• $9,262
  • €10,7921
  • 526.391
  • 1409.56
20 Eylül 2021 Pazartesi

Türk dizilerinin dünyadaki etkisinden ne kadar faydalanabiliyoruz?

Hollywood bilindiği üzere ABD politikasıyla ve ABD'nin kültürel elitlerinin çıkarıyla paralel üretim yapan bir merkezdir. ABD'nin yumuşak gücü olarak işlev görür ve yer yer ABD'nin sert gücünden bile daha etkili bir silahtır. Hem kendi iç kamuoyunu hem de dünya kamuoyunu yönlendirmede çok uzun yıllardan beri büyük bir Amerikan aparatı olarak iş görmektedir. Soğuk Savaş sürecinde ABD tarafından en ön cepheye koşulması tesadüf değildir.

Hollywood 11 Eylül'den sonraki İslam karşıtı söylemi ve 'Ortadoğu'ya demokrasi götürme' propagandalarını meşrulaştırmak için kullanılan en büyük araçlardan biridir. O kadar ki ABD'nin had bildirmek(!) istediği ülkeye karşı ilk Hollywood devreye girmiştir.

Son dönemde Türk – Amerikan ilişkilerinde yaşanan gerilimler de hemen filmler ve dizilerde etkisini göstermiş; en alakasız dizilerde veya filmlerde bile Türk 'kötü adam'lara denk gelinmeye başlamıştır.

Sadece ABD dış politikası da değil. Hollywood olmasaydı, Yahudiler soykırımı dünyaya böylesine güçlü bir şekilde anlatabilir miydi?

TÜRK DİZİLERİNİN POTANSİYELİ

İstanbul geçtiğimiz günlerde Diplomasi Vakfı'nın düzenlediği önemli bir organizasyona ev sahipliği yaptı. "Türkiye'nin Yumuşak Gücü: Türk Dizi Sektörü Sempozyumu"nda hem meseleyi konunun uzmanı akademisyenler hem de bizzat sektörün içinden gelen Türkiye'nin en önde gelen birçok ismi bir araya geldi. Oradaki tartışmalar çok dikkat çekiciydi.

Öncelikle bugün Türkiye artık dünyada en çok dizi ihraç eden ikinci ülke. Bu müthiş bir seviye. Üstelik Türk dizileri sadece Ortadoğu, Balkanlar, Kafkaslar veya Orta Asya gibi kendi kültürel hinterlandında izlenmiyor. Latin Amerika, Uzak Asya ve Avrupa'da da çok önemli izlenme oranlarına ulaşıyor.

Türk dizilerinin bu başarısı küresel platformların da dikkatini çekmiş durumda. Küresel dijital platformlardan en bilineni şimdiden Türk dizi yapımcılarının bazılarının ürettiği veya üreteceği dizilerin tüm haklarını satın alarak kontrolü ele almak istiyor.

Bu şu demek: Belli bir süre için yayımlama hakkına sahip olmak değil; bundan sonra hangi ülkeye nasıl gireceğine, nerede nasıl yayımlanacağına ve hatta yayımlanıp yayımlanmayacağına bile karar vermek demek. İtalya bunu engelleyecek adımlar atarak kendi yapımcılarını koruma altına almış. Belli ki bizim de bir şeyler yapmamız gerekiyor.

TÜRK DİZİLERİ TÜRKİYE'NİN YUMUŞAK GÜCÜ MÜDÜR?

Yumuşak güç kavramı, devletlerin sert güçlerinin aksine zorlayıcı olmayan kültürel, ideolojik, entelektüel araçlarla başka ülkeler üzerinde etki yaratmada kullanılan güç unsurunu tarif eder. Hollywood ABD için tam olarak budur.

İşte dünyada en çok seyredilen ikinci dizi üreticisi olan Türk dizi sektörünün bu potansiyeli şu an itibarıyla stratejik bir planlamaya ihtiyaç duyuyor.

Son zamanlarda bu stratejik planlamayı en profesyonel şekilde yürüten devletlerden biri de İsrail.

Mesela son dönemde İsrail'i veya Yahudi diasporasını konu eden dizilerde yer yer İsrail eleştirilir gibi yapılarak stratejik bir söylem kullanılıyor. O kadar ki izleyici sonunda kendini İsrail askeri için üzülürken buluyor ve Filistinliler de zihinlerde 'kötü' olarak kodlanmış oluyor! Ama bu propaganda göze sokulmadan incelikli bir şekilde yapılıyor.

Propaganda göze sokarak yapıldığında izleyici kendi zekasına hakaret edilmiş gibi hisseder ve bu nedenle propagandanın izleyicisi olmaz. Bu yüzden göze sokmadan hissettirilen mesajlar daha etkilidir.

Bugünlerde Türk dizilerinin bu potansiyelinin stratejik bir akılla kullanılabileceğine dair dikkat çeken örnek bir dizi televizyon izleyicisiyle buluştu. TRT'de ilk bölümü yayınlanan Barbaroslar: Akdeniz'in Kılıcı dizisi öyle rastgele bir zamanda da yayına girmedi. Tam da Türkiye'nin Akdeniz'de Mavi Vatan mücadelesi verdiği bu dönemde, Akdeniz'i Türk Gölü haline getiren Barbaroslar'ın hikayesinin anlatılması hem iç hem de dış kamuoyuna dönük önemli anlamlar taşıdığı gibi böyle dev bir meydan okumanın dayanacağı tarihsel bir hafıza da canlandırılıyor.

<p>İstanbul Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eray Güçlüer, terör örgütü DHKP-C operasyonuna i

Kılıçdaroğlu'nun iddiası yeniden gündemde

Fenerbahçe, Trabzon'a ayak bastı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (16 Ekim 2021)

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi