• $32,1832
  • €34,9876
  • 2503.65
  • 10895.3
13 Ekim 2022 Perşembe

Bir nefret ayini olarak festivaller ve ödül törenleri

Sınırsız bir öfke... Bitmeyen bir kin... Dinmeyen bir nefret...

Aşağıladıkça kendisinin yukarıda kalacağını sanan bir aşağılık kompleksi...

Türk ve Müslüman bir ailede doğdukları için kendisini doğuştan günahkâr gören ve sürekli acı çeken bir ruh... En çok acıyı aynaya baktıkça çeken... Acıyı hissettikçe sesini yükselten; nedeni belirsiz öfkesini kusan bir kalp...

Mutsuz, sevgisiz, güvensiz, acı içinde bir psikoloji...

Sürekli bir eksiklik, yoksunluk ve kendini ispat çabası...

Türklerle, Müslümanlarla ve onların ülkesiyle ilgili her türlü olumsuzluğu büyük bir şehvetle abartan, genelleyen...

Olumluları görmezden gelen, yok sayan; yok sayamadığı zaman da itibarsızlaştırmaya çalışan...

Hem Beyazların hem (geçtiğimiz yazılarda kavramsallaştırdığım) Küçük Beyazların hem de bu Küçük Beyazlar içinden çıkıp şöhrete kavuşmuş oyuncu, yönetmen, manken, komedyen, şarkıcı güruhunun parçası olduğu bir nefret rejimi.

Bunların bir kısmı Batı'nın küresel, kolonyalist kültürel hegemonyası tarafından asimile edilmiş, teslim alınmış...

Bir kısmı da kendi aile geçmişlerinden kalan bir kini sürdüren; Türklere karşı dedesinin, atasının sahip olduğu hıncı miras almış bir ontolojik nefret...

Bu nefret dininin çeşitli sinema filmleri, diziler ve sosyal medya mecraları gibi ibadet mekânları var. Lâkin son yıllarda bir toplu nefret ayini olarak muhtelif festivaller ve ödül törenleri de dikkatleri çekiyor.

Ödüllü bir yönetmenin elini sıkmadığında büyük bir marifet yapmış 2. sınıf tiplerden, hayatında hiçbir akademik, entelektüel kitap okumadan, kavramlardan haberdar olmadan kürsüden nefret sloganları atınca kendisini aydın zannedenlere...

Geçtiğimiz günlerdeki bir sinema festivalinde yaşananlar da bu toplu nefret ayininin örnekleriyle doluydu. Kürsüye çıkıp örgütlü nefretin son yıllardaki en büyük şiddet gösterisi olan Gezi'ye yapılan atıflardan, devlet ve Erdoğan aleyhine atılan sloganlara kadar her türlü lümpenlik bu toplu ayinin sıradanlaşmış ritüelleriydi. Bu toplu ayinde konuşmalardaki ve dinleyicilerin bir kısmındaki bu nefrete katılma coşkusu da pagan ayinlerindeki kurban isteyenlerin coşkusunu aratmıyordu.

Ayinde yine bir iktidar karşıtlığı vardı ama hep söylediğim gibi Türkiye'deki Erdoğan karşıtlığının esas kültürel dinamiğini yine Türk karşıtlığı ve İslam karşıtlığı oluşturuyordu.

Ayrıntılarını Akşam Gazetesi Kültür Editörü Bedir Acar'ın aktardığı pek çok detay bu mandacı nefret ritüelleriyle doluydu. Komedyenlikten ibaret uzun hayatı boyunca fikir hayatıyla, akademiyle bir ilişkisi olmamış bir cahilin Türk milletinin çoğunluğunu cahillik temasıyla aşağılaması da bu sıradanlaşmış ritüellerinden bir başkasıydı.

Üstelik çok büyük bir sahtekârlık ve şahsiyetsizlik de bu nefret rejimine eşlik ediyordu. Kin kustukları Türk devletinden aldıkları desteklerle sinema filmi çekip sonrasında o film vesilesiyle ödül aldıklarında kürsüye çıkıp tekrar devlete kin kusmaları büyük bir ikiyüzlülüktü.

Dahası bu şahsiyet yoksunlarından bazılarının çıkıp "Türkiye'de özgürlük olmadığı için iyi sinema filmi yapılamıyor" diyerek kendi niteliksizliklerine mazeret üretmesi ise meseleyi daha da komik bir yere vardırıyordu. Devlet desteğiyle film çekip, kürsüde her türlü devlet karşıtı nefret söylemini kullanıp sonra da "özgürlük yok" demek komik. Karşımızda İran gibi otoriter bir ülkenin sinemacılarının başarısı varken böyle bir gerekçeden bahsetmek de komik.

Dahası sadece kürsüden yaptıkları konuşmalar değil, yaptıkları filmlerde de Türk milletini özellikle de geleneksel, taşralı, dindar kesimleri her türlü kötülüğün kaynağı olarak gören pespaye bir sömürgeci oryantalizmin artık tüm dizi ve sinema filmlerinde karşımıza çıktığı görülüyor. Karakterlerden, mekânlara; hikâyelerden diyaloglara kadar genel bir kötüleme hâli...

Hikâyeleri bir şekilde LGBT konusuna dayandırma; Müslüman Türkleri zalim, çirkin ve kötü gösterirken gayrı-Türkleri yüceltme ve mazlum olarak resmetme çabası... İşin esas acınası tarafı da bütün bu Batı'ya yaranma çabasına, Batılıların duymak ve görmek isteyeceği şeyleri onların gözüne sokmak için çırpınmalarına rağmen Edirne'nin ötesinde ciddiye bile alınmamaları...

<p>Geçtiğimiz günlerde OpenAI, ChatGPT'nin yeni yapay zekâ  modeli GPT-4o'yu duyurmuştu. </p><p>Tekn

Yapay zeka savaşları başladı!

Donmuş tavuk çözenler dikkat! Eğer sıcak suda bekletilirse…

Kayseri'de kamyonetler çarpıştı! 1 kişi yaşamını yitirdi, 4 kişi de yaralandı

''Türkiye'de Yılın Otomobili'' yarışmasının test sürüşleri gerçekleştirildi