• $31,1208
  • €33,7864
  • 2035.3
  • 9345.44
28 Aralık 2023 Perşembe

Terörizmle mücadelede kültür cephesi

Terörle ve terörizmle mücadelenin sadece askerî mücadeleden ibaret olmadığı; bu mücadelenin siyasal, diplomatik ve kültürel cephelerinin de olduğunu daha önce bu köşede ifade etmiştim. Ana muhalefetin PKK ve FETÖ'ye karşı tavır alamamasına rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere devletin ve Cumhur İttifakı'nın bu mücadeleyi siyasal düzlemde nasıl yürüttüğünü biliyoruz.

Peki, ya Türkiye'nin kültürel aktörleri PKK ve benzeri terör örgütlerine karşı mücadelede ne yapıyor? Veya şöyle soralım: Kültür ve terörizmle mücadelenin ilgisi nedir?

Bilindiği üzere sinemadan dizilere, edebiyattan medyaya, entelijansiyadan akademyaya kadar tüm kültürel güç unsurları bir ülkenin yumuşak güç unsurlarıdır. Bunun en tipik örneği Hollywood'un ABD için oynadığı roldür. Hollywood ABD için âdeta füzelerden, savaş uçaklarından daha etkili bir silah konumundadır. 11 Eylül sonrası Hollywood'un, ABD medyasının, entelektüellerinin, düşünce kuruluşlarının ABD için oynadığı rol son derece kritiktir.

Türkiye'nin kültürel aktörlerine baktığımızda ise durum maalesef çok iç açıcı görünmüyor. 'Türk' sinemasının 2000 sonrası pek çok filmine bakıldığında bırakın PKK ile mücadelede inisiyatif almayı, PKK'nın iddialarına argüman üretmeye çalışan, Türk devletini suçlu gösteren, etnikçi iddiaları ise popülerleştirmeye çalışan bir çizgi hemen göze çarpıyor. Nitekim bu filmlerde pay sahibi olanlar da ödül törenlerinde ödüllendiriliyor, teröristlere selam gönderen konuşmalar yaptırılıyor. Bu duruma tepki gösteren; hukuku, demokrasiyi ve Türkiye'yi savunan sinema aktörleri ise tasfiye riskiyle karşı karşıya kalıyor, itibarsızlaştırılıyor.

Dünyada en çok dizi ihraç eden ikinci ülke olmasına rağmen Türk dizi sektörünün de terörle mücadele konusunda yeterince nitelikli dizi üretmediği, Türkiye'nin haklı mücadelesini bırakın dünyaya anlatmayı, kendi ülkesine bile anlatamadığı ortada.

Benzeri bir durum edebiyatta da karşımıza çıkıyor. Edebiyat üzerinden PKK'ya doğrudan veya dolaylı biçimlerde argüman üretmeye çalışan yazarlar ulusal ve uluslararası pek çok mecrada tüm o vasatlıklarına rağmen büyük bir PR makinesiyle göklere çıkarılıyor. Üstelik hem sinemada hem edebiyatta etnikçi bir mağduriyet algısı üzerinden dolaylı biçimlerde devlet şeytanlaştırılıyor ve sanki PKK mağduriyetten kaynaklanan haklı bir zeminden doğmuş gibi bir anlatı üretiliyor. Bu mesele salt bir PKK sempatizanlığından kaynaklanmıyor. Batı'nın küresel kültürel hegemonyasının Türkiye'deki uzantıları olan bu yapılar tam da Batı'nın sömürgecilik döneminden beri temel söylemi olan etnikçi/mezhepçi dili üreterek bu Batıcı hegemonyayı Türkiye'de yeniden üretmiş oluyor, Batı'nın terör örgütleri üzerinden uyguladığı Türkiye'yi bölme projesine kültürel payanda oluyorlar. Yani mesele yine bir kültürel hegemonya meselesi.

Burada kendi meslek grubum olan akademisyenlerden bahsetmezsem olmaz. PKK aleyhine bir akademik üretim yapmaktan, Türkiye'nin millî meselelerini akademik düzeyde savunmaktan kaçınanların çoğunlukta olduğu; Batı'nın küresel hegemonyasına tabi akademik üretim yapanların en yüksek puanlı dergilerde makalelerinin yayımlandığı bir kültürel hegemonya da akademyada mevcut. Maalesef bu hegemonyaya meydan okuyacak cesarete sahip çok fazla akademisyenin olmaması da ayrı bir sorun. Bu hegemonyayı üreten de biraz bu korkaklık hâli. PKK'lı akademisyenler ortaya çıkıp kendi bildirilerini bile hazırlayıp kamuoyuna ilan ederken Türk ülkesinde Türk akademisyeninin böyle temel millî meselelerde kendi kabuğuna çekilmesi ümit kırıcı. Akademik makaleyi geçtim, birçoğunun bir sosyal medya paylaşımı bile yapmaması ciddi bir karakter problemini gösteriyor.

Neticede askerimiz, polisimiz aslanlar gibi emperyalistlerin kiralık katillerine karşı mücadele eder, kış günü 3000 metre rakımda hudut beklerken her türlü konfora sahip sanatçı, oyuncu, yazar, edebiyatçı ve akademisyen sıfatı taşıyan insanların biraz olsun asgari vazifelerini yerine getirmeleri gerekiyor.

Vazife dediğimiz şey de biraz olsun insani ve millî bir tavır göstermeleri. Çok bir şey değil.

<p>Kaza, akşam saatlerinde Kazımdirik Mahallesi 169 Sokak Küçükpark mevkiinde meydana geldi. İddiaya

İzmir'de korkunç kaza! Motosiklet kaldırımda yürüyenlerin arasına daldı

Atık lastikler geri dönüştürülerek ekonomiye kazandırılıyor

Türkiye büyüklüğünde buz eridi! Antarktika'daki Türk Bilim İnsanlarından yeni rapor

Dünyanın en zor tekerlemesi! Söylerken çok zorlanacaksınız