• $7,4045
  • €9,013
  • 442.387
  • 1551.57
14 Ekim 2012 Pazar

‘Kenan senaristle aylarca çalışır’

Filmlerden Sınav, dizilerden Kavak Yelleri ve Doludizgin Yıllar derken senarist Yiğit Güralp şimdi öykülerini yazdığı İşler Güçler’le, film olacak Pucca’nın hikâyesiyle ve esas ‘Uzun Hikâye’ ile gündemde… Güralp, “Kenan İmirzalıoğlu, senaryoyu benimle satır satır çalışacak kadar profesyonel  bir oyuncu” diyor

Şu günlerde uzun uzun konuşulan bir film ‘Uzun Hikâye’; senaristi Yiğit Güralp ise ilkokuldan bu yana dostum ve hatta 1 gün farkla ağabeyim! 15 yaşında Galeria’da mağazacılıkla başlayan iş hayatına Universal Müzik’te Şebnem Ferah’tan Athena’ya, İzel’den Emel Sayın’a  30’un üzerinde sanatçının albümlerinde görev alarak devam etti. Sonra içindeki müzik ve sinema tutkusunu yazarlık becerisiyle birleştirdi; öykü ve senaryosunu yazdığı Sınav (2006) filmi vizyona girdiğinde henüz 28 yaşındaydı. Kavak Yelleri’nin en çok izlenen ilk sezonunu, 3 yıl da Doludizgin Yıllar’ı yazdı. 6 yılın ardından ikinci sinema filmi Uzun Hikâye’yi yazan Yiğit’e az biraz ben de soru sordum… 

- ‘Uzun Hikâye’nin galasına katılamadın. ‘Sınav’ın galasında da yoktun. Nedir bu gala rahatsızlığı?

Film rahat izlenmesi gereken bir etkinlik, galalar ise bir resmiyet ve kurallar zinciri. Buna rağmen Uzun Hikâye’nin galasına gitmeyi çok istedim ama bir süredir bir hastalıkla uğraşıyorum. Sınav’da ise bir şeylere kızmıştım, tepkiydi.  

- Uzun Hikâye’yi sinemaya uyarlama sürecin nasıl başladı? 

Osman Sınav ile Doludizgin Yıllar’ı yaptığımız süre boyunca ertelediğimiz sinema projeleri vardı. Osman Hoca, bu süreçte Mustafa Kutlu’nun ‘Uzun Hikâyesi’nden de bahsetti. Kenan İmirzalıoğlu ile 10 yıla yakın zamandır yapmak istedikleri bir hikâye olduğunu ancak senaryolardan memnun kalmadığını söyledi. 

KARAKTER ADI PLAKADAYDI

Kenan’ın ‘Bulgaryalı Ali’ karakterini çok sevdiğini, ilk aldığı otomobilin plakasında bile karakterin baş harfleri olduğunu anlattı. Kitabı 2 saatte okudum, Osman Hoca’ya “Ben filmi görüyorum” dedim. 

- Uyarlama senaryo yazmak zor değil mi?

Mustafa Kutlu yalın ve akıcı bir dile sahip, cümlelerini çok net ve güçlü 5-6 kelimeyle kuruyor… Bu da 120 sayfalık bir kitapta size atlamadan anlatmanız ve birbiriyle bağlantısını iyi kurmanız gereken yüzlerce detay sunuyor… Filmde bu tadı eksiksiz bir şekilde korumak işin en zor kısmıydı… Edebi yazar kesinlikle hayal gücü senaristten daha geniş olan, senarist ise uygulama aşamasında kitabın sinematografik değerini göz önünde bulundurarak anlatım ve kurgu hünerini konuşturan kişidir… 

Kitabı okuyan herkes kafasında kendi filmini çeker… O yüzden kitabı okuyan seyirciyi memnun etmek çok zor. Senaryoyu ilk okuyuşta herkes kitabın tadının filmde olduğu konusunda hem fikir kaldı ki bunu ilk okuyuşta hissetmeleri çok önemliydi… Mustafa Kutlu da eserinin emin ellerde olduğunu dile getirdi; önemli.

‘O REPLİĞİ NİYE YAZDIN?’

- Filmde pek çok iyi isim var, ama oyunculuk açısından Kenan İmirzalıoğlu ‘Ben buradayım’ diyor; bu noktaya nasıl gelindi?

Kenan İmirzalıoğlu en ufak bir kompleksi ve kaprisi olmayan gerçek bir profesyonel, oyunculuğu meslek olarak seçmiş harikulade bir aktör. Filmde okuma provalarına bir ayın üzerinde ciddi bir zaman ayırdı… Onun senaristle diyaloğu koparmadan rolüne hazırlanma titizliğine sektörde rastlamak çok güç… Çalıştığımız süre zarfında her sahnenin duygusunu ve alt metnini, her repliğin yazılış nedenini, o repliğin tonlamasına kadar tek tek sordu, sorguladı ve sete de tüm bunları çok iyi kavrayarak girdi… Ön çalışma böyle olunca İmirzalıoğlu’nun bugün herkesin övgüyle bahsettiği birinci sınıf aktörlüğü tesadüf değil, profesyonellik ve alın teridir… 

ANİMASYON OLSAYDI.. 

- Filmde “Yazdığım gibi değil” dediğin hiç mi bir şey yok?

Mekânlar, kostümler, oyunculuklar için sahne sahne her şeye aylarca çalıştığımızdan sette tesadüfe yer bırakmıyoruz, o yüzden filmin tamamına yakınından mutluyum. İçime sinmeyen tek sahne, Ali’nin oğluna Münire’yi nasıl kaçırdığını anlattığı bölüm. Orası senaryoda 28 ayrı sahneden oluşan masalsı animasyon bir bölüm olarak yazılmıştı. Animasyondan son anda vazgeçildi. “Senarist orayı kötü yazmış” denmez umarım. Ama film, Osman Sınav’la baba-oğul gibi çalıştığımız 4 yılı ölümsüzleştirdi. 

- Son olarak yeni projeler?

20. bölüm itibariyle ‘İşler Güçler’e bölüm öyküleri yazmaya başladım. Selçuk Aydemir ve ekibi hayran olduğum adamlar, onlara omuz vermek heyecanlı. Yönetmen Faruk Teber’le bir tv dizisi çalışıyoruz. Türkiye’nin en meşhur blogger’ı Pucca’nın (Selen Pınar Işık) ‘Pucca Büyük Aptalın Küçük Dünyası’ kitabının senaryosunu yazdım. 2013’te vizyonda olacak.

İNTİKAM’DA AVŞAR OYNAMALI

Bir süredir haberleri yapılıyor: Amerikan dizisi Revenge’in Türk versiyonu ‘İntikam’ adıyla çekiliyor; başrollerinde de Beren Saat ve Mert Fırat var. Diğer oyuncuların ‘arandığı’ verilen bilgiler arasında. Ancak izleyen bilir, dizide adından anlaşılacağı gibi büyük bir aşktan öte, büyük bir intikam var ki bunun için Beren Saat’in canlandıracağı karakterin karşısına bir erkekten önce onun annesini oynayacak aktristi koymak gerekiyor. Orijinal dizide Victoria Grayson rolüyle 54 yaşındaki Madeleine Stowe muhteşem! Türkiye’de de anne rolünü güçlü olduğu kadar genç ve cazibeli görünen birinin canlandırması gerekiyor. İzleyenler hak verecektir ki,  Hülya Avşar -hele de şu anki imajıyla- bu rol için süper.

FRANKIE’NİN DOLMA KONSEPTİ

Daha açılmadan müzik direktörünün Sezen Aksu olması nedeniyle çok konuşulan Frankie, Nişantaşı Sofa otelin içindeki yerleşimiyle hoş, benim gibi yemek fotoğrafı çekmeye meraklı biri için biraz loş bir mekân. Canlı müziği, balkonunun güzelliği dikkat çekici. 

Yemekleri ise mekânın adının çok anılmasına oranla ortalama düzeyde. Ancak iki şey dikkat çekici; garsonların yerinde ilgisi ve dolma konseptindeki başarıları. Mekânın iki özel çorbasından biri dolmalı; içtiğinizde yaprak sarma içmişsiniz gibi oluyor, içinde de minik sarmalar var. Fener balığının altındaki ‘risottodan yapılmış yaprak sarmalar’ ise fener balığından bile güzel; leziz. 

Yemekler 50-70 aralığında, çorbalar 30 TL bilginize.

HEYKELİNİZİ TAKMAK İSTER MİSİNİZ?

Her geçen gün bambaşka bir çehreye bürünen Karaköy’de, artık popülerliği tavan yapan Karabatak’ın (kahve için ama yemeği şimdilik boş verin) hemen yanında bir güzel mekân var. Selda Okutan takılarının satış mağazası. Takıların her biri birer sanat eseri, her birinin üzerinde milimetrik insan figürleri; kimi acı çekiyor, kimi birine kavuşmaya çalışıyor, kimi banyo yapıyor, kimi eğleniyor. Parmağında, kulağında, göğsünde anlamlı insan figürleri, farklı takılar kullanmak isteyenler için birebir. Fiyatlarda ortalama 200 TL.

‘ŞEYTAN’IN TÜRKÇE SÖZLÜĞÜ’ BASILMALI

AKŞAM Kitap yazarlarından Altay Öktem, bu sayımızda aramızdan ayrılalı daha bir ay olmamış bir genç dahiden; yazar, yönetmen, çevirmen, öğretmen Sabri Kaliç’ten bahsediyordu; “Kim bilir Sabri ardında kaç yarım kitap, kaç yarım film bıraktı” diyerek… Ancak Kaliç, iki de ‘yayına hazır kitap’ bırakmış arkasında. Ben özellikle Kaliç’in Ambrose Bierce’nin ‘Şeytanın Sözlüğü’nden hareketle yazdığı ‘Şeytan’ın Türkçe Sözlüğü’ne diktim gözümü. Kaliç, ‘vatan, zekâ, kader, gelişmekte olan ülke, özveri’ gibi kelimelere ‘cinliklerle’ karşılıklar bulmuş, azını gördüm, okumaya doyulmuyor. Basılmasını dört gözle bekliyoruz.

MONET ‘HARBİ’ GELMİŞ

Hani bazen büyük yaygaralar koparılıyor, “O geldi, bu geldi” deniyor ve sonra müzelere gittiğimizde aslında sadece ‘sanatçının isminin geldiğini’ görüyoruz ya; Monet, Sakıp Sabancı Müzesi’ne gerçekten gelmiş! O meşhur nilüferler, gül bahçeleri mevcut ama ‘Port-Villez’de Sen Nehri-Pembe Etki’ adlı bir (hatta iki) tablo vardı ki hayran kaldım! Tablolar öyle ki, baksan bir şey yok gibi, baksan çok şey varmış gibi: Çok etkili!

OĞLUM BAK YAPMA DEMİYORUM!

Akbank Caz Festivali, yeni melodi ve isimlerle tanışmak için faydalıdır, bu sene de Miles Davis’in öğrencilerinin kurduğu Miles Smiles adlı ekibi seyretmek çok hoştu. Dikkatimi çeken ise ‘Barıştık mı?’ adlı ekip oldu; deneysel, indie-folk-fusion türlerini etkili fakat hafif kasvetli bir biçimde harmanlayan ekip bayağı esprili; belli. İlk single’larının adı O.Y.D.H.O.G.Y! Bu isim hayatları boyunca ailelerinden duydukları bir cümlenin başharfleri: “Oğlum yapma demiyorum hobi olarak gene yap!”

<p>Türkiye'de yeni bir siyasi partiye ihtiyaç var mı?</p><p>HDP tabanı hangi olaylar sonrasında part

HDP kapatılacak mı?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Yılanların yuttukları dev canlılar

Simpsonlar yine şoke etti! Bunu da bildiler