• $7,5297
  • €9,102
  • 444.45
  • 1511.83
06 Ocak 2011 Perşembe

Porno skandalının altında ne yatıyor

Bilgi Üniversitesi'nde okuyan öğrencilerin velilerinden birkaç yıldır arka arkaya okula tepki telefonları, mektupları yağıyor. En büyük şikayetlerinden biri okulda Atatürk'ün esamesinin okunmaması... Mezuniyet törenlerinde bir Türk bayrağı göremiyorlar, İstiklal Marşı okunmuyor diye tepkililer...

Çünkü İkinci Cumhuriyetçi hocalar böyle şeyleri küçümsüyor, aşağılıyor. Bunun üzerine Boğaziçi'nin bile yapmadığı Ermeni Konferansı'nın Bilgi'ye taşınması, her fırsatta 'pro-AKP' görüntüsü vermesi, ayrıca bünyesindeki liberallerin bütün gün Otto'da kafayı çekmesi gibi pek çok başka olay da tepki çekti.

Bunların içeriğini tartışmıyorum. Bazıları doğru, bazıları yanlış hareketlerdi. Bana kalırsa üniversite çatısı altında her şey konuşulabilir, her şey tartışılabilir. Ermeni Konferansı da yapılabilir elbette.

Ancak bir üniversite sadece belli bir görüşün, üstelik Türkiye'yi geriye götürmek isteyen bir sistemin akademik altyapısını hazırlıyorsa burada çarpık bir durum vardır.
Bağımsız olması gereken üniversite bir hükümete angaje görüntü çiziyorsa, öğrenciler tek taraflı eğitilmeye, hocaları kendilerini iktidara yakın olma şehvetine kaptırmışsa da sakıncalı bir şeyler oluyor demektir.

Ama bu tartışmayı bir kenara bırakalım ve gelin sonuca bakalım...
Bütün bunların sonucunda Bilgi Üniversitesi hızla öğrenci kaybetmeye başladı; ana geliri öğretim ücretleri olan bir okul müthiş bir zarara sürüklendi.
Ve üniversite haklı olarak buranın bir kurum olduğunu, gelirlerinin, giderlerinin olduğunu belirtiyor.

Peki Bilgi'de bunlar yaşanırken başka üniversitelerde neler oldu dersiniz?
Üniversitelere güven araştırmasında Bedrettin Dalan'ın Yeditepe ve Mehmet Haberal'ın Başkent Üniversitesi yükselmeye başladı. Daha fazla öğrenci çektiler. Anne-babalar çocuklarını bu okullara gitmek için teşvik ettiler.

Sonunda Bilgi Üniversitesi'nde önce İkinci Cumhuriyetçi zihniyet yavaş yavaş tasfiye edildi.

Ardından 900'lü hatlardan servet yapıp üniversiteyi kuran liberal Oğuz Özerden'in yetkileri sadece 'bar ve otopark' işletmeciliğiyle sınırlandırıldı.
Ve bilin bakalım bu otopark şirketini kim kurdu? Yandaş gazetecilerden Ergun Babahan!

Zamanla bazı liberaller tasfiye oldukları Bilgi'yi yıpratma kampanyasına başladılar gizliden gizliye... Okulsa bozulan imajını toplamaya, yeniden öğrenciler için çekim merkezi olmak için çalışmaya başladı.

Bir öğrencinin ödev olarak porno çektiği ve buna hocalarının karar verdiğini duyunca ilk olarak 'O hoca İhsan Derman mı?' diye sordum. Oymuş tabii ki. Eşi Deniz Derman'la Bilkent'ten tartışmalı bir şekilde Bilgi'ye gelmişti.

Oğuz Özerden'in yakınıydı...
Ve bu konunun kime hizmet edileceğini anlamak güç olmadı.
Oğuz Özerden ve arkadaşları bu aralar Bodrum'da üniversite, Fethiye'de dil kursu açma derdindeler. Dünyanın değişik ülkelerinden de öğrenci topluyorlar, bazı 'çok iyi bildiğimiz' okulların yolundan ilerler gibi Fethiye'de Çinlilere vs. İngilizce öğretecekler...
Bilgi'nin liberallerinin bir kısmı da İstanbul Şehir Üniversitesi'ne geçtiler. Kamuoyu bu üniversitenin adını Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun verdiği ilk dersle duydu...
Porno ifade özgürlüğü mü, üniversitede sınırlar nedir, ya da porno film çekmek bir sanat mı?

Bunlar içinden çıkılması, net bir yanıt verilmesi zor tartışmalar. Dünyanın bütün okullarında üstelik. Ama bizdeki liberaller bunun özgürlük olduğunu söylüyor.
Madem öyle...

Yeni kurumlarında, Fethiye'deki dil kursunda, İstanbul Şehir Üniversitesi'nde, Bodrum'da kurulması planlanan okulda da porno ödevi versinler, ardından da 'ifade özgürlüğü' desinler, görelim.

"sahin_k.jpg"Mükemmel fikir
Facebook'ta Bilgi Üniversitesi'ni protesto etmek isteyenler hareket geçti ve hemen bir grup oluşturdular. 'VCD' skandalın yaşandığı 'Görsel İletişim Tasarımı' bölümünün kod adı, Santral İstanbul'daki kampus binası da 'kısa filmin' çekildiği yer... Şahin K. ise Türkiye'nin 'gururu' porno yıldızı... Bu fotomontaj çok şey anlatmıyor mu?

Balbay için yeniden
Gazetecİler, Mustafa Balbay için yeniden toplanıyor. Hatırlarsınız, daha evvel Cumhuriyet gazetesinde bir etkinlik düzenlenmişti. Mustafa Balbay'ın kitapları pek çok farklı gazeteci tarafından imzalanmış, okurlar yoğun ilgi göstermişti.
Düşünün, ben de oradaydım, Mehmet Barlas da...

Mustafa Balbay'a destek vermek için, gazetecilik adına gittik... Ardından sözde günlükler çıktı, bazı arkadaşlar 'Bilseydim ben gitmezdim' dediler... (Barlas, 'Giderdim' dedi hakkını yemeyeyim.)

Sesimizi çok çıkardık, Mustafa Balbay'a olabildiğimiz kadar destek olmaya çalıştık...
Ancak Balbay bir türlü özgürlüğüne kavuşmadı.

Bu cumartesi günü bir kez daha toplanmak şart oldu. Caddebostan Kültür Merkezi'nde yine gazeteciler Mustafa Balbay'ın kitaplarını imzalayacaklar... Yıldız Kenter, Balbay'ın mektubunu okuyacak... Bekir Coşkun ve Yazgülü Aldoğan bir konuşma yapacak...
Katılacak gazetecileri de söyleyeyim: Mustafa Mutlu, Yalçın Bayer, Mine G. Kırıkkanat, Ümit Zileli, Zeynep Oral, Alev Coşkun, Orhan Bursalı, Ataol Behramoğlu, Melih Aşık, Enver Aysever, Orhan Erinç...

Bence yetmez... Daha fazlası da olmalı...
Hem diğer gazetecileri, hem de okurları cumartesi saat 13:00'te CKM'ye bekliyoruz.

Ali Saydam'ın kitabı
Güzel bir yeni yıl hediyesi oldu Ali Saydam'ın 'Eş ve Müşteri Nasıl Kaybedilir' adlı yeni kitabı... Saydam bir süre önce Bozcaada'ya kapanmış harıl harıl bu kitap üzerinde çalışıyordu, buluşmaları da aksatıyordu bu yüzden... Epeydir görüşemiyorduk, bu sayede kendisinden de haber almış oldum.

Doğrusu, ben kitabın sıkıcı 'business' kitaplarından olacağını zannediyordum ama bir kere adı bile kışkırtıcı ve sıradan olmadığının kanıtı. Birkaç sayfa karıştırdım ve 'şirket-müşteri-marka imajı-iletişim' işleriyle hiç ilgilenmememe rağmen 'Ben bile okumalıyım' dedim kendi kendime...

Ha burada... İlgilenmiyorum derken kendime de haksızlık etmeyeyim. Müşteriyi bilmem ama 'eş kaybetme' konusunda epey tecrübeliyim, belki bu sefer Ali Saydam'dan ders alırım.

<p>Türk savunma sanayisi şirketi HAVELSAN kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer risklerin tespi

İHA'lara 'milli' dokunuş: Kimyasal riskleri de tespit edecek

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Rıdvan Dilmen: Beşiktaş şampiyonluğa inanmış

Fenerbahçe'nin ardından Galatasaray... Beşiktaş'ta yüzler gülüyor