• $7,3575
  • €8,9541
  • 438.706
  • 1536.11
27 Mayıs 2012 Pazar

Korsan sergiye var mısınız?

Hürriyet Gazetesi'nin kültür sanat yazarı Kültürazzi, 'Mısır Apartmanı'ndaki bir galerinin anahtarını ele geçirdim. Çarşamba günü korsan sergi yapacağız, kitsch eserini al, gel' dedi! Muhteşem eserimle Galeri Non'da fırtınalar estirdim; size de tavsiye ederim.

"sergi.20120527003010.jpg"

Her şey, bir sergi açılışında başladı. Hürriyet Gazetesi'nin adı üzerinde pek kıdemli kültür-sanat yazarı Kültürazzi'yi gördüm; 'Ne yapıyorsun?' muhabbeti 'Sergim var'a geldi. Yıllardır bu camianın içindeydi ama kendisinin de sanatçı olduğunu düşünmemiştim hiç.
'Yok' dedi, 'Pek sanatçı sayılmam zaten. Geçenlerde Mısır Apartmanı'nda geziniyordum. Bir galeriye girdim, bomboş, sadece ortada bir adam oturuyor ve adam anahtar yapıyor. Önce 'Yine o garip performanslardan biri' diye düşündüm, sonra adamla konuşunca anladım ki adam galerinin anahtarını yapıyor! Ben de bir anahtar aldım.
Çarşamba akşamı, ortam sakinleşince orada korsan sergi açacağız. Konu: Kitsch! Hatta 'Kiç'ini getir' diye slogan da bulduk; 'Acele Sanat, Sonsuz Sergi' adıyla afiş de yaptık. Gelsene. Yalnız tek şart galeri sahiplerinin haberi olmasın.'
Böyle bir fırsat kaçar mı? Çarşamba gecesini gerçekten iple çektim; elimde de eserlerim...
Eserlerimden biri seri halde bir asker arkadaşımın 'taze' çekilmiş fotoğrafları. Fotoğraflarda full photoshop arkadaşım, dekupesi yapılmış halde dünyayı dolaşıyor; kah kumsalda (kumda mesajlar veriliyor), kah bir heykelin yanı başında, kah bir doğa manzarasının önünde; arkasında Türk bayrağından kan kırmızı bir şelale dökülüyor mesela!
Ben bu seriyi ve efsanevi Zeki Müren fotoğrafımı aldım. 'Nilay Örnek, Fotoğraf kağıdına iki düz bir ters karışık teknik - 2012' gibi şeyler yazıp eserlerim satılırsa diye minik, kırmızı etiketler bile taşıdım.
'KİÇ'LERDEN 'KİÇ' BEĞENDİK
Mısır Apartmanı'na vardığımızda 'korsan kitsch' sergisi başlamıştı; Galeri Non'da son olarak çok beğendiğim Extramücadele ile Nazım Hikmet Richard Dikbaş'ın 'Nereden Gelmemiz Gerekiyorsa Oradan Gelmişizdir' adlı sergisini görmüş olduğumdan manzara gerçekten kitsch geldi!
Çevrede bol içki şişesi, bangır bangır müzik, kameralar, Kültürazzi'nin güler yüzü ve misafirperverliği (harbiden en havalısından sanatçı olurmuş kendisi), eserlerini anlatanlar...
Eserlerde neler mi var? Recep İvedik bebeği, kırmızı bir koltukta oynayan Pepe oyuncağı, eski tip kebapçı duvarlarında gördüğümüz bol inekli, atlı, şelaleli kır manzaraları, yaldızlanmış plastik çiçekler ve daha neler neler...
Tabii anlaşılacağı üzere benim eserlerim (duvara şeffaf koli bantlarıyla yapıştırmamız da kiçliğe kiçlik kattı) büyük sükse ile karşılandı; pek çok beyefendi 'Bende de aynı fotoğraflardan var, ben niye düşünemedim ki' dedi...
Gülündü, konuşuldu, sohbet edildi; Kültürazzi 'Biz 24.00'e kadar buradayız; sonra her şeyi bırakıp gideceğiz. Ama istersen sen de şu duvardaki anahtarlardan birini al, ay sonuna kadar kendi sergini açarsın' dedi.
SİZ DE YAPABİLİRSİNİZ
Sonradan araştırdım ki bu gerçekten mümkün; Galeri Non broşüründe şöyle diyor: 'Kosovalı sanatçı Sislej Xhafa, NON'u bir anahtarcı mekanına / dükkanına dönüştürüyor. NON Unplugged 2012, bir anahtarcı, bir masa, sandalye ve bir anahtar kesme makinesi olan performatif bir heykelden oluşuyor. Anahtarcı galerinin giriş kapısının anahtarının kopyalarını üretecek. Bu anahtarları anahtarcıdan sembolik bir ücretle almak ve anahtarlarla serginin açık kaldığı süre boyunca galeriye girmek mümkün olacak.'
Siz de bir korsan sergi açmak ister misiniz? İstanbul Beyoğlu'ndaki Mısır Apartmanı-Galeri Non'da bu mümkün; elinizi çabuk tutun.

Doğançay kurdelelerini görmüştüm pakedi bu sergiyle yaptım!
İstanbul Modern'de malum 'Kent Duvarlarının Yarım Yüzyılı: Burhan Doğançay Retrospektifi' adlı bir sergi açıldı. Geçtiğimiz pazartesi, bu sergi için müzede verilen bir yemekteydik. Sergiyi Doğançay, Oya Eczacıbaşı, ABD'den ayağının tozuyla mekana gelen Murat Ülker, küratör Levent Çalıkoğlu Yıldız Holding Kurumsal İletişim Genel Müdürü Zuhal Şeker ve gazeteciler birlikte gezdik. Ardından da sergiye özel hazırlanan 'Burhan Doğançay kurdeleleri barındıran' dev bir masada leziz bir yemek yedik.

"madonna.jpg"

İşte bazı notlar:
GAZETECİLER NE YAPTI?
- Ali Atıf Bir, geceyi şarjı bitene kadar tweet'ledi.
- Sedat Ergin, Burhan Bey'in özellikle politikacıları resmettiği duvar tablolarıyla özel olarak ilgilendi, aslında her şeye özel ilgi gösterdi. Tüm gecede Burhan Bey'e kitaplarımıza imza atarken, konuşurken büyük bir centilmenlikle yardımcı oldu. 
- Ayşe Özyılmazel açılışa özel olarak tırnak uçlarını rengarenk boyadığını söyledi. 
- Mehmet Barlas geç geldi ama esprileriyle etkileyiciydi! 
- Milliyet Hafta Sonu Ekleri Genel Yayın Yönetmeni Deniz Alphan, Doğançay'ın New York'taki yaşamıyla ilgili bilgisiyle küratör Levent Bey'i bile şaşırttı. 
- Akif Beki, masadaki Doğançay tabaklarının da geceye özel yapıldığını düşündü sanırım; tabakların uzun süredir Doğançay Müzesi'nde satıldığı hatırlatıldı. 
- Balçiçek İlter ve Şelale Kadak'ın ardından Burhan Doğançay'dan imza almadan önce bu iki gazeteci hanımın isimlerine gönderme yaparak 'Ben de Çiçek dermişim' esprisini yapan Ali Atıf Bey, yanıtını kitabına 'Derviş'e sevgilerle' imzasıyla aldı. Bizleri kahkahaya boğan bu yanlış anlama, sonunda 'Ali Bey'e sevgiler' şeklinde düzeltildi; Bir, muhabbeti kitabının girişine not düştü.  
- MÜZE HALLERİ: Oya Eczacıbaşı, müzelerin para yiyen birer canavar olduğunu yurtdışından örneklerle anlattı. Türkiye'nin ilk çağdaş sanat müzelerinden birini açan Burhan Bey de onayladı.
- Salı günü yeniden gezdim, Beyoğlu-Balo Sokak'taki Doğançay Müzesi'ni. Baba Adil ve Burhan Doğançay eserleri barındıran müze, ücretsiz ve etkileyiciydi.
Hediyelik eşya bölümü ise küçük bir müzeye göre ekstra çarpıcı; cep telefonu kılıflarından yemek tabaklarına, ayakkabıdan çantalara çok zevkli ürünler de var.
- MAVİ SENFONİYE ÖZEL BESTE: Doğançay'ın Mavi Senfoni isimli eserini 2.2 milyon TL'ye satın alan Murat Ülker, besteci ve piyanist Kamran İnce'ye bu esere özel bir beste siparisi vermiş. Eseri Hüseyin Şermet icra edecek..
- SERGİ NİYE ÖNEMLİ: Hem İstanbul Modern, hem de Doğançay Müzesi'nde üst üste onlarca eseri bir arada görmenin bana çok iyi geldiğini söylemeliyim. Doğançay'ın kurdele serisine önceden de büyük saygı ve beğeni duyardım. Doğançay'ın tüm eserlerine, gelişimine, nereden gelip nereyi hedeflediğine bakınca 'resmi tam bir bütün olarak' görüyorsunuz. Doğançay'ın sanatına, kendisine çok, çok, çok daha fazla saygı duyuyor insan.  
- Doğançay'ın kendi müzesindeki 'Nüfus Fazlası' konulu iki eseri mesela eşsiz, 1960'da yaptığı Antalya resmi, kentin kendinden bile güzel. İstanbul Modern'deki sergi de eşsiz.
- BU FIRSAT BİR DAHA YAKALANMAZ: 12 kişisel koleksiyon, 16 ayrı müzeden gelen 120 eser var İstanbul Modern'de. Yurtdışından da çok eser olduğundan böyle bir seçkiyi bir daha bir arada görmeniz imkansıza yakın bir şey.
- KADRAJA DİKKAT: Bir sanat eseri, özellikle de resim bir bütündür; bir sanatçının eserini kadrajlamak, kesmek, ortasından başlık geçirip içine adam sokmak bizim harcımız değil. Bazen akıl durur hata yapılır ama gazetecilere hatırlatmak lazım ki, bunu rutine bindirmek ayıptır, biraz da cehalettir!

OZAN İÇİN ROCK
Adı Ozan. 6 yaşına girmesine günler kaldı. Ozan otizmli ve ailesi nedeniyle dünyanın en şanslı çocuklarından biri.
Babası müzisyen Ogün Sanlısoy, annesi avukat Sedef Erken Sanlısoy. Çocuklarını çok seviyorlar ve -keşke öyle olmasa ama- onun için büyük bir mücadele veriyorlar. Ozan otizmli olduğu gerekçesiyle 'başarı odaklı' anaokullarına alınmadı. Ailesi 'Bu ayrımcılıktır' diyerek savcılığa dilekçe verdi; red yanıtı aldılar, dava açamadılar.
Ve Sedef Hanım geçtiğimiz hafta, sanal imza platformu www.change.org'da (http://chn.ge/LeCpV1) bir imza kampanyası başlattı. Girişim kısa sürede büyük bir harekete dönüştü.
'Ozan İçin Bir İmza da Sen Ver' adını alan kampanya Twitter, Facebook derken, büyüdü de büyüdü; ben yazıyı yazarken imza sayısı 16 bine yaklaşmıştı.
Onlar şimdi, dilekçeleri ve bu imzalarla AİHM başta olmak üzere Türkiye'deki pek çok bakanlığa ulaşmayı hedefliyor... Buraya kadar çıkan kısmın özetiydi!
BİRİLERİ SAZI ELİNE ALMALI
Ben Sedef Hanım'ı uzun zamandır izliyorum, hayranlıkla.
Aynı durumda olsaydım ne yapardım bilemiyorum; ona hayran kalıyorum, aklına, fikrine, sabrına, mücadeleciliğine, esprili ve seviyeli duruşundan ödün vermemesine... Eşini ise bu konuda daha gölgede görüyor(d)um.
Geçtiğimiz günlerde Sedef Hanım bir televizyon programında eşinin de çok ilgili olduğunu ancak sanatçı kimliği, işi nedeniyle biraz daha geride göründüğünü söyledi.
Önce bunu anlamsız buldum, 'Niye ki?' diye sorguladım. Sonra sahnede oğlu için kampanya çağrısı yapan bir babayı düşündüm. Ya da dinleyicisiyle kurduğu ilişkinin, şarkılarının yön değiştirmesini; zordu gerçekten!
Görüyorum pek çok sanatçı Twitter'dan Ozan'a destek veriyor; Dream TV, Rock FM yayınlarında kampanyadan sıkça söz ediliyor.
Ama belki de bu konuda da birilerinin 'sazı eline alması', sesi duyurma adına bir konser yapılması lazım.
Sedef Hanım, 'Aileler olarak en büyük soru işaretimiz bu: Bizden sonra ne olacak? Çocuklarımız toplumdan kopartılmamalı' diyordu.
Hiçbir özel gereksinimli bireyin toplumdan izole olmaması gerek!
İmzalar da bir yere kadar; başta bilinç şart.

"ogun.jpg"

<p>'Dünyada bir pandemi gerçeği var. Türkiye'de pandemiyle mücadele ediyor. Ekonomik ve sosyal hayat

'Marketlerdeki etiket anarşisi önlenmelidir'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Mehmetçik yeni kamuflajlarıyla görev başında

Diyarbakır'ın ''çılgın projesi''ndeki ilerleme üreticiyi sevindirdi