• $12,4902
  • €14,1202
  • 713.051
  • 1776.41
20 Nisan 2014 Pazar

Londralı Tom, dünyaya İstanbul’dan açılıyor!

Restoran şeflerin birer birer ‘celebrity’ olduğu şu dönemde en saygı gören isimlerin başında gelir Tom Aiken. Renksiz gözüken İngiliz mutfağını özünden pek koparmadan yorumlayan nadir isimlerden biri… İşte o Aiken’ın popüler İngiliz restoranı Tom’s Kitchen geçtiğimiz yıl D.ream bünyesine katıldı. Bu evlilikle birlikte Tom’s Kitchen Londra dışındaki ilk şubesini Zorlu Center’da açtı.
D.ream’in dünyaya açılması konusunda önemli aktörlerden biri olacak Tom’s Kitchen’ın bu ilk Londra dışı şubesi ekip için deney niteliğinde. Şimdiye kadar oldukça beğenilen mekânın başarısındaki baş aktörlerden biri şef Deniz Ahmet Köse! İyi yemek yapıp müşteriyle doğru iletişimde olan ‘celebrity’ şeflerden biri olacağına eminim.

Başarının Türk aktörü…

Tom Aiken’ın ilk uluslararası heyecanı Deniz’in istek ve becerisiyle birleşince İstanbul’un göbeğinde kusursuz bir İngiliz brasserie konsepti olmuş. Deniz, Türkiye’de aldığı eğitimden sonra Johnson&Wales Miami’de okuduktan sonra Nobu, Zuma gibi modern Uzakdoğu restoranlarında önemli görevler üstlenmiş. Tom’s Kitchen’daki sos başarısı da geçmiş tecrübelerinin yansıması diyebilirim. Mutfakta çok soğuk bir adam olduğunu duyduğum Tom Aiken ile de müthiş bir iletişim kurmuş. Bazı lezzetlerin Türk müşterilere uyumu konusunda gece yarılarına kadar konuşup, doğru reçeteyi bulmaya çalışıyorlar. Deniz, Tom Aiken’ın mönüsüne sadık kalsa da yeni şeyler denemekten kaçınmıyor. Fark yarattığı noktalarda da Aiken’dan ‘oluru’ alıyor.
Mekânın lezzetlerine gelince ise başlangıçlardaki Burrata ve Pancar ‘curred’ somon dikkat çekiyor. Mesela, Buratta’nın portakal ve kavrulmuş cevizle sunulması bir nevi ‘kaymak’ havası yaratıyor. Fırınlanmış deniz tarağının sunum şekli lezzetin bile önüne geçiyor! Peynirli makaroni, dana burger, ızgara steak sandviç Türk müşterilerin en sevdiklerin. Ana yemekler arasında ise 7 saatlik ‘kuzu kol konfit’i oldukça başarılı…

Yeni mönüye vejetaryen hazırlığı

Vejetaryenlerin isteği üzerine Deniz Ahmet Köse özel olarak ‘3 Bean Salad’ı hazırlamış. Henüz mönüde olmayan bu seçeneğin protein değeri neredeyse et kadar var. Yine mönüde olmayan bir sürpriz de çıtır kalamar! Kişniş, jalepeno, misket limon, tütsülenmiş paprika aioli ile servis edilen bu minik kalamarlar mönüye girdiği an fenomen olur.
Zorlu Center’ın ‘zorlu’ kış şartlarının bitmesiyle mekânın açık hava sahalarında saatlerce sıkılmadan oturulacak ambiyans sağlanmış. Tom’s Kitchen’ın bizim gibi gümrük tedarik denetimleri sıkı olan bir ülkede başarılı olması açacağı diğer şubeler için sevindirici. Markanın İngiliz olduğuna bakmayın! Başarılı bir şekilde büyürse, arkasındaki Türk sermayesi (d.ream) diğer markalarını da vitrine kolay bir şekilde çıkarır!

Tescil savaşları

Gün geçtikçe daha da kurumsallaşan ülkemizde en büyük sorun tescillenen isimler oluyor. Yabancılar ‘Türk gibi başla, İngiliz gibi bitir’ derler ya; bizler için de isim o başlangıcın hep önünde olur. Konseptler o isimlerle yaşar. İsime bu kadar önem verirken hiç araştırılmaz ya da alınan ismi tescil edilmez. Bu tescil problemlerinden biri de Toro. Hangisi hakiki derseniz, hem kuruluş, hem de tescil bakımında Mar grubun Asmalı Mescit’teki mekânı diyebilirim. Diğeri ise Boğazın Anadolu Yakası’nda şirin bir etçi, Toro Steak House. Mar Grup, Toro Steak’in tabelasını kaldırması için yasal yollara başvurmuş.

Nusret’le, Hikmet’in boynuz kavgası!

Buna benzer bir tabela problemi de Nusret’te yaşanmış. Nusret Gökçe’nin kitap olabilecek başarısından sonra tüm Samet, Ahmet, Fikret ile Hikmet’ler bu hikâyeden esinlendi. Duyduğum kadarıyla Nusret de bu yeni girişimcileri görmezden gelmeyip, markasını korumak adına tescil haklarını arıyor. Yeşilköy’de beklentilerin üstüne çıkan Hikmet de Nusret’in tescil hışmına uğrayanlardan. İsmindeki ‘et’ in özellikle ayrıldığı, boynuzlu logonun Nusret’e benzerliği nedeniyle markanın avukatları Hikmet’i dava etmişler. İlk dava sonucunda sürecin uzayacağını bilen Hikmet, logosundaki boynuzlardan vazgeçmiş(!) Logosunda yaptığı değişikliğin ardından Hikmet, 10 bin lira civarında tutan avukatlık masraflarını da üstlenip olayı tatlıya bağlamış!

Tolga Atalay’dan ‘Anonim’ sürprizi

Ünlü konsept danışmanı Tolga Atalay, uzun zamandır bahsettiği ‘3. nesil Türk bistrosu’ konseptini açmaya hazırlanıyor. Anonim ismin verdiği mekân önümüzdeki günlerde Kuruçeşme’deki Koru İstanbul’un içinde hayata geçirmeye hazırlanıyor. Atalay’ın konseptteki en büyük sürprizi ise, tek tabak ağırlıklı, gün boyu ve öğünsüz yeme içme ortamı sunması olacak.

5 kg et yenir mi?

Bir insan ne kadar et yiyebilir? Son günlerin en tartışılan konularından biri de bu. Bir aralar Bülent Ersoy’un 2 kilo et yemesi gazete sayfalarını meşgul etmişti. Geçtiğimiz hafta Türkiye’ye gelen, Kick-Box’ın en tanınmış figürlerinden Badr Hari benim bildiğim ‘et’ rekorlarını altüst etti. Boğaz havasıyla iştahı açılan Hari, The Market’da tamı tamına 5 kg eti tek başına tüketmiş. Etleri de mekânın işletmecisi Enis Ersavaştı dövüşçünün istediği şekilde marine edip, sunmuş. Bir oturuşta 5 kg et yemenin fazla olup olmadığını Hari’yi Türkiye’ye getiren Ara Karanfil’e sordum. Aynı zamanda ünlülerin spor danışmanı olan Karanfil ‘Badr çok yoğun antrenman yapan bir sporcu. Dolayısıyla aldığı protein miktarı fazla gibi gözükse de bunu kas ve enerjiye dönüştürebiliyor’ dedi. Yine de siz siz olun profesyonel seviyede spor yapmıyorsanız 500 gramdan fazla et yemeyin.

<p class='MsoNormal'>Aykut  Enişte 2 filmiyle beyaz perdeye dönmeye hazırlanan Melis Babadağ, iki  s

Gişeci'de Aykut Enişte 2 sohbetleri... Bölüm 2: Melis Babadağ

Galatasaray'a Malatya'da coşku seli

Hibe desteğiyle mantar tesisi kurdu! Şimdi siparişlere yetişemiyor

400 bin uçuş saatini başarıyla tamamladı! Türkiye'nin ilk milli ve özgün SİHA'sı