• $7,2831
  • €8,7874
  • 405.833
  • 1527.45
01 Kasım 2010 Pazartesi

Aydın Doğan'ın anlamak istemediği

Bakan atamaları, başbakanları pijamayla karşılamak, iktidarı sarsmak, yeni liderler lanse etmek gibi siyaseti tasarlayacak güçleri vardı. Bunları kullanmaktan çekinmedi. Büyük dönüşüm ise AKP hükümetinde gerçekleşti.
Doğan Grubu aslında mevcut medya gücüyle bu iktidarla da mücadele edebilirdi. Eskiden olduğu gibi tam saha mücadele etmeye kalksa belki de hükümeti değiştirebilirdi. Elinde bu oyunu oynayacak beyin takımı mevcuttu.
Ancak geri çekilmeyi, uzlaşmayı, riske girmemeyi tercih etti.
Ne de olsa iktidar oyunu bir tür kumar: Her şeyini ama her şeyini kaybedebilirdi. Yıllarla inşa edilen milyarlarca dolarlık serveti... Ya da yeni bir iktidar monte ederek daha fazlasını kazanabilirdi. İkinci ihtimalin daha düşük olduğunu fark edip, geri çekildi.
AKP hükümetinin diğer iktidarlardan bir farkı vardı tabii: Daha isyankar, daha dirençli, daha karşı koyan bir tarafları vardı. AKP'yle mücadele etmenin kolay olmayacağını anladılar.
Bunu düşünmesi için milyar dolarlık vergi cezası yeterli bir korkuluktu medya tarlasının ortasına dikilen; sadece onlara değil, hepimize bir mesaj olarak.
AKP ve Doğan Grubu arasındaki dramatik dönüşüm kapatma davasından iki gün önce yaşandı.
Hürriyet'in o zamanki yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök, Dolmabahçe'de Başbakan Erdoğan'la buluştu ve bir söyleşi yaptı. Hürriyet de bütün yazarları ve manşetiyle AKP'nin kapatılmasına karşı tavır aldı.
İşin ilginci, o sıralarda kulislerde 'AKP kesin kapatılacak' bilgisi dolaşıyordu. Son dakikada, aniden iki üye karar değiştirdi.
Bu karar değişikliğine de
Özkök'ün söyleşisi neden oldu.
Doğan Grubu ve Özkök'ün yaptığı doğru muydu, derseniz doğrudur. Hiçbir iletişim aracı parti kapatmayı savunamaz, anti-demokratik bir duruş sahibi olamaz.
Ama bu desteğin ardından gelen vergi cezaları, sürekli aşağılanma, hedef gösterilme sürecinde de insan düşünmeden edemiyor. Nitekim bu söyleşi sonunda dolaylı olarak
Özkök'ü de görevden aldı.
Artık iyice anlaşıldı ki Başbakan Erdoğan siyasette propaganda metodu olarak halkın karşısına kimi kişi ya da kurumları direkt hedef gösteriyor. Referandumu 'Yargıyı dedeler ele geçiriyor' ya da 'soy-sop' meselesi üzerine kurmadığını kim söyleyebilir?
Benzer şekilde, Aydın Doğan da iktidarın şamar oğlanı oldu. Ve Erdoğan bu koskoca medya grubunu sindirmeyi de başardı. Artık mücadele etse de faydasız; iş işten geçti.
Ne ironik ki, bütün uzlaşma çabalarına, iktidarın hoşuna gitmesi için verilen kellelere rağmen Doğan'la hükümet bir türlü uzlaşamıyor. Emin Çölaşan gönderildi, Milliyet'in başından Sedat Ergin alındı, Bekir Coşkun gazeteden ayrıldı, Hürriyet'te Özkök dönemi bitti, şimdi de Oktay Ekşi'nin kellesi yaptığı bir hatadan dolayı iktidara sunuldu.
Aydın Doğan, bu tavizleri vererek uzlaşacağını zannediyor ama yanılıyor: Nitekim medya grubunun yeniden tasarlanmasının ardından yaşanan gelişmeler de bunu doğruluyor.
Onca kelle verildi, ama sonunda Doğan Grubu ilk olarak PO'yu satmak zorunda kaldı. Medya grubu için alıcı aranıyor ve eninde sonunda Hürriyet'le Kanal D de satılacak. Dahası, medya grubuyla bu kadar oynama tirajlara da yansıyor.
Doğan Grubu bir sonraki dönem de -hemen herkes gibi- Erdoğan'ın iktidarda kalacağını düşünüyor ve buna göre hesap yapıyor.
Oktay Ekşi'nin 'hatasının' tolere edilememesi de bu yüzden. Yoksa, özür bile dilemişken bu kriz gayet güzel çözülebilirdi.
Özkök'ün görevden alınmasıyla başlayan 'Kimsenin yeri garanti değil' süreci Oktay Ekşi'nin gidişiyle beraber başka kapıları da açtı.
Göreceksiniz, önce Özdemir
İnce gönderilecek. 'Okunmuyor' olacak gerekçesi. Onu Cüneyt
Ülsever takip edecek. Özkök'ün birinci sayfa anonsları kaldırılacak ve aranan bahane de 'başyazar görüntüsü vermemek adına' olacak. 'En büyük ödül' olarak
Ahmet Hakan, Yılmaz Özdil, Uğur Dündar verilecek. Mehmet Y. Yılmaz, Sedat Ergin'le devam edecek.
Doğan Grubu böyle böyle kendini koruyacağını düşünüyor. Bu süreci de en az hasarla atlatıp elinde ne var ne yoksa çıkarmak istiyor. Eninde sonunda tıpkı Simaviler, Uzanlar, Bilginler gibi Babıali'den 'ceketini alıp' gidecek bu aile de.
Oysa Aydın Doğan bilmeli ki bu 'hesaplaşma' yayın organlarını sattıktan sonra da bitmeyecek.
Bitmediğini yakın tarihimizden iyi biliyoruz.

Erman Hoca'ya telekulak tehdidi
Spor sayfalarını pek okumuyorum, o yüzden dikkatimden kaçmış ama geçen gün odatv.com'da Altan Tanrıkulu-Erman Toroğlu arasında yer alan bir polemikten bahsediliyordu. İki Hürriyet yazarı birbirine girmiş, birbirlerini istifaya davet ediyorlar.
Erman Toroğlu diyor ki 'Bir TV kanalına beni işe alın demedin mi?'
Altan Tanrıkulu da diyor ki 'Hayır demedim, o telefon konuşmasını ispat edeceğim.'
Ve Tanrıkulu devam ediyor: 'Günümüzde artık her konuşmanın kaydı tutuluyor. Gidip o kaydı isteyeceğim, bulacağım o görüşmeyi ve mahkemeye sunacağım, böyle demediğimi kanıtlayacağım.'
Özgüvene bakar mısınız...
Sanki her konuşma kaydı her önüne gelene veriliyor...
Dahası, 'Telekulak' meselesi de normal sayılıyor artık!
Odatv.com manidar bir hatırlatma yapmış, Altan Tanrıkulu'nun Samanyolu TV'de spor yorumculuğu yaptığına dair! Belki bu özgüven oradan geliyordu, diye...
Ben o kadar fesatlık yapmayacağım. Sadece 'kendini bilmez' deyip geçeceğim.

Bazı hatırlatmalar
- Yiğit Bulut 'çakma Yiğit Bulutlar' diye kendisini taklit eden gazetecilerden bahsediyor... Çakmanın çakması olmaz...
- Liberal ağabey ve ablaların 'büyüklerle oynamasına izin verdikleri' küçük çocuk 'Anasını satana dürzü derler' diyor... Mehmet Ali Erbil'i linç edenler bunun da sakalını kesecek mi en azından?
- Gazeteci-yazar Bekir Hazar (üstelik kafiyeli) geçen gün Tito'yu Arnavutluk'un 'diktatör devlet başkanı' yapmış... Tekrar bakmasında fayda var...
- Radikal'den gönderildikten sonra -kocasının çalıştığı- Sabah'ın Pazar ekinde yazmaya başlayan Nur Çintay'ın ilk pozu Hayrünnisa Gül'le... Bir tür 'şükran borcu' mu yoksa?
- Köşe yazısında linç ve istifa sebebi küfürse... Ve küfür köşe yazısında tolere edilemezse... Neden yıllardır Engin Ardıç'ı 'kalemi kuvvetli' diye alkışlıyoruz?
- Kendi kişisel tarihinden toplumsal çözümlemeler yapmaya çalışan Reha Muhtar'a: 1-İlginç değilsin. 2-Yazamıyorsun.

<p><span>28 Şubat darbesiyle iktidardan uzaklaştırılan ve bu uğurda büyük bedeller ödeyen Erbakan'ı

CHP'nin 'Erbakan' ilgisi

Niğde'de kaçak kazı yapan 4 kişi suçüstü yakalandı

Akkuyu Santrali'nde ikinci ünitenin konsol kirişinin kurulumu tamamlandı

Adıyaman'da ''Gastropod'' nesline ait hayvan fosili bulundu