var. Bu takımda kaç tane gol attın, kaç tane kupa kaldırdın. Hepsinden öte formanın üzerinde terin var. Yolunu şaşırmış onlar, boşver değmez.
-Baba nasıl boş vereyim. 90 dakika hakaret ediyorlar, bela okuyorlar. Anneme küfrediyorlar baba, kolay mı dayanmak. Ne yapacağımı şaşırdım, sahaya çıkmak istemiyor canım valla. Futboldan soğudum.
-Oğlum bunların hepsi geçer. Sen o formayı şerefinle, onurunla, gururunla taşıdın. Taşıdığın yere kadar da devam edersin.
-Doğru söylüyorsun da baba..
-Neyse, onu bırak şimdi de, maça geliyorum yarın. Seni görmeye…
-Baba bırak gelme Allahaşkına ya, görüp ne yapacaksın. Yine küfür, kafir, bilmem ne. Akşam kampa gelirsiniz, görüşürüz..
-Oğlum ben senin 11 yaşından beri her maçına geliyorum… Ankara’ya gelmişsiniz, kaçırır mıyım…
-Peki babam, sağol, varol, gelmesen iyiydi ama sen bilirsin, hadi görüşürüz, Allah’a emanet olun…
Üç aşağı beş yukarı böyle konuşmuşlardır…
Baba yüreği, oğlunu yalnız bırakamaz, gitti maça tabii ki..
Galatasaraylı futbolcular 19 Mayıs’ın çimlerine ayak basarken en çok o alkışladı. "Aslanım benim" diye geçirdi içinden. Yıllar öncesine gitti. Henüz Umut 11 yaşındayken elinden tutup getirdiği Petrolofisi antrenmanlarını hatırladı. Derin bir nefes aldı. "Nereden nereye" diye düşündü. Ankaragücü, Trabzonspor, Toulouse derken Galatasaray forması giyen, şampiyonluklar yaşayan, kupalar kaldıran oğlunu düşündü.
Maç başladı, gözünü ondan ayırmadı. Her ne kadar o kötü tezarühatlarda epey canı sıkılsa da, "ayıptır, günahtır, haksızlık ediyorsunuz" demek istese de, sesini çıkarmadı Kemal bey. Güzel pozisyonlarda alkış gelince, koltukları kabardı, usulca "işte benim oğlum" diyerek etrafına baktı.
Maç bitti, her zaman olduğu gibi büyük bir mutlulukla ayrıldı stadyumdan. "Büyük güçlüklerle seni topa yolladık, ayakkabısıydı, eşofmanıydı zorlandık tabii, ama sen bize mutlulukların en büyüğünü yaşattın, seninle gurur duyuyorum oğlum" diye iç geçirdi ve evinin yolunu tuttu..
Sonrası malum…
Biz pazar günü oğlunun maçına giden, maçı izleyen, oğluyla hasret gideren bir baba, evine dönerken diğer canlarla birlikte...
Hakikaten söylenecek söz kalmadı…
Annesiyle, babasıyla, çocuklarıyla, eşiyle, dostuyla, futbolcular da insandır…
Unutmayalım…
Başımız sağ olsun…

<p>Trump'ın ayrılışının ardından ABD'nin 46'ncı başkanı Joe  Biden ailesiyle birlikte yemin ederek r

Joe Biden, AB ile buzları eritir mi?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Rusya'dan görenlerin aklını başından alan kareler

Enerji timlerinin zorlu öesaisi