• $28,8894
  • €31,2637
  • 1875.8
  • 8057.42
23 Ekim 2023 Pazartesi

Arap rejimleri zincirlerini kırabilecekler mi?

"Kardeşlerim neyi bekliyorsunuz?

Uluslararası vicdan denen şeyi mi bekliyorsunuz?

Hani neredeymiş o?

Mescid-i Aksa sizleri çağırıyor.

Aksa'nın çığlıkları sizden gelmesi beklenen yardımlar içindir, kardeşim.

İçinde bulunduğu zorluklardan ve çilelerden kurtarmanız için sizleri çağırıyor."

Böyle diyordu Suudi Arabistan Kralı Faysal 1969 yılında... Kral Faysal'ın hikâyesine döneceğim.

İçinden geçtiğimiz günlerde Gazze'de binlerce sivil öldürülüyor, İsrail katliam yapmaya devam ediyor. Bu katliamlara Batılı devletler destek verirken Arap devletleri ise kendilerinden beklenen tepkiyi gösteremiyor.

Şu an için Refah Kapısı'ndan yardım kamyonlarını göndermeye çalışan Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, askerî üniformayla açıklamalar yapan Ürdün Kralı Abdullah, İsrail'le normalleşme sürecini iptal edeceğini açıklayan Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman ve hastane katliamı sonrası ABD Başkanı Biden'la görüşmelerini iptal eden hepsi... Peki, bu tepkiler yeterli mi?

Arap kardeşleri bebek, çocuk, kadın fark etmeden İsrail'in bombalarıyla kömür hâline getirilirken Arap rejimleri neden çok daha etkili tepkiler göstermiyor, caydırıcı bir duruş ortaya koymuyor ve katliamın durması için Türkiye kadar bir çaba ortaya koymuyor?

Başka bir şekilde soralım: Arap kardeşleri katledilirken neden Filistin konusunda Arap olmayan bir devlet olan İran kadar bile gündem olamıyorlar? Elbette İran'ın hesapları farklı, samimiyeti de son derece tartışılır ama Arap devletleri neden bu kadarını bile yapamıyor?

Üstelik kendi kardeşlerine yapılan katliamı gören 'Arap Sokağı'nın her an İsrail'e yönelik tepkisi, gerekli tepkiyi vermediklerini düşündükleri kendi rejimlerine yönelme ihtimali varken bile bu rejimler gereken sertlikte tepkiler veremiyorlar?

Tüm bu pasifliğin bir bağımsızlık ve demokrasi meselesi olduğunu söylemek gerek. Demokrasiye dayanmayan, kendi güçlerini ve meşruiyetlerini kendi halklarından almayan, seçimle gelmemiş yönetimlerin ihtiyaç duydukları gücü tek yer de Batı hegemonyası hâline geliyor. Batı'dan aldıkları destekle ayakta duran bu rejimler bağımsız bir aktör olmakta da zorlanıyorlar.

Demokratik seçimlerin yapılmadığı mutlak monarşilerin de askerî darbelerle iktidara gelmiş darbe yönetimlerinin de Batı'ya ve İsrail'e meydan okumaları bu nedenle zorlaşıyor. Öte yandan kendi halklarının bu pasifliğe karşı bu rejimlere karşı harekete geçmesi ihtimali de var ve bu tepkiler ancak Batı'ya ve İsrail'e karşı güçlü tepkiler verildiğinde yönetilebilir hâle gelebilecek. Yani Arap rejimleri ciddi bir açmazda bulunuyor ve bu kısır döngüye dönmüş açmazı aşmak için cesur kararlar verip, İsrail'e karşı tavır almakta zorlanıyorlar.

Bu cesaretsizliğin arkasında tarihte yaşanmış bazı hadiselerin de payı bulunuyor. İsrail'e karşı cesaret gösterip iki defa İsrail'le savaşıp yenilmek bunlardan biri. Yalnız bütün bu yenilgilere rağmen sonrasında Enver Sedat Mısır'ının Sina'yı İsrail'den geri alarak kazandığı zafer de İsrail'in Hizbullah'a yönelik yaptığı harekâtta yaşadığı hezimet de hatırlarda.

Hatırlarda olan başka bir şey de yazının başında bahsettiğim Kral Faysal'ın gösterdiği o büyük, cesur liderlik örneği. İsrail'e karşı savaşan devletleri finansal olarak desteklediği gibi, Mescid'i Aksa'nın yakılması hadisesine karşı da İslam İşbirliği Teşkilatı'nın kurulmasına öncülük etmiş ve OPEC ülkeleriyle birlikte Batı'ya petrol ambargosu uygulamıştı.

Dönemin ABD Dışişleri Bakanı Kissinger'a "İsrail'e destek vermekten vazgeçmezseniz ambargoyu kaldırmayız" demişti. Bunun üzerine "petrol kuyularınızı bombalarız" diye tehditte bulunan Kissenger'a Kral Faysal şu cevabı vermişti:

"Tabii ki petrol kuyularımızı bombalayabilirsiniz ama unutmayın ki biz ve atalarımız deve sütü ile hurmayla yaşıyorduk. Yine öyle yaşarız. Ama siz petrolsüz yaşayamazsınız".

Kral Faysal'a ne mi oldu? Bu ambargodan 2 sene sonra uzun süre ABD'de yaşamış yeğeni tarafından kendi sarayında öldürüldü.

O günden beri de Suudi Arabistan bir daha böyle bir dik bir duruş sergileyemedi.

Şimdi artık tarih başta Suudi Arabistan ve Mısır başta olmak üzere Arap ülkelerini yeniden çağırıyor. Ya İsrail ve Batı'ya yine boyun eğip zincirlerini kıramayacak ve kendi halklarının gözünde itibarlarını bitirecekler ya da zincirlerini kırıp yeni bir hikâye yazacaklar.

<p>İstanbul'da deprem riski bulunan binaların yıkımları sürüyor. Zeytinburnu'nda E-5 karayolu üzerin

İstanbul'un 33 yıllık E-5 manzarası değişiyor! 2 binanın yıkımı böyle görüntülendi

İşgalci İsrail Batı Şeria'da ablukaya devam ediyor... Cenin Mülteci Kampı'na baskın

300 bin TL ile 350 bin TL arası! İşte adeta teklif yağan ikinci el otomobil modelleri…

Anadolu kökenli 41 eser Türkiye'ye dönüyor... Yurtdışına yasadışı yollarla kaçırılmışlardı