• $29,0025
  • €31,24
  • 1887.77
  • 7978.82
24 Ocak 2022 Pazartesi

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hakaretin sosyolojisi ve siyaseti

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hakaret etmenin sıradan bir siyasi parti çekişmesinden veya hep söylenildiği üzere bir siyasal kutuplaşmadan kaynaklandığını zannedenler yanılıyor.

2016'da Sultanahmet'te düzenlenen terör saldırısı sonrası "İstanbul vurulmadıkça Türkiye uyanmaz" diyen ve bugün de Cumhurbaşkanı'na hakaret eden kişinin meselesi sadece siyaset mi sanıyorsunuz?

Peki ya sabah akşam PKK'yı ve uzantılarını meşrulaştırıcı argüman üretenlerin amacı sadece seçim mi kazanmak?

Terör örgütü olarak ilan edildikten sonra FETÖ'nün medya ayakları kapatılırken buna karşı kampanya yapanların; 15 Temmuz 2016 gecesi açıkça darbeyi destekleyenlerin derdi salt bir siyasi kutuplaşma mı?

ERDOĞAN DÜŞMANLIĞININ SOSYOLOJİSİ

Herkes eleştirilebilir. Türkiye'nin son 20 yılına damga vurmuş bir siyasi lider için eleştiri konusu yapılabilecek konular da elbet bulunabilir.

Ama burada söz konusu olan eleştiri değil; düşmanlık, nefret söylemi ve hakaretlerdir.

Öncelikle şunu söylemek lazım ki, kimse Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kaşına gözüne düşman değil. Düşmanlık onun temsil ettiği toplumsal ve kültürel değerlere.

Mesela düşmanlık Erdoğan'ın Müslüman dindarlığını gizlememesine, tersine bunu gururla göstermesine.

Düşmanlık onun modernleşmeyi sadece Batılı gibi davranmak, yaşamak, hissetmek ve düşünmekle değil; Türk ve Müslüman kalarak, kimliğini ve kültürünü koruyarak da mümkün görmesine...

Ayrıca bu "büyük baş" düşmanlık yeni bir düşmanlık da değil; bu düşmanlığın kültürel boyutu da sınıfsal boyutuyla örtüşmekte. 1944'te CHP Tek Parti döneminde Türkeş, Atsız gibi isimlerin de yargılandığı "Turancılık Davası"nda dönemin Ankara Valisi Nevzat Tandoğan, Osman Yüksek Serdengeçti'ye şöyle bağırıyordu:

"Ulan öküz Anadolulu! Sizin milliyetçilikle, komünizm ile ne işiniz var? Milliyetçilik lâzımsa bunu biz yaparız. Komünizm gerekirse onu da biz getiririz. Sizin iki vazifeniz var: Birincisi, çiftçilik yapıp mahsul yetiştirmek. İkincisi, askere çağırdığımızda askere gelmek."

ERDOĞAN DÜŞMANLIĞININ SİYASETİ

Türkiye'nin Soğuk Savaş döneminden beri içinde debelendiği Batı vesayetini kırıp dünyada her meselede ağırlığı olan önemli bir aktöre dönüştüğünü herhalde kimse inkâr edemez. İşte bu yalnızca Batı'nın kültürel uzantılarını değil aynı zamanda da Batıcılığı bir siyasal kimlik olarak içselleştirmiş kurum ve şahısları da rahatsız ediyor.

Türkiye'nin dış politikasındaki vesayeti kırmasının içeriye de somut yansımaları var. Zira Türkiye'de 1960 Darbesi'nden miras kalan ve ordu, sermaye, bürokrasi, medya ve aydınlar ittifakından oluşan tarihsel iktidar bloğunun bir iç vesayeti bulunuyordu. Bu iç vesayet Türkiye'yi rehin almış dış vesayetin içerideki uzantısı gibi bir fonksiyona sahipti ve Türkiye ne zaman dış vesayeti kırma teşebbüsünde bulunsa bu iç vesayet bunu askeri darbeler veya yargı darbeleri üzerinden akamete uğratırdı.

İşte Türkiye 2010'larla birlikte dış vesayete meydan okuyup bağımsızlıkçı ve özgüvenli bir dış politika izlemiş ve bu iç vesayet mekanizmalarının Gezi, 17-25 ve 15 Temmuz gibi girişimleri de yenilgiye uğratılmıştı. FETÖ'nün Türkiye'den tasfiyesinin büyük oranda gerçekleşmesi de bu manada önemli bir aşamaydı.

Buna dış vesayetin içerideki bir diğer uzantısı olan PKK'ya karşı 2015'ten beri yürütülen ve yaklaşık 33.000 PKK'lının imha edildiği başarılı terörle mücadele de eklendiğinde hem darbecilerle hem de terör örgütü uzantılarıyla ittifak yapan mandacı siyasal aktörlerin ve onların "gazeteci" kılıklı trollerinin nefret söylemlerine daha fazla şahit oluyoruz.

Türkiye'nin Erdoğan döneminde dış vesayet zincirlerinden kopması; ülke içinde PKK ve FETÖ gibi Batı vesayetinin taşeron terör örgütlerini bitirecek noktaya getirmesi özellikle de ABD veya Avrupa ülkelerinden fonlanan "gazeteci" kılığındaki tetikçilerin harekete geçirilmesine sebep olmuş görünüyor.

Kimileri dolar karşılığı kimileriyse gönüllü olarak mandacılık yapanların esas amacı ise bağımsız, demokratik ve büyük bir Türkiye idealini sabote etmek.

<p>Kentin bazı noktalarda etkili olan sis, öğle saatlerinde İzmit Körfezi'nde yoğunluğunu artırdı. İ

Sis bastırdı, Osmangazi Köprüsü adeta görünmez oldu

Ustasından çay tarifi! Meğer yıllardır yanlış demliyormuşuz…

HADO sporu, ilgi odağı haline geldi! Artırılmış gerçeklik oyunu

Samsun'da UMKE bölge tatbikatı yapıldı! Film sahnelerini aratmayan görüntüler ortaya çıktı