• $32,2115
  • €35,0374
  • 2451.39
  • 10932.8
3 Ekim 2022 Pazartesi

Bir toplumsal grup olarak küçük Beyazlar

Ramazan ayı... Yüksek gelir grubunun yaşadığı semtlerden birinde "sosyete"nin alışveriş yaptığı bir süpermarket... İftar öncesi şarküteri reyonuna bakınan bir adamı gören market çalışanı yaklaşıp peynirlerden tattırabileceğini söylüyor. Adam oruç ağız, kibarca niyetli olduğunu söyleyip yoluna devam edecekken tezgahtaki çalışan gülerek ve etrafa sesini duyurmak istercesine: "Aaa niye ki!?" diye soruyor. Bunu sorduktan sonra büyük marifet göstermiş gibi gözleri parlıyor. Ne işçi babası ne köydeki ninesi ömrü hayatında oruç kaçırmamış ama o market çalışanı sözde Ramazan'ın gelişini duymayacak kadar Beyaz olduğunu ispatlıyor ve iki saniyelik bile olsa sınıf atladığını hissediyor. Artık o da bir Nişantaşı çocuğu!

Bir cumartesi akşamı... "Tanrı diye bir varlık varsa niye bu kadar kötülük var? Ne kadar saçma! İşte cahiller sorgulamıyor." Bütün ilgiyi toplamaya çalışarak böyle diyor ofisten çalışma arkadaşlarıyla dışarı çıktığında. Halbuki babası ezanı savunmak için defalarca kavga etmiş, canını ortaya koymuş bir adam; annesi 5 vakit namazında... Ama o üniversitede girdiği aşağılık kompleksinden çıkamamış, mezuniyet sonrası bir plazada iş bulduğunda ise yukarıdaki beş para etmez cümlelerle Tanrı'nın varlığını tartışmanın kendisine beyaz-yakalı ortamında statü sağlayacağına, hep o özendiği sınıfsal pozisyona ulaşacağına inanmış. Sonra eve gidince de "bu ülkede yaşanmaz" tweetleri atıp etkileşim peşinde koşacak...

Türkiye'de Tanzimat'ta oluşmaya başlamış, Cumhuriyet döneminde de iyice merkeze hâkim olmuş; bürokratik, ekonomik ve kültürel elitleri teşkil eden Batılılaşmış zümreleri tanımlamak için kullanılan "Beyaz" kavramının kültürel olduğu kadar sınıfsal bir konuma da tekabül ettiği genelde söylenmez. Bu arada kasten "Beyaz Türk" demediğimi belirtmek isterim. Türk kimliğini, kültürünü, değerlerini, inancını yani Türk gibi olmayı olumsuz bir şey olarak gören Batıcı bir gruba "Türk" kelimesini sıfat olarak vermek hem o insanları tanımlamaktan uzak bir yere düşüyor hem de Türklüğe hakaret oluyor.

İşte sınıfsal konumu, kültürü, idealleri, fikirleri ve özellikle de yaşam tarzıyla sınıfsal ve kültürel olarak Beyazlarla ilgisi olmayan bazı düşük-orta gelirli ve yeni kentli grupların da Beyazları kendilerine rol-model alıp taklit etmesiyle sık sık karşılaşıyoruz. Bu, Bourdiue'nun kavramlarıyla ne kültürel ne sosyal ne de sembolik sermayeleri ile Beyazlara dahil olmayan ama onlar gibi davranmak, onlar gibi tüketmek, hissetmek ve yaşamak isteyen bir grup.

Belki de hep karşılaştığımız ama bugüne kadar sosyolojik olarak pek de tanımlanmamış bu grubun analizini yapmak kültürel hegemonya tartışmalarında Batıcı kültürel hegemonyanın kendi dışındaki grupların rızasını nasıl kazandığını anlamak bakımından büyük önem taşıyor. Kuşkusuz kültürel hegemonyanın yeniden üretiminin diğer yazılarımda da yeni çıkan kitabımızda da tartıştığım birçok tarihsel, toplumsal ve kültürel mekanizması bulunuyor ama özellikle beyaz-yakalılarda, üniversitelerde ve gündelik hayatta kendisini nasıl yeniden ürettiğini anlamak için sınıfsal öykünme, statü edinme arayışı ve "sınıf atlama" kompleksi büyük önem taşıyor. Ayrıca kültürel hegemonyanın sınıfsal boyutu belki de bu tartışmalarda en az değinilen boyutlarından biri. Türk milletinin milliyetçi- muhafazakâr ana omurgasının işçi, köylü kesimlerden oluştuğu; orta-sınıflaşma sürecine ancak son çeyrek yüzyılda dâhil olduğunu biliyoruz.

İşte salt yaşam tarzı, tüketim ve söylem üzerinden Beyazlaştığını ispat etmeye çalışan; ideolojik olmayan ama en belirgin politik tavırları Gezi'ye katılıp statü kazanmaya çalışarak kendi sınıfsal ve kültürel pozisyonuna ihanet eden bu lümpen gruba bakınca bende Marx'ın başka bir tarihsel ve toplumsal bağlamda kullandığı "küçük burjuva" kavramı çağrışım yapıyor. Bu nedenle grubu tanımlamak için bundan sonra "küçük Beyazlar" kavramını kullanmayı teklif ediyorum.

Neticede ne kadar Batıcı olurlarsa olsunlar sırf Instagram'da kendisini ispat edebilmek için Ege Adalarında Yunan bayraklı paylaşımlar yapan; Endülüs'ü gezerken bile İslam medeniyetine değil onu yıkan Barbar Haçlılara hayran olan; çocuklarına kulağa alafranga geldiği için kedi köpek isimleri koyan; Türkiye'yi aşağılayan tweetler attığında "cool" olacağını sanan ve hayatında bırakın hiçbir entelektüel, akademik kitabı okumayı Ayşe Kulin vasatlığındaki romanları bile okumadan sadece rakı içtiği için kendini "aydın" sanan bir insan grubunu Beyazlarla aynı kefeye koymak hem sosyolojik olarak yanlış hem de Beyazlara bile hakaret olacaktır.

<p>Edinilen bilgilere göre kaza öğle saatlerinde Gürün-Pınarbaşı karayolunda meydana geldi. E.K. ida

Arızalanan kamyonetle ilgilenirken canından oldu

Valilikten Ankara'ya uyarı: Sel, fırtına ve doluya dikkat

Dünyanın en güçlü hava kuvvetine sahip ülkeleri belli oldu! Türkiye kaçıncı sırada?

Kaçıran pişman oluyor: 50.000 TL'den başlıyor! İşte ikinci el araba modelleri