• $28,9362
  • €31,2215
  • 1865.3
  • 7913.76
17 Temmuz 2023 Pazartesi

15 Temmuz yıldönümleri ve kültür cephesi

Bir 15 Temmuz yıldönümünü daha geride bıraktık. Her 15 Temmuz yıldönümü gibi bu 15 Temmuz da sadece darbenin ve onun arkasındaki arkasındaki Batı vesayetinin yenilgiye uğratılmasının yıldönümü olmakla sınırlı kalmadı. Aynı zamanda da bir turnusol kâğıdı işlevi gördü.

Hem siyasal hem kültürel hem de popüler aktörler için bir turnusol kâğıdı...

Bir önceki yazımda da bahsettiğim gibi millet olma hâliyle, millî kimliğin yeniden inşası ve kolektif hafıza arasında bir ilişki vardır. Milletler tarih içinde inşa ve yeniden inşa olur. Bu süreçte hem büyük zaferler, liderler, başarılar hem de ortak acılar, kayıplar üzerinden bir duygudaşlığa ve ortak şuura bu kolektif hafıza ile ulaşılır.

Bu hafızanın inşasında siyasal aktörler ve kültürel aktörlerin rolü büyüktür. İşte bu konu millî meseleler ve bilhassa da 15 Temmuz olduğunda kritik bir hâl alıyor. O gece darbeyi durdurup Amerikan vesayetini dualarla, tekbirlerle, bozkurt işaretleriyle yenilgiye uğratan milliyetçi- muhafazakâr kesimler ve onların siyasi aktörleri (Cumhur İttifakı) 15 Temmuz yıldönümlerini bir millî vazife gibi sahiplenirken muhalif siyasi aktörler tam tersine ya tamamen görmezden geliyor ya da yasak savma kabilinden geçiştirme tweetleriyle günü geçiriyor. Elbette bir biçimde FETÖ ile hedef birliği yapmış birçoğu da saçma sapan gündemler yaratarak 15 Temmuz'u gölgede bırakmaya çalışıyor.

Kültür cephesinde durum daha da dikkat çekici. 15 Temmuz gecesi darbeye karşı ortaya çıkan ve vesayet biçimlerine karşı Türkiye'nin tam bağımsız ve demokratik bir ülke olmasını tescilleyen o toplumsal devrimi, o kutlu direnişi neredeyse tamamen önemsizleştiren, görmezden gelen, yok sayan bir kültürel hegemonya gerçeğimiz var. En pespaye mevzuları bile gündeme getirip medyada ve sosyal medyada kıyameti koparan şarkıcı, oyuncu, komedyen, manken gürûhu bu 15 Temmuz'da da buhar olmayı başardı.

Bunu sadece sakil bir muhalif davranış bozukluğu olarak görmek yanıltıcı. Batının geçmişte Türkiye üzerinde sahip olduğu kolonyal vesayeti ile özdeş bir kültürel vesayetin parçası olan bir zümreden bahsediyoruz. Bu Batıcı zümre yalnızca Batı vesayetinin uzantısı olan FETÖ darbesinin yenilmesinden rahatsız olmadı. Darbeyi yenilgiye uğratan ve toplumsal devrimi gerçekleştiren halk kesimlerinin o düşmanlaştırdıkları milliyetçiler ve muhafazakârlar olmasını da hazmedemedi.

Bu mandacı güruha mensup olup sessizliğe gömülenlerin çoğunun zaten millî hassasiyeti bulunmuyor; bazıları da millî bir hassasiyet gösterdiklerinde Batıcı, FETÖ'cü sosyal medya saldırılarından, linçlerden korkarak pısıyor. İşte burada da ciddi bir özgüven meselesiyle karşı karşıya kalıyoruz. Daha önceki darbelere karşı hiçbir reaksiyon gösterememiş, seçtikleri liderlerinin devrilmesine engel olamamış milliyetçi muhafazakâr kesimlerin önemli sosyolojik dönüşümlerin neticesinde artık tankların, F-16'ların karşısına dikilebilecek gücü kendilerinde bulması büyük bir toplumsal özgüvenin oluştuğunu da ortaya koyuyordu. İşte bu özgüvene sahip olmaya başlayan kesimler kendi kültürel ve siyasal aktörlerinden de aynı özgüveni bekliyor. Zaten Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi özgüven timsali bir liderin arkasında kenetlenmiş olmaları da 15 Temmuz 2016'dan beri değişmeyen bir durum olarak karşımızda duruyor.

Tabii bu noktada sadece şarkıcı, oyuncu, komedyen, manken güruhundan mütevellit ünlülerle sınırlı kalmadan; akademisyen, gazeteci, edebiyatçı, entelektüel sıfatlarını kendisine layık görüp 15 Temmuz'larda suskunluğa bürünen mandacı unsurları da unutmamak gerekiyor. Gezi'deki kin ve nefret söyleminden ibaret lümpen paçozluktan bir "devrim" umut edip bir ton vasat akademik tez, edebiyat eseri yayımlayıp sol sloganlarla kıyameti koparanların yaşadığı hazımsızlığı da unutmamak gerek. Çünkü hakiki bir demokratik devrim oldu ve o devrimi 15 Temmuz gecesi ABD emperyalizminin taşeronlarına karşı bu milletin milliyetçileri ile muhafazakârları yaptı. O devrim gerçekleşir ve başta Prof. Dr. İlhan Varank gibi bir akademisyen ilk şehitler arasında yer alırken Batıcı kültürel zümrenin mensupları ya evde televizyon başında ya ATM kuyruğunda ya makarna sırasında ya da FETÖ'nün sosyal medya dezenformasyonlarını paylaşırken sosyal medyada görüldüler.

İşte yalnızca Türk tarihi için değil, dünya tarihi için de önemli olacak büyük bir toplumsal devrime dönüşen 15 Temmuz direnişini önemsizleştirme, görmezden gelme hâlinin sebeplerini Batı'nın kültürel vesayetinin parçası olmakta aramak gerekiyor.

<p>Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bilimleri Öğretim Öğretim Görevlisi Rü

Heykel sanatçısı katı endüstriyel malzemelerden dev ejderha heykeli yaptı

Taraftar bu transfere çok şaşıracak! İşte Fenerbahçe'nin stoper listesi

Yargı'nın Ceylin'i Pınar Deniz'in eski hali görenleri şaşırttı! Estetiğim yok diyordu ama...

Davinson Sanchez'den Falcao itirafı! ''Her şey söylediği gibi oldu''