• $32,5461
  • €34,9934
  • 2434.25
  • 10471.3
26 Eylül 2022 Pazartesi

Azerbaycan ve kültürel iktidar

Geçtiğimiz ay yayımlanan ve editörlüğünü yapmaktan büyük mutluluk duyduğum "Kültürel İktidar" kitabındaki temel iddialardan biri kültürel iktidar tartışmalarının iç politik kutuplaşmaya hapsedilemeyecek bir mesele olduğuydu. Yani esas itibarıyla Batı-dışı toplumlarda Batı'nın sömürgeci politikalarını meşrulaştıracak bir ideolojik, kültürel, akademik, askerî ve politik zeminin tutması için bu alanların her birini o ülkelerde yönlendirecek elitlerin etki altına alınması ve bu alanların her birinde Batı'nın hegemonyasına rıza gösteren bir yerel hegemonyanın tesis edilmesi süreci yaşanmıştı.

Batı'nın küresel kültürel vesayetinin yerel unsurlarının Türkiye içindeki kültürel hegemonyalarına karşı da millî, bağımsız, Türk ve İslam kimliğiyle barışık kültürel aktörlerin karşı-hegemonya inşa etme mücadelesini de birlikte görüyoruz.

Aynı zamanda bu mücadelenin bir bağımsızlık ve vatan mücadelesi olduğunu Türkiye'nin tarihinden pek çok örnek ortaya koyduğu gibi, bugün bir yandan da Azerbaycan bunu ortaya koyuyor.

Türkiye'nin kültür elitlerinin önemli bir kısmı PKK ile mücadelede şehitler gelirken, sınır ötesine yedi düvelin tepkisine rağmen operasyon yapılırken, ABD destekli FETÖ'cü teröristler darbe yapmaya kalkarken en ufak bir millî duyarlılık göstermemişti. Hatta inceden inceye Türkiye düşmanlarını meşrulaştıracak, haklıymış gibi gösterecek bazı hâl ve hareketleri olanlar bile fazlasıyla olmuştu.

İşte Türkiye'de durum buyken, Azerbaycan'ın oyuncuları, şarkıcıları, yapımcıları, aydınları, edebiyatçıları ve medya mensuplarının kahir ekseriyeti Ermenistan saldırganlığına ve Karabağ işgaline karşı tek yumruk olup devletinin ve milletinin yanında yer almaktan çekinmiyorlar.

Dahası sadece millî bir tavır almakla kalmıyor; sanatsal üretimleriyle de bu mücadeleye omuz veriyorlar. Kültürel alandaki tüm Rus, Ermeni ve Batı tehditlerine aldırmadan da açıkça ülkelerinin lehine kampanyaların, organizasyonların içinde yer alabiliyorlar.

Neticede milletler mücadelesine dayanan bir tarihin içinde uzun zamandır yaşıyoruz. Milletlerinin adına ordular askerî mücadele sürdürüp, bu uğurda şehitler verirken; devletler, liderler ve siyaset kurumu da bu askerî mücadeleye önderlik edip, siyasal mücadeleyi de yürütürken; millî mücadelenin çok önemli bir boyutunun da kültürel mücadele olduğunu unutmamak gerekir. Devlet kadar kültürel ve ekonomik aktörler gibi sivil aktörlerin de bu mücadelede çok etkili olabildiği muhakkak.

Hollywood'un ABD'nin konvansiyonel savaş silahlarından bile daha çok etkili olan bir kültürel silah olduğu düşünüldüğünde meselenin önemi daha da iyi görülebilir.

Üstelik 70 sene Sovyet işgalinde kalmış, Batı kökenli bir sistematik ideoloji olan komünizmin tüm millî ve dini değerlere, kimliklere savaş açtığı ve yok ettiği bir ortamda esareti yaşamış; bağımsızlık sonrasında da uzun süre bu etkileri üzerinden atmakla uğraşmış Azerbaycan'daki kültürel hegemonya mücadelesi büyük dersler taşıyor. Rus yanlısı, Sovyet komünizmi artığı ve hatta bir kısmı zamanla Batı'ya angaje olmuş kültürel aktörlerin zamanla milliyetçi aktörler tarafından nasıl pasifize edildiği son yıllarda daha da iyi görülüyor.

Zira hem 44 günlük Vatan Muharebesi'nde hem de son Ermeni saldırısında Azerbaycan halkının tüm kesimleri gibi kültürel elitleri de vatansever tavırlarını açıkça gösterip ülkelerine, Türklüklerine ve şehitlerine büyük bir inançla sahip çıktılar.

Bu, tarih boyu hiç sömürge veya bağımlı bir konuma düşmemiş biz Türkiye Türkleri için bile gıpta ettiren bir durum. Nitekim bırakın bizim dizilerimizin, sinema filmlerimizin, şarkıcılarımızın ülkelerinin ve milletlerinin millî mücadelesinde kendi alanlarında öncülük etmesini, inisiyatif almasını; birçok dizi ve filmde açık Türk düşmanlığı yapıldığı, dine, millete, vatanseverlere karşı itibarsızlaştırma faaliyeti olduğunu maalesef sık sık görüyoruz. Zaten ben de bu köşede de örneklerini ara ara tartışıyorum.

Yeri gelmişken Azerbaycan diasporasının da en güçlü Ermeni lobilerinin olduğu yerlerde, en bariz Ermeni yanlısı politikaların izlendiği ülkelerde bile nasıl etkili kampanyalar yapıp kamuoyu oluşturduğunu da takdirle söylemeden olmaz. Sayıları az olmasına rağmen bunu beceren Azerbaycan diasporasından bizim sayısı kat kat daha fazla olan diasporamızın da öğreneceği kuşkusuz çok şey var. Neticede millî meselelerde milletçe verilecek sivil mücadele bakımından diaspora da lobicilik faaliyetleri de fevkalade mühimdir.

<p>Yer Hakkari'nin Yükseova ilçesine bağlı Kısıklı köyü.</p><p>260 haneli yaklaşık 1500 nüfuslu Kısı

Türkiye'de tek: İmece usulü kurban!

Etiyopya'da müzedeki dev kaplumbağa görenleri şaşırtıyor!

Dünya bizimkileri konuşuyor! ''Türkler mücevherine güvendi''

Milliler inanmış bir kere!