• $ 5,7551
  • € 6,3362
  • 271.602
  • 104695
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Medyadaki bu satış hepimizi etkileyecek

2008 yılında kurulan bir blog'la tarihi Newsweek dergisi bir kahve sohbetinde yüzde 50-50 ortak oldu. Efsanevi gazeteci Tina Brown'ın The Daily Beast adlı blog'u sadece Newsweek'e ortak olmakla kalmadı, aynı zamanda şirketin adı da The Daily Beast Newsweek Company olarak değiştirildi. Brown, Genel Yayın Yönetmeni olarak başa geçti.
New York medya çevreleri geleceğin ne olacağına dair teorilerle çalkalanıp duruyor. Heyecanla takip ediyorum. Tina Brown'ın New York medyasının hakkında en çok efsane üretilen iki yöneticisinden biri olması konuyu daha da cazip hale getiriyor. (Diğeri Vogue'un Anna Wintour'u.)
Bu birleşmenin neden bu kadar önemli olduğunu anlamak için önce Brown'ı tanımak gerekiyor:
- Tatler, Vanity Fair ve New Yorker. Demi Moore'u hamileyken çırılçıplak soyup kapağa koyan da o, New Yorker'a 'konuk editör' olarak Roseanne'i atayan da.
- 'Akıllı magazin' formülünün mucidi: Bugün Vanity Fair'in ve başka pek çok yayın organının temel direği olan dedikoduyla ciddi haberi, popüler kültürle siyaseti birleştiren 'karma' bir gazeteciliğin.
Bu efsane 2001 yılında büyük bütçeler ve kampanyalarla kurulan Talk dergisinin batmasıyla sarsıldı. Brown'ın son 'basılı' dergisi tutmadı.
The Daily Beast ise 2008 yılında kuruldu. 17 milyon ziyaretçisi olan ve kuruluş fikrinde Brown'ın yaptıklarından esinlendiği çok belli olan Gawker'a kıyasla çok cılız bir izlenme oranı vardı bu sitenin. Ama iki buçuk milyon ziyaretçiyle yine de kendinden söz ettirdi, dinamik habercilik yaptı. The Daily Beast'te magazinden siyasete pek çok konu vardı, ama en önemlisi canlıydı ve zekiydi.
Bir anlamda, Newsweek'te eksik olan her şey bu sitedeydi. Ancak The Daily Beast de henüz yerleşik bir marka olmamıştı dahası pek çok İnternet sitesi gibi para kazanmıyordu.
Aslında tam bir 'mantık evliliği' söz konusu.
Newsweek'in hantal yapısından kurtulması için İnternet'te hayat bulan yeni tip bir haberciliğe ihtiyacı vardı. Mevcut kadro ve zihniyetle bu mümkün değildi.
The Daily Beast ise başarılı editoryal kadrosuna karşılık basında hala geleceğin 'print'te olduğunu kanıtlıyor; çünkü şu anda hala ve sadece 'basılı kağıt' para kazanıyor, medyanın ana gelir kaynakları da burada. Ve tabii ayakta kalabilmek için 'yerleşik' bir markanın ne kadar önemli olduğunun da hakkını teslim ediyor.
Yeni Newsweek'in ciddi bir 'buzz' yaratacağı kesin. Hiçbir şey olmasa, Tina Brown efsanesinin sahalara dönmesinin yarattığı bir merak faktörü var. Her yazar, her kapak, her sayfa didik didik edilecek, konuşulacak.
Tabii beklenti çıtası da yükselecek. Tina Brown'ın yeni bir devrim yapması beklenecek.
Brown, son yıllarda beğendiği dergi olarak US Weekly'i göstermişti: Kendinden söz ettiren, kısa haberlerin olduğu, okuyucu yormayan, ünlüleri daha erişilebilir gösterilen ve açılışından arka kapağına çabuk okunan bir formül.
Bu bir anlamda Newsweek'in kısa-özet haberlerine ve ortaokul mezununun anlayacağı dille haberlerin yazılması geleneğiyle uyuşuyor.
Bir İnternet sitesiyle Newsweek gibi kurumsallaşmış bir markanın birleşmesi ise kuşkusuz sadece Amerikan medyasını değil, bütün dünyadaki gazeteciliğin seyrini etkileyecek. Medyanın geleceğini çözmek için ilk incelenecek model bu önümüzdeki.
Benzer evlilikler de kuşkusuz bu modele göre şekillenecek, tartışılacak.
Türkiye'de yerleşik hantal gazetelerdense yeni ve devrimci haber siteleri bir evliliğe gitse fena mı olur?
Bana bu giderek bir zorunluluk olacakmış gibi geliyor.
New York medyasında bu gelişmeler yaşandıkça İstanbul medyasının haline bakıp her seferinde 'Biz de nelerle uğraşıyoruz' diye içimden geçiriyorum.

İki ayar

- MEHMET ALİ BİRAND'ın bu yaptığına ancak akıl tutulması denebilir. En son TRT'de program yapan yandaş gazetecilerin 'az para' aldıklarını yazmış ve daha fazla istemelerini savunmuş. TRT'yi dolandırmaktan hüküm giymiş bir gazeteci olarak bu yazdığının nasıl anlaşılacağının farkında değil mi? Dahası, kendisi TV yöneticisi. Kime ne para verdiği, CNN Türk'te insanların hangi paralara program yaptıklarını biliyoruz. Emin olun TRT'den maaş alan yandaş gazetecilerden daha düşük ücretlere çalışıyorlar özel sektörde. Tabii Birand'ın oğlunun şirketinin Birand'ın kanalına yaptığı programların ücretini bilemiyorum; belki onlara kıyasla 'az' geliyor olabilir TRT'nin rakamları.
- İSMET BERKAN geçen gün bu iktidar döneminde korktuğunu, yazılarında otosansür uyguladığını, 'Aman hükümet bozulur mu' diye endişelendiğini söylemiş. Bazı insanların kendi basiretsizlikleri ve korkaklıkları için dönemi bahane etmeleri yeni moda oldu. Evet, şu anda bir 'baskı rejimi' var. Ama sanki İsmet Berkan bundan evvel sanki cesur, meydan okuyan, muhalif bir gazeteciydi de şimdi korkmaya başlamış... Şaka gibi... Her zaman korkaktı, her zaman birilerini ürkütmekten çekinirdi ve bu yüzden de başarısız oldu zaten. Kendi sekreterine bilgisayar aldıramayan bir yönetici korkaklığından bahsediyorum! Lütfen, baskı rejiminde mağdur rolü çalmasın.

Çakmamarka

Bİr lokantacı son zamanlarda kendisini eleştirenlere karşı medya üzerinden yanıt veriyor. Kendisine ilk olarak işletmeciliğin asıl kuralını hatırlatmak isterim: 'Müşteri her zaman haklıdır.'
Kötü yemek yapıp iyi hizmet veremiyorsan, üstelik bir de astronomik hesap dayıyorsan adının İzzet Çapa olması bu eleştirilerden muaf tutmaz.
Bu yüzden laf yetiştirmek yerine, 'En yakın arkadaşlarım bile artık beni eleştiriyor, ben nerede yanlış yapıyorum' diye kafasını duvarlara vurması en doğrusu olacaktır. Bunu yaptığı gün, son zamanlarda açtığı mekanların arka arkaya neden battığının da yanıtını bulacaktır.
Söyleyecek daha fazla sözüm de yok. Cumartesi günkü AKŞAM'daki 'kült' söyleşisini okudum; baktım ki artık o başka bir evrene geçmiş, başka bir boyutta, başka bir dil konuşuyoruz. Kendisini 'kulağını kesmesine iki adım kalan bir dahi' gibi sunmaya çalıştıkça da karikatürleşmiş...
Ne yazık ki 'deliliği' de 'dahiliği' de tıpkı açtığı mekanlar ve 'intihal' kokan tarifler, reçeteler gibi fazlasıyla 'çakma' görünüyor.
Bugüne kadar sempatikliğiyle bu çakmalığın üzerini örtebiliyordu. Artık sempatik de değil ama.

<p>Olay, Azdavay ilçesinde meydana geldi. Selahattin Karaburak´a ait akaryakıt istasyonuna, akşam sa

Akaryakıt İstasyonuna Giren Ayı Paniğe Neden Oldu

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Eski telefonların içinden bakın ne çıkardı

Avrupa'nın en değerli kiralık futbolcuları