• $9,2684
  • €10,7393
  • 525.606
  • 1409.87
19 Aralık 2010 Pazar

Kemal Bey'i kim korkuttu?

Bardağın dolu kısmından başlayalım:   

l Konuşma sıkıcıydı, sıradandı, slogan atmaya meraklı kitleyi tatmin etmedi... Ama Kemal Kılıçdaroğlu en azından somut konuştu. 'Hep şikayet ediyor, hiç çözüm getirmiyor' diyenleri haksız çıkarırcasına ilk defa ne yapacağını anlattı. 'İşsizlik sigortası' gibi projelerini kurultay kürsüsünden aktardı.

l Entelektüel referanslar içermese de herkesin anlayabileceği bir dil tutturdu. CHP elitine değil de bütün seçmen kitlelerine hitap etmek istedi.

l Ve nihayet dün Kemal Kılıçdaroğlu'nun liderliği tescil edildi. İlk defa bir CHP kongresinde 'Altan Öymen şöyle dedi' ya da 'Mustafa Sarıgül'ün hamlesi bu' gibi tartışmalar yaşanmadı. Deniz Baykal bile çok sessiz, anonssuz bir şekilde salona girdi, Antalya delegasyonuyla oturdu ve Kurultay'ı oradan takip etti. Partinin bölüneceği, hiziplerin oluşacağı ihtimalleri üzerinde durulmadı.

l Eski alışkanlıkların ve kavgaların yerine 'Bakalım, Kemal Kılıçdaroğlu söylediklerini yapabilecek mi, vaatlerini gerçekleştirecek mi' beklentileri vardı. Takipçisi olacağız kuşkusuz.

l Kemal Kılıçdaroğlu her geçen gün liderliğe daha da alışıyor; bu yadsınamaz.

Ve bardağın boş kısmı:
l Kemal Kılıçdaroğlu'nun aralarında Ali Öztünç, Umut Oran, İsa Gök'ün de bulunduğu beş kişiden konuşma öncesi bilgi topladığı, ayrı ayrı metinleri Sencer Ayata'nın bir araya getirdiği bilgisi ulaştı. Ancak Ayata iyi bir metin yazarı olmamış, ayrı ayrı metinleri iyi harmanlayamamış. Konuşma çok kuru, çok yavan kaldı. Başbakan Erdoğan'ın edebiyat bilen kalemler tarafından hazırlanan metinleriyle ister istemez kıyaslandı ve ne yazık ki Kılıçdaroğlu'nun konuşması salondaki heyecanı adeta öldürdü. Ankara Arena alkıştan 'yıkılmadı' diye özetleyeyim.

l İyi bir metin yazarı şart... Sanıldığından daha acil üstelik bu ihtiyaç. Kemal Kılıçdaroğlu'nun hitabet sanatında daha fazla çalışması, kendini geliştirmesi ve belki de 'prompter' okumayı tercih etmesi gerekiyor.

l İlk kurultay konuşmasına kıyasla sönük, heyecansız bir konuşmaydı dünkü. Oysa bu kurultay tam da gövde gösterisi yapacağı bir fırsattı. Topu taca attı.

l Türkiye'de 'iki dilli hayat' tartışmaları yaşanırken Kılıçdaroğlu'nun da ezber bozan, daha cesur çıkışlar yapacağı, gündeme damgasını vuracağı beklentisi vardı. Bu durum ister istemez 'Birileri Kemal Bey'i korkuttu mu acaba' sorusunu akla getirdi.


Henüz sadece bir  'Genel Başkan' o kadar
Ankara'da son bir haftadır yaşanan havayı aktarayım: Özellikle Deniz Baykal'ın çevresinden gelen mesajlar 'CHP'nin ekseninin kaydığı' yönündeydi. Kılıçdaroğlu'nun basındaki muhalif kalemlerin (Yılmaz Özdil, Melih Aşık gibi) bile tepkisini çeken türban, Kürtçe eğitim gibi açıklamaları ciddi bir panik yaratmış belli ki. Bazı milletvekilleri 'CHP nereye gidiyor, tabanımızı kaybedeceğiz, bu partinin omurgası sarsılacak' endişesi içindeydi.

Dahası, Kılıçdaroğlu'nun ezber bozmaya yönelik adımlarını da birer krize dönüştürdüğü, bu krizleri iyi yönetemediği kanısı hakimdi.
Deniz Baykal'ın yeni yönetime yönelik endişeleri, son haftalardaki çıkışları, partide yeniden etkin olma isteği gibi görünen tavırlarının da altında bu 'eksen kayması' tartışması yatıyordu.

Baykal, CHP'de çıkan ayrık otlarını ve aykırı sesleri çok kolay bastıran bir liderdi.
Kılıçdaroğlu'nun partiyi böleceği, hatta CHP'den bir başka parti çıkaracağı korkusu da yer etmiş anlaşılan.

Sanki bu yüzden Kılıçdaroğlu hem Parti Meclisi seçiminde hem de konuşmasında aşırı dengeli bir tutum izledi. Deniz Baykal'ı da memnun edecek, tabanı da rahatlatacak bir tutum izledi.

Ancak şu soruyu da sormak artık meşrudur:
l Kemal Kılıçdaroğlu bütün korkulardan, dengelerden sıyrılıp, ezber bozan, geçmişinden kopan devrimci bir lider mi olacak? Milli Görüş'ten kendini sıyıran bir Recep Tayyip Erdoğan'a dönüşecek ve 'Kemalist muhafazakarlığı' reddedecek mi?

l Yoksa bilindik sosyal demokrasi söylemini sürdürüp dengecilikle yüzde 20-24 arasında gidip gelen garantili CHP seçmenine teslim mi olacak?
İki kurultay konuşmasını izlemiş biri olarak Kemal Kılıçdaroğlu'ndaki değişimi kıyasladığımda vardığım sonuç pek heyecan yaratmıyor: İlk Kurultay'da 'Başbakan Kılıçdaroğlu' konuşuyordu, dün ise 'Bir sosyal demokrat partinin lideri Kılıçdaroğlu' konuştu.


Baykal krizi biliyordu
Her şey bitmiş gecenin bir saatinde 'Oh be, kurtulduk olaysız atlattık' derken krizsiz bir CHP kurultayını kutluyorduk ki... Önce telefon trafiği... Ardından masalarda istihbarat değişimi... Ve sonunda da kesinleşmiş bir klasik CHP yüzüne gözüne bulaştırma operasyonu.

Peki bu kriz önceden kestirilemez miydi? Engellenemez miydi?
Kemal Kılıçdaroğlu, oy kullanamamasından sonra Parti Meclisi'ni belirlerken de CHP'nin hiç beklenmedik bir açıdan ikinci bir gol yemesine neden oldu. 'Kadın üye' kotası yeni ortaya çıkmış bir şey değil, hesap yapmak zor değil... Tıpkı seçmen kütüğünü kontrol etmenin zor olmadığı gibi...

O zaman neden göz göre göre bu gibi krizler yaşanıyor?
Eğri oturup doğru konuşalım, CHP'nin başına gelenler tipik amatörlük sonuçları. Ne yazık ki Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi her seferinde çok basit konulardan partiye ciddi bir yıpratma yaşatıyor.

Yarın öbür gün Başbakan Erdoğan son derece kuvvetli konuşmalarının birinde 'Oy veremeyen, kurultay toplayamayan Genel Başkan' derse Kemal Kılıçdaroğlu buna nasıl yanıt verecek?
Belli ki birileri Kemal Kılıçdaroğlu'nun arkasını toplamıyor ve iyi niyetini sömürüyor. Ancak bu partide yaşanan bütün iyi gelişmelerle beraber kötü faturalar da hep onun hesabına yazılıyor. Bunu kestirememesi mümkün mü?

Bütün bu krizler önceden kestirilebilirdi... Mesela, Deniz Baykal'ın uyarılarına kulak verilebilirdi. Partinin deneyimli ismini dışlamak yerine bu tecrübeden faydalanılabilirdi.
Bu kriz çıkınca anlaşıldı bu partiyi Deniz Baykal bir arada tutuyormuş. Ve CHP'yi değiştirmek Baykal faktörü göz ardı edilerek mümkün değilmiş.

Şu kadarını bir bilgi olarak söyleyebilirim: CHP Kurultayı daha yeni bittiğinde ve henüz bu kriz ortaya çıkmamışken, medyaya yansımamışken, bizler bile farkında değilken Deniz Baykal olası bir tehlikenin farkındaydı.

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Haftanın gündemine oturan en önemli gelişmelerden biri Uzay Yolu

Elon Musk ve Jeff Bezos arasında sular durulmuyor | TeknoZone #5

Çanakkale Boğazı tek yönlü olarak transit gemi geçişlerine kapatıldı

Dünyanın en değerli 100 markası belli oldu!

Temizlik işçileri greve gitti sokaklar çöp yığınları ile doldu