• $8,4698
  • €10,297
  • 501.23
  • 1441.33
30 Haziran 2013 Pazar

Türkler niye fotoğraf biriktirmez?

Gezi Parkı olaylarında insanlar, konuşurken, koşarken bile fotoğraf, video çekiyordu… Daha ‘ortasında’ belgesel yapıldı, hatta yayınlandı; şimdiden iki kitap çıktı. Ancak bir taraftan da bizleri toplumsal hafıza kaybından kurtaracak, yakın tarihe ışık tutacak büyük bir birikim eskici tezgâhlarında, sahaflardaki tozlu bavullarda duruyor. Arap Image Foundation adlı kuruluş 15 yıldır tüm Arap dünyasının ‘görsel arşivini’ tutuyor. Peki, Türkiye’de bunu yapan bir kurum niye yok?

“İnsanoğlu gözüyle görmediğine inanmaz evladım; tarihi de insanlara göstermek gerekir” derdi bir büyüğüm…
Gerçekten de böyle olmalı ki onlarca yıl bize ‘okutulan’ tarih, dizi-film olunca daha fazla dikkat çekiyor; herkes sonucunu bilse de, tırnaklarını yiye yiye “Kanuni seferden dönecek mi? Hürrem doğumda ölecek mi?” diye ekran başında bekliyor!
Her şey bir yana gerçekten tarihi ‘göstermek’ gerekiyor.

SAHAFLARDAKİ HAZİNE

Oysa büyük bir tarih, yakın Türkiye tarihinin önemli bir kısmı, ayna önünde çıkarılırken elden düşen ve lavabo deliğinden kayıp giden bir elmas küpe gibi; hızla karanlık sulara gömülüyor.  
Sahaflarda, bitpazarlarında, eskicilerde eski bavullarda, portakal sandıklarında ‘kurtarılmayı’ bekleyen o siyah-beyaz fotoğraflar var ya… Onlar birer anıdır, birer yaşanmışlık, bizleri hafıza kaybından kurtaracak, yakın tarihe ışık tutacak belgelerdir; kim bilir tanesi 50 kuruşa, 1 TL’ye onları kimler alır?

FOTOĞRAF ARKASI YAZILARI

Bazen kapılıyorum sahaflardaki bu hazinelerin büyüsüne; takılıyorum bazı fotoğraflara. Kim acaba bu adam, niye öyle giyinmiş, ne için çektirmiş o fotoğrafı? Hayatta mıdır acaba? 
Peki ya o kadın; nasıl da güzel, nasıl da havalı duruyor? Peki, onun fotoğrafı niye burada, nasıl ‘düşmüş’ buralara? 
Bazen fotoğraf arkası yazıları bir fikir veriyor, bazen tamamen gizem!
Bir fotoğraf gördüm geçenlerde sahafta Kenan Evren, bir yabancı rütbeli ile el sıkışıyor… “Umarım birileri bunları buluyor, gizemlerini çözüyor ve arşivliyor” diyorum.
Hep böyle umuyorum zaten. Bu fotoğrafları tarihçilerin, koleksiyonerlerin, arşivcilerin kısacası ‘değer bilenlerin’ aldıklarını hayal ediyorum.

GÖRÜNTÜ VAKFI

O fotoğraflarda sadece ‘kişisel’ değil, ‘toplumsal’ bir tarih saklı.
Sevdiklerimize, zevklerimize, akrabalıklarımıza, alışkanlıklarımıza, modaya, akımlara, siyasete, ilişkilere dair binlerce bilgi saklayan birer hazineler; bakmayı, onlara okumayı bilenlere…
Tam da benzer bir nedenle takıldım Tayfun Serttaş’ın ‘Stüdyo Osep’ ardından da ‘Foto Galatasaray’ adlı çalışmalarına; iki stüdyonun arşivlerinden çıkan fotoğrafların içine düştüm.
Tam da bu noktada keşfettim Arab Image Foundation (AIF) adlı kuruluşu. Serttaş, bir kitabında onların çalışmalarının kendisine ışık tuttuğunu söylüyordu çünkü.

15 YILDIR ÇALIŞIYORLAR

‘Arap Image Foundation’ yani ‘Arap Görüntü Vakfı’ Türkiye’nin ihtiyacı olan kuruluşlardan, yapılardan biri…
Arap dünyasının ‘görsel tarihini’ topluyor, biriktiriyor, tasnifliyor, dijital ortama geçiriyor ve bir tür dijital görsel kütüphane oluşturuyorlar.
1997’de Akram Zaatari ve Walid Raad gibi çağdaş sanatçıların da bulunduğu bir grup tarafından Beyrut merkezli olarak kurulmuş. Kâr amacı gütmeyen bir organizasyon. Vakfın misyonu Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Arap diasporasından fotoğrafları toplamak, korumak ve incelemek. 

400 BİNİ AŞKIN FOTOĞRAF

Arapça konuşan, konuşulan pek çok coğrafya vakfın kapsamına giriyor; bugüne kadar araştırma ve satın alma yapılan yerler arasında Lübnan, Suriye, Filistin, Ürdün, Mısır, Fas, Irak, İran, Meksika, Arjantin ve Senegal gibi ülkeler var. Ve bugüne kadar 400 bini aşkın fotoğraf toplanmış. 
Toplanan fotoğraflar kamuoyuna da sergiler, videolar, bir internet sitesi ve online bir fotoğraf veritabanıyla sunuluyor.   
Çıkış noktası stüdyo fotoğrafı. Ancak Super- 8 video kayıtlarından 35 milimetrelere uzanan çok geniş bir video arşivleri var.
Türkiye’de ise durum ortada; sanata, polisiyeye, özellikle de fotoğrafa düşkünlüğüyle bilinen II. Abdülhamit dönemi fotoğrafları, Abdullah Biraderler’in çektikleri çok değerli; ama bir kısmı Yıldız Sarayı’ndaki olaylara kurban gitti, bir kısmı da satıldı, özel koleksiyonlarda.
Cumhuriyet dönemi sonrası fotoğrafların bir kısmı ‘kapalı’ arşivlerde, çoğu ise sokaklarda, kitap aralarında…
Oysa bir kurumun, bir vakfın ‘aklının dümenini bu yola kırıp’ ilerlemesi ve bir tür dijital arşiv, görsel tarih çalışmasına başlaması gerekiyor. AIF’nin neler yaptığına bir göz atmak, o coğrafyanın geçmişine bir göz atmak isteyenler için internet sitesinin adresi: http://www.fai.org.lb/home.aspx
Darısı Türkiye’nin başına.

<p>Bedir Acar: </p><p>'Kur'an'da iki yerde geçen ve Hz. Ya'kūb'un ikinci adı veya lakabı olan İ

Vicdan öldüğünde geriye ne kalır?

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı

İşgalci İsrail, içlerinde hamile bir kadınında bulunduğu ailenin tüm fertlerini öldürdü

Mehmetçiğin dikkati Doğu Akdeniz'de faciayı önledi