• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
21 Aralık 2010 Salı

Şahsi Ankara Kurultay günlüğüm

CUMA
l Ankara bürosunda kısa süreli mesai... Habercileri gözlemleme... Olası kurultay senaryolarını değerlendirme... Ankara temsilcimiz Çiğdem Toker'i 'Bırak bu işleri, gel içmeye gidelim' diye yoldan çıkarma girişimleri... Çiğdem Toker'in 'Ben sonra katılayım, biraz işleri toparlayayım' diye kibarca püskürtmesi...

l Akşamüstü 'takılması' için Papermoon... Orada geçen bir konuşma: 'Hatırlıyorsun değil mi en son buraya geldiğimizde şu arka koltukta CHP'li Akif Hamzaçebi'yi görmüştük...' Evet... 'Hani o kadınla...' Nasıl yani 'o' kadınla mı? 'Evet evet, o kadınla...'

l Ankara'ya trenle gelmek için yola çıkan Kanat Atkaya vardı mı varmadı mı? 'Kara tren geldi mi' diye mesajlaşma... Sapasağlam gelmiş, dinleniyormuş meğerse...

l Bir Ankara klasiği... Trilye'de rakı-balık muhabbeti... Ankara'ya gelme sebebi... Lakerda, fava, karides, ahtapot carpaccio derken masa genişliyor... Rakip balıkçılar aracılarla 'Bize de gelin' diye mesaj yolluyor, 'Şaka mı yapıyorsunuz' diyorum.

l Yan masadan gazeteci transferi: Yalçın Bayer aramızda... Hangi belediye ne yolsuzluk yapıyor... CHP'de işleri kimler karıştırıyor... Önder Sav üzerine 'sevgi dolu' düşünceler... Bugün kulislerde durum nedir sohbetleri... 'Yalçın Abi bunu da yaz' baskıları...

l 'Kurultay gününün akşamında ne yapılır' diye soran Serpil Yılmaz'ı 'Aaa bilmiyor musun, gece Kurultay Balosu vardır, umarım kıyafet getirmişsindir yanında' diye sarakaya almak... Bir ek: 'Her an maskeli balo da olabilir, ona göre hazırlıklı ol!'

l 'Aydın Ayaydın nerede acaba' sorusu... Bu gibi durumlarda şöhreti 'Parti Meclisi listesini Parti Genel Başkanı'ndan bile önce bilmesi'dir... İsimler, dengeler, hesaplar onda saklı... Haber geliyor: Aydın Ayaydın'ı çoktan bir kanal kapmış, canlı yayına almış bile...

l 'Alemlere akma' çalışmaları... Bilkentlilerin kostüm partisine gitme girişimleri... Parti mekanını bulamayıp Zeki Bar'da soluğu alma... Sigara yasağının olmadığı yılları bile aratacak kadar dumanaltı ortam... 'Hakkım yenmeseydi Sertab olurdum' diyebilecek bir solistin ağzından hiç bilmediğimiz, hiç bilmeyeceğimiz şarkıları dinleme: Henüz İstanbul'a gelmemiş, hiç gelmeyecek şarkılar...

l Sabaha karşı yeni Ankaralı Tuğçe Tatari'den mesaj: 'Zeki Bar'a mı düştünüz?'

CUMARTESİ
l Saat 9.00'a kurulan çalar saat... 'Snooze' düğmesine basıp 10 dakika daha uyuma girişimi... Bir daha 'Snooze' derken 10.30 gibi panikle uyanmak... Hazırlanıp Arena'ya doğru yola çıkma...

l Kurultay ortamı ferah, giriş çıkış dert değil, medya koridorunu bulma, gazetecilere ulaşma sorun değil... Hemen benim gibi 'yoklama kaçağı' arıyorum; neyse ki daha geç gelen gazeteciler de var...

l Teknolojiye en hakim gazeteci: Zaman'ın Ankara Temsilcisi Mustafa Ünal orada... Hürmetlerimi sunuyorum... Önünde bir iPad, Kurultay'da kuş uçsa not alıyor. Üstelik dokunmatik klavyede 10 kaplan gücünde.

l Kemal Kılıçdaroğlu konuşmasını bitiriyor, 'En iyi kurultay televizyondan izlenen kurultaydır' ilkesine uymak adına hemen Arena'dan kaçıyorum.

l Akşam programı için kendimizi Ankara'nın bir bileni Muharrem Sarıkaya'ya teslim etmenin rahatlığı... Ancak kodları en iyi çözen gazeteci olarak Sarıkaya'nın televizyon yorumları uzadıkça uzuyor... Buluşma saatine kadar başka gazetecilere eklemlenme girişimleri...

l Hok's'a hareket... İstanbul'da 1998 civarında gece hayatı nasılsa, Ankara'nın en popüler kulübü Hok's tam da öyle bir yer. Gençlik enerjisi dolu alt kattan, muhabbet ve huzur dolu üst kata geçiş...

l Ankaralıların 'Evlere dağılalım mı' bakışlarına karşılık olaya el koyma... 'Ercan'ı dinlemeye gidiyoruz' önerime 'Kim o, bilmiyoruz' diye reaksiyoner tavırlar... 'Ankaralıların da biz İstanbullulardan öğreneceği şeyler var demek ki' diye üste çıkma ve Section'a hareket... Ankara'nın sahnesi en iyi şarkıcısı Ercan'a peçeteyle istek şarkı yollama...

l Ben bugün ne öğrendim notu: Murat Çelik'in Murat Birsel'le, beraberinde de eşi Özlem Çelik'in de Gülse Birsel'le karıştırılabildiğini görmek... Murat Birsel, Çelik'in onda biri kadar gazeteci değil... Özlem de Gülse Birsel'den kesinlikle daha orijinal...


Üzgünüm YLMZMRGL
KAŞ yapacağım derken göz çıkarmak buna mı denir acaba... 'Oya Abla'nın Yılmaz Morgül'le yaptığı söyleşiden bahsetmiştim... 'Oyiş'in 'politik doğruculuktan' uzak tavırlarını eleştirmiştim...

Amacım Yılmaz Morgül'ü savunmak, onu tuzağa düşürmeye çalışan klişe zihniyeti eleştirmekti...

Dün posta kutuma Yılmaz Morgül'ün bir mesajı düştü... 'Özel hayatımı kimseyle konuşmam, soruları nezaketen geçiştirdim' dedi...  Zannettim ki teşekkür edecek, 'hakkımı savunmuşsun' diyecek...

Yılmaz Morgül tersten çakmasını sever... Sitem ediyor! Bu tartışmanın içinde yer almaktan rahatsız... 'Beni yaptığım yardım konserleriyle, Anadolu'nun dört bir yanına koşturmamla yaz' diyor...

***
Biliyorum, Yılmaz Morgül senede 200'ü aşkın bedava konser verir... Kar kış dinlemez Güneydoğu'ya gider, asker-sivil dinlemez kışlalara koşar...
Üstelik politik de bir insandır. Ve aslında siyaset yazarlarına bile malzeme verecek kadar renkli bir kişiliği vardır...
Bütün bunlar işin bir yanı... Ama o zaman da 'Yılmazcığım madem böyle birisin, ne işin var Oya Abla'yla' diye sormadan edemiyorum. Gerçi 'Urfa'da Oxford' misali kalkıp da bana 'Neşe Düzel röportaj istedi de ben mi vermedim' diye sorarsa da yanıtım hazır değil...

Kurultay hatırası
DÜN Mehmet Tezkan yazmış ya 'Kurultaylar gazeteciler için buluşma fırsatıdır' diye, 'Sadece Ankaralılar değil, İstanbullular da burada buluşuyor.' Tam da buna uygun bir halde 'Ankara hatırası' olsun diye İsmail Küçükkaya, Aslı Aydıntaşbaş ve Özlem Çelik'le poz verdik...

"fotot1.jpg"

Bir de not: Kurultay'daki tek yayın yönetmeni İsmail Küçükkaya insanüstü bir performansla hem gazete yönetir, hem de haber neredeyse oradadır... Hazır burada yakalamışken 'Maaşlara zam!' diye başının etini yedim!


İstanbul'un en güzel tarafı
GEÇENLERDE havalimanı yakınlarında bir yemekten çıktım, 15.30 civarıydı... Şehir merkezine 18.00'de vardım... Ne bir kaza, ne olağanüstü bir durum. Bu İstanbul'un rutin trafiği. Bu şehirde trafik ne zaman olur, ne zaman olmaz kestirmek güç. Öylece saatlerce tek başıma arabada mahsur kaldım...
Birkaç gündür Ankara'dayım, tabii bu şehrin de en güzel kısmı İstanbul'a geri dönüşü ya...
Aldı beni bir korku... Sabah erken dönsem Ankara'daki 'gündüz randevuları' aksayacak... Akşama kalsa trafik... Öğleden sonraki uçak kesin rötar yapar ve iş çıkışı saatine denk düşeriz...

Böyle kabuslarla yaşıyorum.
Sonrasında da bütün kaygılarım gerçek oluyor... Tabii ki uçaklar gecikiyor... Tabii ki trafikte hapis kalıyorum... Tabii ki eve varamıyorum...
Doğrusu, Ankara'nın en güzel tarafı İstanbul'a dönmesiyse... İstanbul'un en güzel tarafı da evden çıkmamak olabilir.

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Yeni varyant hızla yayılıyor... Kovid geçirip, tat ve koku kaybı

Beynimizin parmak izi, hastalıkları veya kişileri tanımak için kullanılabilir mi?

Nesli tehlike altındaki şah kartal, Ankara'da tüfekle vuruldu

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!