• $7,4159
  • €8,982
  • 437.687
  • 1467
31 Mayıs 2011 Salı

Amerika'nın en güçlü kadını

Geçen hafta Amerika'nın en büyük televizyon efsanelerinden biri 25 yılın ardından ekrana veda etti. Veda programı 1994'ten beri aldığı en yüksek rating'e ulaştı, bir anlamda 'zirvede bıraktı' ve Oprah Winfrey bir başka denize açılmak için izleyenlerinden ayrıldı.
25 yıldır her gün -yaz tatili dışında bir gün bile aksatmadan- Chicago'dan öğleden sonraları bütün Amerika'ya, ardından da bütün dünyaya yayılan bir program yapıyordu Oprah Winfrey. Bizimki gibi ülkelerde bile özel televizyonların başlangıcından bu yana bütün kanal yöneticilerinin 'Türk Oprah' arayışı hep sürdü.
Seda Sayan'dan Gülben Ergen'e kimler Oprah'nın Türkiye şubesi olması için denenmedi ki... Hiçbirinin Türkiye üzerindeki etkisi Oprah'nın Amerika'daki gücüyle ölçülemez.
Kendi adını taşıyan bir kanalın başına geçen, ekran macerasını oradan sürdürmeye hazırlanan Oprah'nın son programında sırrını anlamaya çalıştım.
Son derece sade bir stüdyo, aralarında Oprah'nın yakın arkadaşlarının da olduğu abartılı denemeyecek miktarda izleyici, bir tane koltuk ve fonda bir ekran.
Hiçbir konuk çağırmadan tek başına veda etti Oprah. 25 yılda nereden nereye geldiğini, ne dersler aldığını, nasıl izleyicilerle bir arada büyüyüp güçlendiğini anlatmaya çalıştı.
SAMİMİYET: Formülün kuşkusuz ilk bileşeni samimiyet. Oprah, ekran başındaki izleyicilere kendi arkadaşları gibi davranıyor ve hakkında hiçbir şeyi gizlemiyor. Daha küçük bir kızken nasıl tacize uğradığını programın ilk yıllarında anlatıyor. Sevgilisini, yakın arkadaşlarını da hep ekrana yansıtıyor, hayatını ekranda yaşıyor.
Veda ederken anne ve babasının ilk kez bir ağacın dibinde birlikte olduğunu, annesinin böyle hamile kaldığını bile anlattı.
ABLALIK: Her derde duyarlı, her konuya algısı açık ve herkesi yargılamadan kabul eden bir 'abla' aslında Oprah. Duygu sömürüsü dozunu abartmadan her türlü mağdura stüdyosunu açıyor, insanlara güven veriyor ve onların ağzından çok mahrem detayları alıyor. Komedyen Tyler Perry çocukken cinsel tacize uğradığını Oprah'ya anlatıyor mesela. Yüzü yanan bir kadın bu haliyle Oprah'ya çıkıyor ve başkalarına umut veriyor.
MANEVİYATÇI: Ruhani mesajların etkisi de var Oprah'nın başarısında: Bir dinin propagandasını yapmıyor, ama adeta kendisi bir mezhebin temsilcisiymiş gibi davranıyor. Durmaksızın 'Başınıza gelen sizin suçunuz değildir' mesajı veriyor, 'Kendi kendinize toparlanıp ayağa kalkabilirsiniz, tek başınıza başarılı olabilirsiniz' diyor. Yıllar içinde 'Secret' gibi uyduruk felsefelerin de Oprah sayesinde yayıldığını unutmayalım.
İKTİDAR: Eğer dört maddede özetleyebilirsek son olarak Oprah'nın izleyiciden aldığı güçten bir sarhoşluk değil, aksine bir paylaşım yarattığı da söylenebilir. O kadar kuvvetli, o kadar etkili ki Amerikan toplumu üzerinde Barack Obama'nın bile başkan seçilmesindeki payı herkesçe kabul ediliyor. 'Oku' dediği kitaplar milyonlar satıyor: Tanıttığı bir kitap 400. sıradan üçüncü sıraya yükseliyor mesela. 'Precious' gibi küçük bir filmi destekleyip Oscar yarışına sokabiliyor. Büyük firmaları önünde diz çöktürüyor, okullara kütüphane yaptırtıyor, milyonlarca dolarlık bağışı dudağından çıkan birkaç sözle anında toparlayabiliyor.
Her şeyden önce davasına inanıyor. Bütün yardımlarını, bütün mağdurların yanında yer almasını bir PR için yapmıyor. Elbette kaymağını yiyor. Ama duyguları da gerçek.
Samimiyetin altında herhalde Oprah'nın da 'sakatlanmış bir çocuk' olarak yetişmesi yatıyor.
Bizde genellikle pek çok sanatçı fakirlikten gelmesine rağmen şöhretin ilk gününde geçmişlerini silmek, kendilerine yeni bir geçmiş yaratmak için uğraşırlar. Acılarını unuturlar hemen. Bu da kuşkusuz samimiyeti törpüler.
Oprah olmaya en yakın figürlerden Seda Sayan ise onca yılın deneyimine rağmen kolaylıkla şöhretin büyüsüne kapılabiliyor: 'Kadırgalı Aysel' formülü tutabilecekken Akmerkez'de oturan, milyonlarca dolara hükmeden, dahası haz dünyasına kendisini fazlaca kaptırmış bir yıldız olarak algılanıyor. Yüzü yanan kadınlar ya da tecavüz mağdurları bu yüzden artık Seda Sayan'a sığınamıyor; çünkü o artık bambaşka biri.
Oysa Oprah'yı Oprah yapan hala ve ısrarla mağduriyet kartını çok iyi oynaması.
twitter.com/orayegin
facebook.com/oryegn

Yetmez ama...
Bugünü de görecek miydik?
Kenan Evren'in de o mahkeme salonuna çıkacağını, hesap vermek zorunda kalacağı bir günü...
Dün, mahkemeye ifade vermek için çağrıldığını duyunca içimi bir mutluluk kapladı.
İster 'Yetmez ama evet'çilerin zaferi' deyin, ister 'AKP'nin seçim öncesi göz boyama operasyonu...' Bir kampın, bir cenahın parçası olmadan bu adımı önemsiyorum. Bu adım bir sloganın arkasına saklanmayacak, bir gruba mal edilmeyecek kadar önemlidir.
Hangi vesileyle olursa olsun Kenan Evren'in o mahkemeye çıkması, hayatını kararttığı milyonlarca insanın üzerine yargılanmasının simgesel bir önemi var.
Tabii ki Kenan Evren sadece bir piyon, 12 Eylül tezgahının zavallı bir uygulayıcısı. 12 Eylül'ün gerçek sorumlularından hesap sormak imkansız... Bu ülkede son yıllarda 'Darbecileri yargılıyoruz' adı altında çok büyük haksızlıklar yapıldı, çok fazla insan mağdur edildi, çok aile dağıldı, insanların hayatı karartıldı. Hepsi de yapılmamış darbeyi yargılamak içindi!
Ben Kenan Evren'in yargılanmasının bir normalleşme süreci başlatmasını diliyorum. 'Azınlık raporu' misali 'işlenmemiş suçların' bilimkurgu romanı gibi peşine düşülmesindense gerçek sorumlulardan hesap sorulmasını bekliyorum. Bir de şu var tabii... Haksızlık ve suç hiç kimsenin yanına kar kalmıyor.
30 sene sonra da olsa bir gün herkes hesap vermek zorunda kalıyor. Bu gerçek bugün için de geçerli.

Buna Hasan Cemal yanıt versin
Hasan Cemal bundan bir süre önce Kandil'e gitti, Murat Karayılan'la söyleşi yaptı. Acaba medyanın 'Hasan Abi'si bu söyleşiyi özel yetkiyle mi yapmıştı? Birileri onu görevlendirmiş, o da belli mesajları Kandil'e iletmek üzere özel görev mi almıştı? Acaba Hasan Cemal bu söyleşi bahanesiyle aslında 'kuryelik' mi yaptı?
Bu soruların hiçbiri gündeme gelmedi. Çünkü hepimiz Hasan Cemal'in gazetecilik yaptığına inandık.
Yeleğini giyer, bazen Kandil'e dağ röportajına bazen de Barselona'da futbol maçına gider ve gazetecilik yapardı. Bir parça kıymeti varsa zaten bu yüzden; sahada gazetecilik yapmaya çalıştığı için.
Gazeteci Hasan Cemal'den günlerdir bekliyorum, ses çıkmıyor.
Arkadaşımız Serdar Akinan büyük bir iş başararak Kandil'de Murat Karayılan'la görüştü. Bu gazetecilik başarısının arkasından da söylenmeyen kalmadı. Onca iftira, onca hakaret, onca çocuksu komplo.
Ben Hasan Cemal'den bekliyorum: Anlatsın bu komplocu kafalara gazetecilik nasıl oluyor? Madem basının 'ağabeyliğine' oynuyor, bir kere de kendini göstersin bakalım.

<p><span>MHP lideri Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. HDP E

PKK'nın bir kolu gibi çalışan HDP kapatılacak mı?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Klozeti açınca dev yılanla göz göze geldi! İşte o korku dolu anlar...

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (27 Ocak 2021)