• $28,9208
  • €31,485
  • 1924.11
  • 8026.27
31 Temmuz 2023 Pazartesi

Afrika'daki Rusya-Fransa mücadelesi ve Türkiye

Uluslararası politika çalışan ve konuşanlar için Afrika çoğu zaman ya göz ardı edilen ya da Batı-merkezci ezberlerin tekrar edildiği koca bir kıta konumunda kalıyor. Afrika'yı önemsiz gören bu anlayış Batı medyasından alınmış birkaç cümleyle Batı'nın mutlak üstünlüğünü verili kabul etmeye, alternatif bir güç tartışmasını da sadece Çin'e dair birkaç cümleyle geçiştirmeye dayanıyor. Rusya'dan da Türkiye'den de hak ettiği kadar bahseden olmuyor.

Yakın zamana kadar Afrika'nın neredeyse yarısında mutlak bir politik ve ekonomik güç olmuş Fransa'nın sürekli olarak gerilediği bir güç değişimine tanık oluyoruz. Birçok ülkenin paralarını bile kendi merkez bankasında basan ve ortak bir para birimi olarak dikte eden; tüm yer altı kaynaklarının çıkarılmasında kendi enerji şirketleri ile tekel oluşturan, kültürden düşünce hayatına ve siyasal kurumlarına kadar coğrafyanın önemli bir bölümüne hâkim olup gerek gördüğünde ordusuyla müdahale bile eden Fransa'nın Afrika'daki durumu şu an hiç de iç açıcı değil. Üstelik bunu bir süredir kendi medyaları ve siyasetçileri de açıkça söylüyor. Françafrique diye bilinen Afrika politikasının iflas ettiğini, Macron'un büyük bir beceriksizlikle Fransa'nın stratejik ağırlığının azalmasını engelleyemediğini söyleyen kişi Fransız muhalefet lideri Melenchon.

Cezayir'in kendi hava sahasını Fransa'nın uçaklarına uçuşa yasak bölge ilan etmesinden, Mali'den, Burkina Faso'dan, Çad'dan ve Orta Afrika Cumhuriyeti'den teker teker Fransız askerî varlığının kovulmasına ve en son birkaç gün önce Nijer'de gerçekleşen darbe sonrası gösterilerdeki Fransa karşıtı tavırlara kadar Fransa Afrika'da sürekli bir ricat hâlinde de görünüyor. Macron'un herhangi bir Afrikalı liderle yaptığı basın toplantısı artık kavgasız bitmiyor. Çünkü Fransa çoğu Afrikalı için barbarlıktan, katliamlara ve talana dayalı ilkel bir sömürgecilikten başka bir şey hatırlatmıyor.

Macron da artık çaresizlikten şunu söylemek zorunda kalıyor: "Sanki Çinliler, Ruslar, Türkler, Afrika'da Fransızlardan daha iyisini mi yapıyor?!"

Bu arada Nijer'de darbe sonrası Fransa karşıtı sloganlar atan halk kesimlerinin ellerinde taşıdığı bayrak kimin bayrağıydı? Rusya'nın...

Geçtiğimiz aylarda Wagner'in Rusya'da başlattığı isyan sonrası herkes bir anda "kim bu Wagner?" diye sormaya başlamıştı. Halbuki Wagner Ukrayna Savaşı'ndan yıllar önce başlayarak Afrika'da Rusya'nın çok önemli bir oyun kurucu aktörü olarak sahadaydı. Libya'dan Burkina Faso'ya, Mali'den Çad, Sudan ve Orta Afrika Cumhuriyeti'ne kadar askerî danışmanlık adı altında Rusya'nın bölgedeki hegemonyasının tesisi için bulunuyordu. Sadece askerî bir ağırlık göstermiyor, askerî darbe yönetimleriyle ilişkiler kuruyor bazen bizzat askerî darbelerin organizasyonunda yer alıyordu. Dahası enerji kaynaklarına doğrudan el koyacak kadar ileri gitmesi Wagner'in önemini daha da arttırıyordu. Unutulmasın ki bu coğrafyanın önemli bir kısmında Fransa'yı geri iterek bunu yapıyordu.

Geçtiğimiz günlerde St. Petersburg'da düzenlenen Rusya – Afrika Zirvesi de Rusya'nın gövde gösterisine dönüştü. Toplam 54 Afrika ülkesinin 50'sinin katıldığı, 17'sinin bizzat liderler seviyesinde iştirak ettiği zirvede Putin hem Afrika'da Sovyetler'in mirasını sahiplenecek atıflar yaptı hem de Batı'nın Afrika için sömürgecilik ve ırkçılıktan başka bir anlam ifade etmediğini söyledi. Tahıl anlaşmasını yenilememesi için de "zaten tahılın çoğunu Batılılar alıyor, Afrika'ya çok azını bırakıyorlardı. Biz Rusya olarak tahılı gerekirse Afrika'ya bedelsiz ulaştırmayı düşünüyoruz" diyerek kendi açısından 'insani' bir pozisyonu da ele geçirmiş oldu.

Askerî ilişkiler ve tahıl haricinde Afrika ülkelerinin birçoğunda Rus nükleer santralleri açmaktan, demiryolları ve havayolları altyapısını yapmaya, yer altı enerji kaynaklarını Rus şirketleri vasıtasıyla çıkarmaya kadar Rusya'nın Afrika'da büyük bir hegemonya mücadelesine girip önemli bir aşama kaydettiği ortada.

Peki, bu durum Türkiye için ne anlam ifade ediyor? Öncelikle Afrika'da Rusya ve Çin ile birlikte büyüyen üçüncü güç de Türkiye. Üstelik de bunu eşitler arası ilişki kurarak, insani zeminde yaptığı gibi Afrika'nın büyük çoğunluğunda büyük bir sempati de topluyor. Bunu da Fransız medyası "kaygıyla" izliyor. Üstelik Afrika'da gücün Fransa, Rusya ve Çin arasında parçalanmasının, Türkiye için yeni alanlar ve imkânlar açtığını görmek gerekiyor.

<p>Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün uyarılarının ardından Bursa'da rüzgar etkisini göstermeye devam e

Bursa'da etkili rüzgar vatandaşlara zor anlar yaşattı

Filistinlilerin kefenleri Beyaz Saray önünde

70 bin TL'den başlıyor: Kaçıran pişman oluyor! İşte adeta kapış kapış giden otomobiller

Tokat'ta bir garaj alev alev yandı! 4 araç kullanılamaz hale geldi