• $8,4371
  • €10,2244
  • 492.762
  • 1441.33
08 Aralık 2013 Pazar

Yenilikçi lezzetlerin geleneksel mekânı

Mekânların başarısı birçok unsura bağlı olsa da geleneklere kavuşması için oradaki yaşanmışlıkların önemi büyüktür. İstanbul’da söz konusu yaşanmışlıklar ise ‘Park Fora’ bu konuda akla gelen ilk restoranlardandır. Çoğu iş ortaklığı, ilişki ve siyasi kariyer burada balık yerken başlamıştır. Boğaz’ın panaromik manzarası, lezzet ve servisteki kalifiye hizmet geleneğin büyüyerek sürmesini sağlıyor.

İşinin başında

Park Fora’nın başarısının en büyük sebebi markanın sahibi Ali Rıza Yılmaz’ın hâlâ işinin başında yer almasıdır. Mekânda sürekli aktif olarak müşterileriyle bire bir ilgilenen Yılmaz, 1996 yılında markayı ilk kurduğundan bu yana mutfakta aşçıbaşı Musa Değirmenci ile çalışmaya devam ediyor. Her daim popüler ve önemli misafirleri olan bu mekânda her zaman kalifiye servis alınmasında da Ali Rıza Bey’in verdiği personel eğitimi vardır. Duruş olarak gelenekçi algılansa da lezzetlerle her zaman yenilikçi olmayı başarmıştır.

Paella’sı eşsiz!

Mekânın en büyük mottosu ise ‘taze ve mevsiminde’ balıktır. Sektörde en eskilerden olması nedeniyle de en taze ürünü temin etmekte pek zorlanmıyor. Tarama, lakerda, balık mücver, levrek marine gibi çok meşhur olmuş mezeleri olsa da benim için Park Fora’nın farkı Paella’sından gelir.
İstanbul’da uzun yıllardır çoğu restoranda Paella yapılır. Siparişi verdiğinizde 15 dakika içerisinde masanıza gelir. Ama gerçek Paella tadını alamazsınız. Park Fora bu konuda duruşunu bozmadığı için İstanbul’un en lezzetli Valencia usulü Paellasını yapıyor diyebilirim. Burada Paella, sipariş üzerine masanıza gelmez. Park fora müdavimlerinin de bildiği gibi, Paella 19.00’da yapılıp 19.30’da masalara bir kaşık servis edilir. Her gün en fazla 50 kaşık çıkan Paella’nın lezzetindeki sır ise zeytinyağı ile birlikte 45 dakika boyunca demleme usülü pişirilmesi. Karışımın Türk damak tadına yakın olan Valencia tarzı olması da sevilmesinin başka bir sebebi...

Tereyağı yoğunluğunda ‘Moule Marinier’

Fransızların ünlü midye spesiyali ‘Moule Marinier’ de mekânda farklı yorumlanmış. Midye mevsiminin sonuna geldiğimiz için fırsatınız varsa gidip mutlaka deneyin derim. Genelde şarap sosu yoğunluğunun hissedildiği Moule Marinier, Park Fora’da tereyağı ağırlığında yapılıyor.
Buğulama ve ızgaraları meşhur olan mekânda Ali Rıza Yılmaz eski bir izmir geleneği olan ‘sütte balık’ı geri getirmiş. Sütle balığın birlikte olduğu bu lezzeti uzun süredir lüks bir balıkçıda yemediğinizi biliyorum. Beğeneceğinize eminim...

Tapas’ın kendi gitti, adı kaldı!

Bir ara ülkemizde de çok moda olan İspanyolların meze seçenekleri “Tapas”ın kendisi gitti adı kaldı. Konseptini tapas üzerine kuran Lucca’da bile artık masalarda pek tapas görmezsiniz. Bir başka başarılı tapas konsepti olan Torro da bu seçenekten vazgeçmiş. Hala mekânın ismi Torro Tapas olmasına rağmen mekân mutfaktan tamamıyla vazgeçip sadece eğlenceye dönmüş. Dünya mutfağında ödüllü Hardal zincirine sahip olan, Rigatoni gibi standartları çok yüksek bir İtalyan restoranına sahip olan MAR Grup’un Torro Tapas’ta bir anda mutfağı kaldırmasını kurumsallıklarına yakıştıramadım…

Köfteci Ramiz Sabancı’sız dünyaya açılıyor!

Büyük holdinglerin yeme-içme sektörüne yaptıkları yatırımların ardından köklü kurumsal firmalara talipler artmıştı. Son dönemin en gözde yatırımcısı ise Ali Sabancı. Sabancı’nın talip olduğu firmalardan biri de Köfteci Ramiz. Ali Sabancı’nın Esas Holding’i Köfteci Ramiz’i dünya markası yapacak projeler sunsa da bu flörtü olumsuz yönde sonuçlanmış. Akhisar merkezli, 25 ilde 130 şubesi olan markanın şu an şirkette aktif görev alan üçüncü kuşak temsilcileri dünyaya açılma fikrini kendi bünyelerinde hayata geçirmeye karar vermişler. Bunun sonucunda da ilk operasyonlarını Avrupa’nın tam göbeğine, Almanya Köln’e yapıyorlar. Marka, Türk nüfusunun da yoğun olduğu North Rein Westfalen bölgesinde 5 şube açmayı planlıyor. Yurtdışındaki ilk operasyonları olacağını düşünürsek hem personel hem de damak tadı için doğru bir bölge seçtiklerini düşünüyorum. Köfteci Ramiz Köln’de başarılı olursa, bölgedeki devlet teşvikini gören diğer markalarımız da Avrupa’ya buradan açılabilir…

Atiye’nin ‘çamur’ hali!

Trafiğe kapanıp, ünlü restoranların burada şube açmasının ardından en gözde buluşma yerlerinden biri haline gelen Atiye Sokak’ta mevsim şartlarının ağırlaşmasıyla çamursuz yürümek imkânsız oldu. Geçtiğimiz ay kaldırımların değişmesiyle yaşanan ‘çamur’ durumu House Cafe’nin buradaki yeni inşaatıyla ara vermeden devam ediyor. Atiye Sokak’ta randevusu olanlara ayakkabıları konusunda bir uyarı yapmak istedim…

<p>Bedir Acar, 'Görüntüler öyle acımasız ve vahşi ki 21. Yüzyılda devlet terörünün kitabını yazıyorl

İsrail aslında neyden korkuyor?

Şırnak Valisi Pehlivan, Cudi Dağı'nda konuşlu üs bölgelerinde incelemelerde bulundu

Bayram alışverişinin kalbi Eminönü ve Mısır Çarşısı sessiz

Toroslar'da baharla yeşile bürünen yaylalar görenleri kendine hayran bırakıyor