• $8,462
  • €10,2351
  • 494.991
  • 1441.33
15 Ekim 2010 Cuma

Islak imzadaki gizemli dokuz kişi

Yaklaşık altı aydır hapis yatan Çiçek'in bu duruşması birkaç açıdan hayati önem taşıyor. Öncelikle tahliye kararının verilip verilmeyeceği beklentisi var elbette.

Bir diğer soru da Dursun Çiçek'in yargılanmasının Ergenekon davasıyla birleştirilip birleştirilmeyeceği.

Daha da önemlisi, bu belge üzerinde oluşan soru işaretlerinin dağılıp dağılamayacağı. Zira söz konusu belge ilk günden beri kamuoyunda çok tartışılıyor ancak hala niteliğiyle ilgili bir netlik oluşmuş değil zihinlerde.
Aslında ıslak imza tartışmalarının başına dönmek gerekiyor.

Bilindiği gibi belge ilk kez ortaya çıktığında Dursun Çiçek tutuklanmış ancak delil yetersizliğinden 48 saat sonra serbest bırakılmıştı. Ardından Jandarma Kriminal ve Adli Tıp raporlarına dayanarak tekrar içeri alındı ve aylardır yatıyor. Ancak bu iki inceleme üzerine de aile dava açtı, halen Danıştay'da görülüyor.
Avukatların bir başka talebi daha oldu.

Dursun Çiçek'i ihbar eden ve kendilerinin subay olduğunu söyleyen iki kişi yazdıkları mektubu bizzat Zekeriya Öz'e yollamışlardı. 30 Eylül 2009'da yollanan mektupta bu iki kişi 'İstenirse tanık olarak dinlenmeye hazırız' da demişlerdi.

Bu iki kişinin kim olduğu bir türlü ortaya çıkmadı. Yollanan mektubun hangi postaneden yollandığı belli olmasına rağmen görüntü kayıtları da henüz incelenmedi.

Bu belirsizlik ve kördüğümün içinde kamuoyuna 'AKP'yi ve Fethullah Gülen'i bitirme planı' olarak yansıyan belgede bir belirsizlik daha ortaya çıktı. Bu 'kağıt' ya da 'kağıt parçasının' üzerinde toplam 43 kişinin parmak izi var. Bu parmak izlerinin bir kısmının kime ait olduğu belli; belgeye dokunan savcıların, katibin, özel kalemdeki memurun vs...

Dursun Çiçek'in parmak ya da avuç izi yok...
Ayrıca belgede yer alan dokuz parmak izinin de kime ait olduğu bir türlü ortaya çıkarılmıyor. Bu gizemli dokuz kişinin belli ki belgeye bir erişimi var, dokunmuşlar, ancak kim olduğu bir türlü bulunamıyor.
Mahkeme'nin talebine bağlı olarak bu dokuz kişinin kimliği çeşitli yollarla ortaya çıkarılabilir.

Mesela o dokuz kişinin parmak izi ABD'deki bilgi bankasıyla karşılaştırılabilir... Ergenekon davasına ilişkin pek çok ses kaydının Amerika'dan sızdırıldığı, Amerika merkezli web sitelerine yüklendiğini göz önünde bulundurursak son derece isabetli bir talep bu...

Hiç değilse belge üzerinde Amerika'nın parmak izinin olup olmadığı anlaşılabilir.

Ancak Mahkeme henüz bu yönde bir talepte bulunmadı.
Bakalım pazartesi günü ıslak imza davasının makus talihi değişecek mi? Ben bu davanın seyrini en çok gizemli dokuz kişi açısından merak ediyorum.


Bu sefer neden kriz çözülmedi
Mehmet Ali Erbil'in Alevilerin tepkisini çektiği için işine son verilmesine dair yazdığım bir yazı üzerine Türk televizyonculuğunun duayenlerinden bir isim aradı...

Hatırlarsınız... Yazıda Erbil'in 'polis kafasına' kurban gittiğini söylemiştim. Doğan TV'lerin CEO'su ve Erbil'in biletini kesen
İrfan Şahin bilindiği üzere aslen bir polis.
Erbil'i de gözünün yaşına bakmadan harcadı.
Konuştuğum TV duayeni ise bir noktaya dikkat çekti...
'Unutma ki Kanal D'de yayımlanan Kavak Yelleri dizisinde bir süre önce bir köpeğin adı Hüseyin verilince bu duruma Alevi-Bektaşi vatandaşlar tepki göstermişti' diye girdi söze...

'Bildiğin gibi Hz. Ali'nin oğlunun adı Hüseyin ve bu çok ciddi bir hata. Öyle canlı yayın gafıyla geçiştirilecek bir durum değil... Alevi vatandaşlarımız da tepki göstermekte haklı' diye devam etti...

'Ancak dikkat edersen 'Kavak Yelleri' dizisi krizi çabucak aşıldı... Aleviler Türkiye'de hoşgörülü insanlardır, dizinin yapımcısı da iyi niyetli biri, İrfan Şahin de devreye girince bu krizi özür dileyerek ve hiçbir sarsıntı yaşamadan çözdüler... Sonuçta bu kriz çözülebilirdi' diye son sözünü söyledi ve 'Gerisini sana bırakıyorum artık' dedi...

Düşündüm... Hakikaten 'Kavak Yelleri' meselesini bu kadar güzel çözen bir CEO neden şimdi Mehmet Ali Erbil'i kurban eder, onu ateşe atar ve çözmek için hiç mi hiç uğraşmaz?
Neden bu kadar kolay gözden çıkardı
Erbil'i? Neden 'Kavak Yelleri'ne sahip çıktı?


Ben yokken neler olmuş

- Asmalımescit'teki iki mekanımız Otto ve Off Pera yaş günlerini kutlamışlar... Asmalımescit'in 'in' olmasında epey katkısı olan (olumlu-olumsuz) Otto beş yaşına basmış, bir sığınak olarak geçen kış kapılarını bize açan Off Pera ise ilk yaşını doldurmuş...
- Yine Asmalımescit haberi... Liberaller, yandaşlar Asmalı Cavit'e kapak atmaya kalkmışlar, oraya gelmeye, kendilerini göstermeye... Ancak acayip tepkiyle karşılaşmışlar başka müşterilerden, meyhane sefaları burunlarından gelmiş...
- Asmalımescit'in yeri-adresi her daim belli olan 'dükü' Okay Gönensin torun sahibi olmuş...
- 'Kokmayan' ve 'caz çalan' kebapçı olarak ünlenen Peymane'nin yaz başında ayrılan ortakları yollarına ayrı ayrı devam etmeye karar vermişler... Nilay, Asmalımescit'i terk ederek Beyoğlu'ndaki Otel 8'in giriş katını işletmeye başlamış... Peymaneci'ler de en son Tophane'de kendilerine yer aramaya başlamışlar...
- Tünel-Galata arasındaki yokuşa 'Que Tal' diye yeni bir tapas bar açılmış... İçkiler, yaklaşım çok iyi, yemekler emekleme aşamasındaymış...
- Şimdi adlı cafeyi sıkıcılıktan ve ölü toprağından kurtaran Gülsün Sami yoluna 'şimdilik' buradan ayrı devam etmeye karar verip, Şimdi'den ayrılmış...
- Hayır, İKSV'nin tepesindeki X'in mönüsü hala değişmemiş.



CEVAP VE DÜZELTME METNİ


www.aksam.com.tr internet sitesinin 18 Haziran 2010 tarihli yayınında "Kim Kimi Kandırıyor" başlıklı yazısıyla Oray Eğin'in Müvekkilim Balçiçek Pamir hakkındaki kötüniyetli karalama kampanyasına devam ettiği görülmektedir. Öyle ki, bu yazının, Oray Eğin'in bir gün önce köşesinde Müvekkil'e ait cevap ve düzeltme metnini mahkeme kararı nedeniyle yayınlamak zorunda kalmasının yarattığı tahammül edemezlik duygusu ve gerçek dışı haberciliğin deşifre olmasının yarattığı kızgınlık sonucu yazıldığı meydandadır.
Oray Eğin, hakkında tekzip yayınlamak zorunda kaldığı 24.03.2010 tarihli yazısında Müvekkil'in MİT'e kaset teslim ettiğini söyleyerek alenen yalan söylemiş iken, bu kere 18 Haziran tarihli yazısında yalnızca MİT'e "görüşme"den bahsetmek suretiyle kendii fadelerini kısmen düzeltmektedir. Bu durum kendisiyle ilgili olumlu bir gelişme olmakla birlikte, iyi niyetle yapılmadığı da ortadadır. Zira; Sayın Yazarımız, 18 Haziran 2010 tarihli "Kim Kimi Kandırıyor" başlıklı yazısıyla yine sapla samanı birbirine karıştırmış ve okuyucusuna yalan/yanlış bilgiler vermeye devam etmiştir. Bahsi geçen yazıda, mahkeme kararı fotoğrafı da yayınlanmak suretiyle inandırıcılık katılmaya çalışılan iddialar ile kararın hiçbir bağlantısı yoktur. Sözkonusu karar, Müvekkil Balçiçek Pamir'in bir yazısında Fikri Sağlar hakkında sarf ettiği ve mahkemece hakaret teşkil ettiği tespit edilen beyanlar nedeniyle tazminata hükmedilmesi hakkındadır. Yoksa, Oray Eğin'in iddia ettiği gibi Müvekkil'in MİT'e kaset teslim ettiği yönündeki iddiayı ispatlayan bir belge olması hukuken ve mantıken olanaklı değildir.
Oray Eğin, Müvekkil'in Fikri Sağlar'a yönelik sarf ettiği ve hakaret teşkil ettiği gerekçesiyle tazminat ödemek zorunda kaldığı beyanlarına ilişkin bir tazminat davası Müvekkil'in MİT'e röportaj kasedi teslim ettiği yönündeki iddiasının ispatı gibi sunmaya çalışmakla, kendi okuyucularına alenen gerçeğe aykırı malumat vermiş ve bu durumu da gazetecilik anlayışıyla bağdaştırabilmiştir. Bu durumun etik ve ahlak kurallarıyla ne derece örtüştüğü hususunu okuycuların takdirine bırakıyoruz.
Ayrıca ifade etmek gerekir ki; Müvekkilim Balçiçek Pamir uzun yıllar gerek yazılı gerekse görsel basında bilfiil çalışmış, yıllarını bu işe vermiş saygın bir gazetecidir. Notre Dame De Sion Lisesi mezunu olan müvekkil, eğitim kariyerini Orta Doğu Teknik Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunu olarak tamamlamıştır. Gazetecilik kariyerine henüz yirmili yaşlarda Cosmopolitan Dergisi'nde muhabir olarak başlamış, AKTÜEL Dergisinde editörlük, 1 Numara Hearst Yayıncılık A.Ş'nde Haber Müdürlüğü ve Ankara Temsilciliği görevlerinde bulunmuştur. 1999 yılında İstanbul'da Sabah Grubu'nda Grup Koordinatörü, 2002'de yine aynı bünyede Yazı İşleri Müdürlüğü görevi yapmıştır. Müvekkil bu dönemde Sabah Gazetesinde köşe yazarı olmakla beraber, yaptığı röportajlar "Pazartesi Söyleşileri" adı altında marka haline gelmiştir. Müvekkil 2007'den bu yana www.haberturk.com isimli internet sitesinde ve 2009 yılından bu yana da Habertürk Gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. Ayrıca halihazırda ülkenin en çok izlenen haber kanalı olan Haberturk logolu televizyon kanalında hafta içi her gün canlı olarak yayınlanan "BALÇİÇEK PAMİRLE SÖZ SENDE" isimli programı hazırlayıp sunmakta ve yine aynı kanalda yayınlanan "Karşıt Görüş" programı, farklı fikirlerin demokratik tartışma platformu olma fonksiyonunu ifa etmektedir.

Kamuoyuna saygıyla duyururuz.
Saygılarımızla
Balçiçek PAMİR
Vekili
Av. Emel GÖÇMEN BOZOĞLU

<p>İsrail'in Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda  şehit sayısı 14'ü kadın, 5'i çocuk olmak üzer

BMGK'nin Kudüs kararı ne olacak?

Mescid'i Aksa'da bir araya gelen Müslümanlar, Ramazan Bayramı namazını kıldı

Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nde 87 yıl sonra bir ilk

Şırnak Valisi Pehlivan, Cudi Dağı'nda konuşlu üs bölgelerinde incelemelerde bulundu