• $7,3929
  • €9,0092
  • 441.195
  • 1542.45
30 Eylül 2012 Pazar

Sen sus sahnedeki konuşsun

Türkiye'de canlı müzik ve eğlence organizasyonlarının hacmi son 10 yılda yüzde 500 büyümüş. Bunların çoğu da yabancı. İyi, güzel... Ancak bu büyümeyle paralel değişen bir de kitle var ki onlar, konseri dinlemeye değil izlemeye, kendini göstermeye geliyor; konser boyunca sahnede kimse yokmuşcasına muhabbet ediyorlar.

İnsanoğlu bu; 'hedonist adaptasyonun' etkisiyle kendini mutlu eden, iyi olan her şeye alışır. Alıştıkça da, elindekiler ne kadar muhteşem olursa olsun, alıştığı şeylerden daha az haz azalır.
Belki de bu yüzden evlilikte romantizm (bilim adamlarına göre) 2 yıl, 6 ay, 25 gün sonra biter; en değerli pırlantalar bile alışıldıktan sonra çakıl taşına döner.
Ancak bugünkü soru şu; hayran olduğumuz, ulaşılmaz bulduğumuz, sticker'larını defterlerimize yapıştırıp kartpostallarını bile satın aldığımız, hayatlarındaki minik bir değişimi görmek ya da şarkı sözünün derinliğini anlamak için dergiler aldığımız, saç ya da giyimimizi benzetmeye çalıştığımız müzisyenleri, yabancı yıldızları ne oldu da zaman gökyüzünden yere indirdik?
Ne oldu da konserlere gidip konserden başka her şeyle ilgileniyoruz? Ve Allah için konserlerde niye bu kadar çok konuşuyoruz?! (Sahnenin fotoğrafını iPad'i ile çekenlere hiç değinmeyeceğim!)

"snssshndki.jpg"EĞLENCEDE YÜZDE 500 ARTIŞ!
Anadolu Ajansı, Türkiye'de büyük konser organizasyonları yapan Pozitif Live'ın Yönetim Kurulu Başkanı Cem Yegül ile yaptığı röportajı şu bilgiyle açıyordu: Türkiye'de çoğunluğu yabancı olan canlı müzik ve eğlence organizasyonlarının hacmi, son 10 yılda yüzde 500 artışla 200-250 milyon dolara ulaştı!
Yüzde 500 artış; dile kolay! Üstelik sponsorların payı giderek azalıyor, bilet gelirleri artıyor. Sadece bilet satan değil yan sektörler de kazanıyor. Artık büyük kulüplerin bile statlarını konserlere vakfedeceği günlere doğru gidiliyor. Konserlerin yüzde 85-90'ı İstanbul'da gerçekleşiyor ve İstanbul 'marka şehir' olma yolunda ilerliyor.
Yegül, Türkiye'de sayısı yılda 1.000'i geçen canlı etkinliklerin büyüklüğünün 200-250 milyon dolar olduğunu, yan sektörleriyle bunun çok daha büyük bir rakama tekabül ettiğini belirtiyor.

5 YIL ÖNCE 100 KİŞİ YOKKEN!
Geçtiğimiz günlerde Babylon'un açılışında konuştuğumuz Radikal Gazetesi fotoğraf muhabiri -ki kendisi çok iyi bir konser fotoğrafçısıdır- Muhsin Akgün, 'En çok da Beirut'a şaşırıyorum. Bu adamlar 5 yılda nasıl bu kadar büyük bir kitle artışı yarattı. 5 yıl önce geldiklerinde sahnenin önünde 100 kişi yoktu; geçen hafta Kuruçeşme Arena'ya zor sığıldı!' diyerek şaşkınlığını belirtiyordu. (Ekşi Sözlük'e de bakın 2007 konserine dair 10 giriş var, geçtiğimiz haftaki konserle ilgili ise 24 sayfa!)
İşte sorun da tam burada; bu kalabalığın ne kadarı gerçek dinleyici, ne kadarı balon? 'Akşama ne yemek pişirsem?' diye düşünen annelerin evlatları şimdi tam zamanlı Biletix kullanıcısı; 'Akşama hangi konsere gitsek?' diye bakılıyor.
İmajla konser havasına girmek de önemli tabii. Görmüşlüğüm var, Björk konserine saçları yanlardan iki topuz, çekik göz makyajı ve beyaz kimonoyu andıran bir elbiseyle gelen manken hanım; 1 hafta sonraki Lenny Kravitz konserine deri ceket pantolonla gelmişti. 

'SESSİZ KONSER' UYGULAMASI
Gerçek şu; Türkiye'de -en az- konser dinleyicisi kadar 'konser izleyicisi' var ki onlar da biraz gürültülü... Daha geçtiğimiz günlerde Bülent Ortaçgil sahneden uyardı; onlarca değil, yüzlerce benzer durum yaşandı... 2010'deki Tindersticks konseri efsanedir; İngiliz vokalist Stuart Staples, o muhteşem bariton sesiyle şu uyarıyı yapmıştı: 'Bizim için zor bir gece oluyor. Bazıları bilet alır ve konseri dinlemez, bazıları dinler. Bu bir utanç; bizi dinleyenlere teşekkür ederiz!'
Bu olayın ardından Babylon 'sessiz konser' uygulaması başlatmıştı ki; Allah için sizce kaç ülkede böyle bir uygulama -ve aslen utanç- vardır!
Hani gerçek hayranları, dinleyiciyi umursamıyorsunuz da paranıza da mı acımıyorsunuz?

TİYATROCULAR BİLE...
Bu seneki Tiyatro Festivali'nin açılışı... Açılış partisi İKSV Salon'da yapılıyor, bence süper bir fikir bulunmuş, tiyatroculardan kurulu bir müzik grubu, Büyük Ev Abluka'da sahnede... Ama kimse, hatta tiyatro festivalini sunan genç oyuncu bile sahnedekileri dinlemiyor, sohbet ediyor.
Konserde 'Şiiiişşşştttt'çi olmak da iğrençtir, ben çekiniyorum oyuncu Hasibe Eren müdahale ediyor; tabii ne fayda; tiyatrocular bile sahnede biri varken konuşmaktan çekinmiyor.
Biliyoruz ki artık kimse 'bir süre' sessiz durup sahneyi gerçek sahibine bırakmayı başaramıyor.

EĞLENCE POLİTİKASI ŞART
'Büyük şehirlerin büyük eğlence politikalarının olması gerekir' diyordu Cem Yegül. Bence sanatı izleme kültürünün yerleşmesi de en az bunun kadar önemli. Hem de 10 yıl önce hayal bile edemeyeceğimiz isimler ayağımıza kadar geliyorken!
Bir tişörtüm var, Garanti Bankası'nda çalışan arkadaşım Derya, sağ olsun aşkımı görüp benim için depolardan bulup çıkarttırmıştı. Buralar 'dutlukken' efsanevi Açıkhava'da nasıl da hakkını vererek konser izlediğimizi anlatan maddeler yazıyor tişörtün arkasında, 2003 İKSV Caz Festivali'nden... İşte yazının sonunda birkaçı...
'Açıkhava ne demek? Sevdiğin sanatçının biletini, günler öncesinden almak demek. Bulamazsan sponsor firmalardan arkadaş bulmaya çalışmak demek. 'Hilton'dakiler bütün konserleri bedava izliyor mudur?' cümlesini her seferinde sarf etmek demek. Konser sırasında gökyüzüne bakıp ışığın etrafında duran martıların uçuşunu seyretmek demek. Grubu tekrar sahneye getirebilmek için ellerin patlayıncaya kadar alkışlamak demek. Bis için tekrar sahneye geldiklerinde sanki bunu tek başına başarmışsın gibi hafifçe gururlanmak demek. Tekrar sahneye geldiklerinde son şarkıyı hep bir ağızdan daha da coşkulu söylemek demek. Herkes çakmaklarını sallamaya başladığında içinden onlara katılmak gelse de boşu boşuna kendini tutman demek. Konserlere giremediğinde parmaklıkların dibine oturup kapıdaki çaycının çayı eşliğinde dışarıdan konser dinlemek demek.' 

<div><br></div><p><br></p>

Meteoroloji Hava Tahmin Uzmanı açıkladı... İstanbul'a kar yağacak mı?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Amasya'da mamutlara ait olduğu değerlendirilen fosiller bulundu

Bakanlar Gül ve Karaismailoğlu, Gaziray Projesi'nde incelemelerde bulundu