• $ 5,7495
  • € 6,3461
  • 271.781
  • 105055
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Alevi Kemal neden iktidar olamayacak

Referandum sonucunun belirlenmesinde bu stratejinin etkili olmadığını kim söyleyebilir? Önce AKP'nin medyadaki uzantılarının bir-iki sene öncesinden yazmaya başladığı 'Yargıyı Aleviler ele geçiriyor' söylemlerini duyduk... Ardından bu söylem kalemlerinden Başbakan'ın diline sıçradı... Dedeler, soy-sop meselesi... Eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay'a operasyon...
Ve sonunda bu iş 'Hayır'cı MHP seçmeninin referandumda AKP'yle gizli işbirliği yapmasına uzandı.
Referandumda belirleyici olacağı düşünülen birkaç konu vardı...
Mesela terör... Ya da yolsuzluklar...
Hiçbiri 'Sünni İslamı İttifakı' kadar etkili değilmiş meğerse... Belli ki 'dedeler' söylemi karşılığını bulmuş ve karşı kamptaki Alevi figüre karşı birleşilmiş, Alevifobi galip gelmiş ve terörü de, yolsuzlukları da unutturmuş.
Meğer en büyük korku bir Alevi figürün, bu durumda da Kılıçdaroğlu'nun güçlenmesiymiş...
Bugünlerde Alevifobi'nin giderek bir devlet politikasına dönüştüğünü nasıl görmezden gelebiliriz?
Alın işte Cumhurbaşkanı'nın Londra yolunda gazetecilere söylediği bir cümle: 'Alevi rektör de atadım!'
Gündelik ırkçılığın en bariz yansıması... İnsanları 'ben ve öteki' diye bölen bir zihniyetin dile gelmesi...
Demek ki o rektör Cumhurbaşkanı'nın zihninde 'Alevi' diye damgalanmış ve onunla ilgili ilk tanımlayıcı kod Alevilik'miş.
Cumhurbaşkanı Gül'ün bu sözleri kendisinin ne kadar adil olduğunu kanıtlamak için sarf etmeye çalıştığını biliyorum; ama ben içselleştirilmiş, bilinçaltına yerleşmiş bir Alevifobi'den bahsediyorum. Ve böylesi bir ırkçılık böyle zararsız gibi gözüken cümlelerle büyüyüp meşruiyet kazanıyor.
Nitekim, Anadolu'da CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu aleyhine gizliden gizliye yürütülen 'O bir Alevi' kampanyası da gücünü böyle gündelik ırkçı söylemlerden alıyor.
Siyaset çok kirli bir oyun. Ve öyle anlaşılıyor ki önümüzdeki seçime kadar Kılıçdaroğlu'na karşı Alevifobi kartı oynanmaya devam edecek. Ne yazık ki Anadolu'nun karanlık kesimlerindeki Alevilik algısı yüzlerce yıldır kuşaktan kuşağa gelen önyargılar, yanlış bilgiler ve hurafelerle örülü. Yüzlerce yılın inşasını yıkmak için seçime kadar olan yedi ay da yetmeyecek.
Aleviler'in üzerine oynamak, onlardan bir korku figürü yaratmak hurafelerle birleştiğinde çok kolay ve garantili sonucu olan bir oyuna dönüşüyor.
Kemal Kılıçdaroğlu böylesi bir ortamda, Alevifobi'nin resmi söyleme sızdığı bir Türkiye'de ne yaparsa yapsın kazanamayacak.
Bu tehlikeyi bugün açık açık ve yüksek sesle konuşmalıyız. Alevifobi'nin belirleyiciliğini ve baskınlığını görmezden gelemeyiz; odada bir 'fil' yokmuş gibi davranamayız daha fazla. Türkiye seçmenini, nasıl yönlendirildiğini biliyoruz.
Ve gizli propaganda makineleri bu oyunu oynayacaktır.
Ne Önder Sav... Ne tüzük... Ne parti içi muhalefet...
Kılıçdaroğlu'nun en büyük engeli Anadolu'daki içselleştirilmiş Alevifobi'dir.

Bu bir mutfak robotu yazısı değildir
Bİraz yeme-içme ve pişirme işlerine meraklı bir insan mutfak robotunun ne kadar hayati bir önemi olduğunu bilir. Bu işin profesyonellerinin kullandığı ve evinde yemek pişirme hobisi olanların vazgeçemediği iki ürün vardır: Kitchen Aid ve Magimix. İkisi birbiriyle kapışır durur; ikisi de yıllarca dayanır ve mutfağın vazgeçilmez bir parçasıdır. Tabii her zaman biri diğerinin alternatifi olmuyor. Ben KitchenAid'ciyim mesela ama hala bir tane de Magimix alsam mı diye düşünüyorum...
Hürriyet'in Cuma eki de mutfak robotu konusunda iki koca sayfa haber yapmış. Doğal olarak hemen ilgimi çekti. Modeller birbiriyle kıyaslanıyor, ayrıntılı bilgiler veriliyor.
Ama ne KitchenAid'den bahsedilmiş ne Magimix'ten... Bazı orta sınıf ve altı, sıradan modeller haberin ana konusu. Mutfak işlerine meraklı birinin yüzüne dahi bakmayacağı ürünler.
'Ne var bunda' diyebilirsiniz... Ama bu haberin yer aldığı yer Hürriyet'in hafta sonu eki... Bu ekler yıllardır Türkiye'de vizyonun öncülüğünü yaptı; bilmediğimiz pek çok şeye ilk kez bu ekler yer verdi. Her zaman okurunun ilerisinde, okura yön veren bir tarafı vardı.
Orta sınıfa hitap eden bir gazetede olsa şaşırmam. Ama Hürriyet gibi bir gazetede böyle bir eksiklik sadece ayrıntı diye geçiştirilemez... Bence geriye gidişin, vasatlaşmanın, yeni bir sınıfın galibiyetinin simgesi bu mutfak robotu. Kimse 'kitle gazetesi' demesin, Hürriyet'in ekleri 'A+' grubuna hitap eder. Kuruluşundan bu yana böyle tasarlanmıştır. Bu yüzden satar, bu yüzden ilan alır.
Arman Kırım'ın yazılarına son verilip yerine pilav tarifi yapan biri getirildiğinde boşuna kıyameti koparmadım... Bunlar ayrıntı gibi görünen ama simgesel değişimler. Tabii ki Türkiye'deki dönüşümden de bağımsız değil. Ama ne yazık ki can sıkıcı ve tatsız da.

Ay ne güldük bu fıkraya

Ekonomİyİ anlaşılır yazanlardan Şükrü Kızılot'u sever, takdir ederim. Bir süre önce Habertürk gazetesinden Rahşan Gülşan nereden takıldıysa hocanın Hürriyet'teki köşesindeki fıkraları gündeme getirdi. Seksist ve misojinist içeriklerinden dolayı...
Ben fıkra anlatılmasından da, gazetelere fıkra yazılmasından da nefret ederim. Fıkra anlatmak, anlatacak başka hiçbir şeyi olmayan bir insanın başvuracağı bir sığınaktır bana göre. Gülme baskısı da cabası...
Neyse, dolayısıyla algım ne Hıncal Abi'nin 'Pazar neşelerini' ne de Şükrü Hocamız'ın fıkralarını görür. Mehmet Barlas'ın giderek daha fıkra anlatmasını ise kendisinin de fıkra kahramanı olmasına bağlarım.
Rahşan dikkat çektikten sonra merak ettim ama ve Şükrü Kızılot'un köşesindeki fıkralara baktım. Hakikaten şikayet ettiği kadar varmış. Gözlerime inanamadım.
Hele dünkü 'Arda' fıkrası:
'Arda'ya sormuşlar: Büyüyünce ne olmak istiyorsun? 'Doktor.' Neden? 'Bir kadına soyunun dediğin zaman soyunabileceği, üstelik bu iş için de kocasından para alabileceğin başka hangi meslek var?''
Seksist olmasını geçtim, maalesef komik de değil.
Şükrü Hoca'nın bir diğer 'Temel' fıkrası ise Hıncal Abi'nin Sabah'taki köşesiyle pişti olmuş...
En iyisi topluca köşelerdeki bu fıkra işinden vazgeçelim...

Not: Cuma günü yazdığım 'CHP düşmanı araştırmacı' yazıma Tarhan Erdem'den bir e-mail geldi... 'Sanırım yazınızda bahsettiğiniz isim benim' diye mektubuna başlayan Erdem'in açıklamasını yer darlığından dolayı yarın yayımlayacağım.

<p>Küre ilçesine bağlı Karadonu köyünde yer alan Doğanlar Kalesi, 3 ayrı bölümden oluşuyor. 120 basa

Milattan Önce Yapılan Doğanlar Kalesi Keşfediliyor

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

İzlanda maçı sonrası bu paylaşımlar rekor kırdı: Türk duvarı devam edecek!

Resimli Cuma mesajları.. En güzel, anlamlı, kısa, uzun Cuma mesajları..