• $9,2724
  • €10,813
  • 531.275
  • 1431.78
5 Mayıs 2013 Pazar

Robert Redford’lu bir film festivalinden alınacak dersler

l Sundance Film ve Müzik Festivali’nin Londra ayağından izlenimler
l Festivalin en iyileri
l Kickstarter’ın film sektöründeki rolü
l The Great Gatsby filminin trendlere etkisi
l Masa örtüsünden müziğe, yiyecekten içeceğe her şeyi ‘masanızdan’ kontrol edebileceğiniz; teknoloji harikası restoran
l David Bowie sergisi çılgınlığı…
l Yemekte yeni moda: Sosisli-şampanya
l Sürreel eser yapmanın 4 formülü...  Hepsi ve dahası bu yazıda…

Malum, dünyanın en ünlü festivallerinden biri, bir süredir Digiturk kullanıcılarının hizmetinde. Sundance Film Festivali’nde yer alan ya da festivalin ‘farklı içerik’ konseptine uygun, uzun ve kısa metrajlı filmler, belgeseller Sundance Channel’da gösteriliyor… Ama o filmleri önceden görmek, galalara katılmak, yönetmen ve oyuncularla tanışıp konuşmak gibi bir imkân da var (gazeteci olmasanız bile). Biz de “Peki önümüzdeki günlerde hangi filmler gösterilecek, bu filmler nasıl seçiliyor, Londra’da bir festival nasıl olur, olur da dünya gözüyle Robert Redford’u görebilir miyiz?” gibi sorularla Londra’daki Sundance Film ve Müzik Festivali’ne gittik, geçen hafta sonu.
TEK ALANDA ÇOK FİLM
O2 Arena’daydı festival. Tek alan çok etkinlik; üstelik şehrin her yerinden metroyla ulaşımı öyle kolay ki… Ve açıkçası İstanbul Film Festivali’nin şehre yayılan halini çok sevmeme rağmen, tüm etkinliklerin tek alanda olması hoşuma gitmedi değil. Londra, “Bir şehrin içinde park da, bahçe de, dev konser alanları da, yüzlerce mağaza da olabilir, tarihi yapılar da mis gibi korunur” kavramının güzel bir kanıtı herhalde... 
Festival perşembeden pazara; cumartesi sabahı atladım uçağa, istikamet direk O2 Arena… Robert Redford’un ilk günkü açılışın ardından ‘görüleceği’ ikinci yer; yabancı basın mensupları için verilen kokteyl. Serviste kusur yok. Gelsin şampanyalar gitsin kobe biftekleri, sorbeler… Ve Robert Redford görünüyor. 66 filmde rol almış, 89 filmde yönetmenlik yapmış efsanenin çevresi doluyor…  
Birkaç görevli; her şeyi kontrol ediyor. Redford, kiminle kaç ‘saniye’ sohbet edecek anında kararlar veriliyor, aktörü yönlendiriyor. Sponsorlar saniye açısından çok daha şanslı! 
Bizse Digiturk’ten Aslı Akıncı ve Deniz Kalkan sayesinde iznimizi alıyoruz. Redford ile göz göze geldiğimiz anda da “Merhaba biz İstanbul’dan geldik” diyoruz. Ve bu cümleyi duyup da bu kadar heyecanlanan birini görmediğimi söylesem yalan olmaz! 
Sponsorlar kadar havalıyız o anda; “İstanbul, o coğrafya, o deniz, o Boğaz, o tekne gezisi ne kadar güzel” söylemi ve “Sundance Film Festivali bir gün İstanbul’da da olabilir” öngörüsü… “Gerçek Great Gatsby ile bir fotoğraf çektirebilir miyiz?” diyorum; İstanbul’dan gelenler için her zaman zamanı var; sarılıyoruz ve bir dolu fotoğraf… Tabii bize ikisi veriliyor; bunlar  programlı ama bu arada Robert Redford’u festival süresince çevrede görmek mümkün. 
21uzun, 10 kısa metrajlı bağımsız filmin gösterildiği festivalde hemen her filmin ardından yönetmen ve oyuncular izleyicilerle sohbet ediyor. Boşanmış bir ailenin çocuğu olmanın zorluklarını esprili biçimde anlatan A.C.O.D.’nin bu konuda favorim olduğunu söylemeliyim. Yönetmen Stu Zicherman kendisi de boşanmış bir ailenin çocuğu olarak “Trajedi+Zaman= Komedi” kuralının en güzel kanıtlarından biriydi. Aktör Adam Scott ile birlikte çıktığı sahnede boşanmış bir ailenin çocuğu olup da ‘çektiklerini’ öyle komik anlatıyordu ki! Herkese tavsiye edilir.

Film çekmeye paranız mı yok; Kickstarter var!

Sundance Film Festivali’nin bir kolunu da öğretici ya da eğlendirici söyleşiler oluşturuyor ki bu söyleşilerin ana konularından biri de, hele de konu ‘bağımsız filmler’ olunca ‘Kickstarter’dı. 
İnsanların parlak fikirlerine destek olan ‘kitle fonlama’ sistemi filmler için de kullanıldı. Veronica Mars adlı kült dizinin sinema uyarlaması için sinemaseverlerin bağışlarıyla 5.7 milyon dolar toplandı. Ardından Scrubs dizisiyle ünlenen Zach Braff, yeni filmi ‘Wish I Was Here’ için Kickstarter’a başvurdu ve 4 günde, 30 bine yakın kişiyle, 2 milyon dolar topladı. Ancak şimdi, Sundance’da da, tartışılan şey şu: “Böyle bir fonlamayla yapılan bir film de tam bağımsız mıdır?”  
DAĞITIM OLMAZSA, OLMAZ!
Bu konuda Alin Taşçıyan çok güzel bir anekdot anlatıyordu; 32. İstanbul Film Festivali’nde gösterilen Mike Figgis’in yeni filmi ‘Gördüğüne İnan / Suspension of Disbelief’in ardından: 
“Figgis, Tom Cruise, George Clooney gibi ünlü aktörlere rol veremeyince finansman bulamadıklarını ve ceplerindekiyle film yaptıklarını söyledi. Videolu bir fotoğraf makinesiyle çekim yaptıktan sonra Macintosh’ta kurgu ve müziği hallettiğini anlattı. ‘Yeni sinema budur’ dedi ama ekledi: Ama yeni dağıtım olanakları yok henüz...”
Yani pek çok sektör için geçerli; tam bağımsızlık için kilit nokta, dağıtım, insanlara ulaşım. 
Veronica Mars’ın da Warner Bros tarafından dağıtılacağı düşünülürse...

YAŞASIN SOSİS, ŞAMPANYA İKİLİSİ! 
Yemek sektörünün her gün yeni ‘trend’ arayışında olduğu bir dönemde Londra’nın son dönem popüleri ‘sosis, şampanya’ restoranı imiş. Tanesi, 17 ila 26 TL arasında değişen fiyatlarla satın aldığınız sosislilerin ‘çok da farklı olmadığını’ söyleyen de var; ama Bubbledogs adlı mekân şehrin yeni hit’i.

İNGİLİZ MÜZİĞİNİ DENEYİMLEMELİ 
O2 Arena içinde muhteşem bir yer var: Britain’s Museum of Popular Music. İngiltere’nin popüler müzik tarihini gözler ve kulaklar önüne seren müzenin içindeki ‘The British Music Experience’ adlı interaktif sergi görülmelik. Yaklaşık 35 TL’ye bir çeşit giriş kartı alabiliyorsunuz. Sergi 60 yıllık İngiliz müziğini gözler önüne seriyor. Giriş kartınız çeşitli ‘vitrin’ ve ekranları interaktif hale getiriyor. En az bir saatinizi alacak gezide İngiliz pop tarihini, bu arada o dönemin sosyal ve politik gelişmelerini dinlemek, izlemek; ikonik giysi, eşya ya da müzik aletlerini görmek, hikâyelerini dinlemek mümkün. BBC’nin ‘Rock’ın 7 Çağı’ belgeselini biliyorsanız; onun 3 boyutlu hali gibi bir şey! 
Darısı bizim başımıza! 

THE GREAT GATSBY ETKİSİ 
ABD’li yazar F. Scott Fitzgerald’ın romanı Muhteşem Gatsby (The Great Gatsby) en sevdiğim eserlerdendir. Francis Cugat’a ait orijinal kapak çizimi bile sanat eseridir.

Eser, ‘Amerikan rüyasına’ karşı duruşuyla bilinir. Beni çeken ise büyük yergi ve soyut yıkımları, insanoğlunun ‘sığlıklarını’ eşsiz bir derinlikte, tereyağından kıl çekermişcesine anlatmasıdır. Kitap, ‘Mutlu olma eksenli’ yapılan her şeyin bir gün mutsuzluk kaynağı olabileceğini de çok iyi verir.


Roman, bugüne kadar 7 kere filme çekildi! Bunlardan ilki, bir ‘sessiz film’di. En çok konuşulan ise başrollerinde Robert Redford ile Mia Farrow’un olduğu uyarlama oldu. Filmin Kore versiyonu da çekildi; iki ‘video oyununun’ da konusu oldu. 7’nci ve son uyarlamada ise başrolleri Leonardo DiCaprio, Carey Mulligan ve Joel Edgerton paylaşıyor. 


Film şimdiden moda ve dekorasyon üzerindeki etkisini göstermiş durumda. Gelinliklerden günlük giysilere, vitrinlerden takılara ‘Great Gatsby tarzı’ diye bir şey var!

 4 adımda sürreel sanatçı olmanın formülü: 


Yer, Tate Museum. Bir odada, 4 kategoride minik not kâğıtları var, üzerinde de ‘formüller’ yazıyor; siz o formülleri uygulayarak sürreal eserler çıkarabiliyorsunuz. İşte formüller, müzedekilerin çizimleriyle...

DEĞİŞİM 
(Kâğıt kendinden katlama yerlerine sahip) Biri kafayı çizecek, katlayarak çizdiğini saklayacak. Başkası bedeni çizip saklayacak. Diğeri bacakları… En sonunda da resminize isim vereceksiniz.

OTOMATİZM/DOĞAÇLAMA
Elinizi rastgele bir şekilde kâğıdın üzerine savurun. İster yazın, ister çizin; ama bilinçaltınızın size hükmetmesine izin verin.

SÜRREALİST NESNE
Bu aşamada yapacağınız çok basit; hayalinizdeki bir nesne ya da objeyi kâğıda dökün.

ÇİFTE RESİM
İki kişi, ikinizin de ilgisini çeken modern eserler bulun. Sırayla hakkındaki izleniminizi çizin! İkiniz de aynı şeye baktınız ama acaba aynı şeyleri mi gördünüz?

Her yerinden ‘Lütfen bağış yapın’ anonsu fışkıran Tate Museum’da şu sıralar Lübnanlı sanatçı Saloua Raouda Choucair ile Roy Lichtenstein’ın retrospektifleri  sergileniyor. 


Star Wars’a layık bir restoranda yemeğe ne dersiniz?
Londra, Soho’da bir restoran. Adı Inamo. Ağırlıkla Uzakdoğu mutfağı. Çok ama çok farklı oyuncaklı. İlk, bir beyaz masa ve bir beyaz tabakla karşılaşıyorsunuz. Sonra bir görevli gelip size ‘bir tür bilgisayar, daha doğrusu ipad ekranı gibi duran masayı nasıl kullanacağınızı’ anlatıyor. Masanın sağ tarafında iki minik yuvarlak bölüm var, orada parmağınızı gezdirerek yukarıdaki 5 bölüme girebiliyorsunuz: İçecekler, yiyecekler, masanın ambiyansı, oyunlar ve servis.

Yiyecek ve içeceklerin minik görüntülerine ‘tıkladıkça’ o yiyeceklerin görüntüsü beyaz tabağınızın üzerinde beliriyor; yani nasıl bir şey yiyeceğinizi birebir görebiliyorsunuz; keza aynı şey içecekler için de geçerli. Masa ambiyansı bölümüyse en eğlencelisi; bu mönüden masanızın desenini/rengini yani örtüsünü seçiyorsunuz; isterseniz değiştirip durun… Bahar desenleri de var, deniz, kum ve güneş de, geometrik şekiller de… Yemeğinizi beklerken oyun mu oynamak istediniz, o da mümkün. Servis bölümünden garsona ulaşıyor; isterseniz ‘canlı yayında’, masaya açılan bir ekrandan mutfağı 

izleyebiliyorsunuz. Yine masadan taksi çağırmak, bir etkinliğe yer ayırtmak ya da haritaya bakmak da mümkün! 
Seçtiğiniz yemekleri beğendikçe bir yere diziyor, sonra tek bir parmak hareketiyle sipariş ediyorsunuz. Londra için ‘uçuk’ fiyatlı bir yer de değil Inamo; 4 kişi pek çok şey seçip yedik, her biri lezizdi!
Bu arada masaya reklam alınabildiğini de söylemiş miydim?

DAVID BOWIE bizi izliyor da ya biz!
Londra’da pek çok yerde dev ilanlar Victoria&Albert Müzesi’ndeki David Bowie sergisini işaret ediyor: ‘David Bowie is watching you.’ Ama sizin onu görmeniz çok da kolay değil; önceden karar verip, günler öncesinden internetten bileti almış olmanız gerekiyor. 15 pound’luk biletler haftalık olarak ‘tükeniyor’; yine de bir umut giderseniz de müzenin kapısında Çin Seddi misali uzaydan bile görüle-bilecek bir sıra var! 

<p>Trump için Rahip Brunson neyse Biden  için Osman Kavala o mu? 10 ülkenin büyükelçisinin yayınladı

ABD'nin Kavala ısrarı neden?

Edirne'de yoğun sis etkili oluyor

Türk kahvesi hangi hastalıklara iyi gelir?

Astronotların diğer gezegenlerde kullanması için motosiklet tasarlandı