• $7,3872
  • €8,9773
  • 442.672
  • 1548.6
09 Eylül 2012 Pazar

Hanımefendi, çantanızda iki kesik baş mı taşıyorsunuz?

"telep.jpg"Siz havaalanında deodorantınızı bile güvenlik görevlilerine kaptırırken önünüzdeki 'havalı' kadının bir kesik insan başını rahatlıkla         x-ray'den geçirdiğine şahit olduğunuz mu? Ardından da birtakım vücut parçalarını... Bir sergi söz konusuysa böyle bir şey olabilir, oldu da... Astronot kıyafetiyle at üzerinde 'uygun ışık' da kovalandı; Antalya'nın 'halı tarlası' da bulundu; sergiden acı dolu bir deneyimle ayrılmak isteyenler için mermerden    'kum torbası' da yapıldı.
Bir sergiye dair tüm bu ayrıntılar; bir eserin sanat eseri olduğunu Türkiye'de kim onaylar; sanat eseri nasıl taşınır; tüm bunlar bu yazıda... Nereden başlayalım; dilerseniz en baştan...

90'ların sonu; Halil Altındere, AKM'de bir sergi açıyor. Eserlerinden biri 'bir nevi' tabut. Yan tarafında çekmeceleri olan, açıldığında bir insan figürü oluşturan bir sanat eseri.
Sergi bitiyor, eser Altındere'nin evine taşınırken komşular görüyor. Önce 'Bu evde cenaze var herhalde' diyorlar. Ama evden cenaze çıkmayınca 'O evde bir şeyler dönüyor' diyerek polisi arıyorlar. Polis evi basıyor: 'Cesedi nerede saklıyorsun?'
Gerisini Altındere şöyle anlatıyor: ''Ceset yok, bu bir tabut değil, ben ressamım, bu da bir sanat yapıtı' dedim. 'Sen mi öğreteceksin bize neyin sanat olup olmadığını, resmi göster o zaman' dediler. Gerçekten de resim yoktu etrafta, 5 sene lisans yapmışım, yüksek lisansımı tamamlamışım ama klasik anlamda bir resmim yok. Sanatçı olduğumu ispatlamak için eser göstermeye çalıştım. Nereye elimi atsam suç aleti çıkarmış gibi oldum. 'Kimlik' çalışmamı göstereceğim, eliyle yüzünü kapamış insanlar var. Polisler 'Türk vatandaşlığından mı utanıyorsun, sen nerelisin bakayım?' diyor. 'Mardinliyim' diyorum, 'Hımm' diyorlar. Atatürk çalışmamı gösteriyorum 'Bakın bu gazetelerde de çıktı' diyorum 'Vaay Atatürk'e hakaret' diyorlar. En sonunda baktılar bir şey çıkmıyor, gittiler.'
ŞİMDİ ALMANYA'DA!
O günlerden bugüne Halil Altındere, pek çok sergi açtı, küratörlük yaptı, sanat adına çeşitli dergi ve kitaplar yayınladı. Ancak kimi zaman eserlerinin tarzından, kimi zaman politik/mizahi yaklaşımından, kimi zaman provokatif olarak görülebilecek tavrından 'sessiz' sergi açmadı denilebilir. 
Altındere'nin şimdi yeni bir sergisi daha var; dün Almanya'da açıldı, şubatta Madrid'de sergilenecek, 'belki' sonra İstanbul'da... TANAS Berlin'de açılan 'Sonsuzluğun Aksanı Yoktur' adlı sergide sanatçının 5 yıla yayılan üretimlerinin yanı sıra, bu sergiye özel heykel, fotoğraf ve video çalışmaları var. Serginin küratörlüğünü de 4. İstanbul Bienali'ne de küratörlük yapmış olan Rene Block yapıyor.
Bu serginin ilginç eserlerinden üçü, gerçek boyutlarında insan heykelleri. Sergiyi gezenlerin, bir anda gerçek olmadıklarını fark edecekleri 'duvara dayanmış öfkeli bir adam, izleyicileri karşılayan bir güvenlik görevlisi ve telefonla konuşan bir bey'. 
PALA ŞAİR DENEYİMİ!
Ancak bunların Rusya'dan Türkiye'ye gelişi ve Almanya'ya gidiş hikayesi ilginç. O da şöyle; Altındere, 2008'de Yapı Kredi Sanat Galerisi önünde sergilenen Pala Şair heykeliyle balmumuyla tanışır. Elit zümrenin balmumu, Beyoğlu'nun İstiklal Caddesi'nin simgelerinden olan Pala Şair'in bir heykele dönüşmesinde kullanılır. Ama balmumu heykelleri en iyi İngiltere'de Madame Tussauds ve Rusya'da St Petersburg ekolünden bir fabrikada üretilmektedir. Altındere Şair Pala heykelini Rusya'da yaptırır ancak eser havaalanında 'anlaşılamadığı' için gümrükçü insafına kalır ve Şair Pala 3 ay gümrükte kalınca sergi zamanında açılamaz.
ORGAN NAKİL ÇANTASI
Altındere bu defa deneyimli; Rusya'ya Pilot Galeri'nin kurucusu ve sahibi Azra Tüzünoğlu ve sanatçı Bashir Barlakov ile gidiyor. 3 balmumu heykeli 'parça parça' alıyorlar, parçalar organ nakillerinde kullanılan özel-korumalı kutulara konuluyor. Vücutların ana parçaları çok özel paketlemelerde bagaja verilirken, eller, ayaklar, baş ve kollar ellere alınıyor.
Sıra havaalanından geçmeye geliyor; bundan sonrasını Tüzünoğlu anlatıyor: 
'Balmumu heykellerin son onaylarını vermek için hep beraber St. Petersburg'a gittik. Ancak, yapıtların üretimi tahmini tarihten daha uzun bir sürede tamamlandığı için, standart taşıma prosedürlerini uygulamak için vakit kalmadı. Eserleri elimizde taşımaya karar verdik.
Organ taşımak için kullanılan çantalara dikkatlice heykellerin başlarını yerleştirdik. Ta ki havaalanında bir Rus güvenlik görevlisi 'Hanımefendi, bunu söylemek çok tuhaf ama çantanızda 2 kesik baş taşıyorsunuz' diyene dek. 'Sadece 2 kesik baş değil, aynı zamanda 4 kesik el de taşıyorum' dedim, tabii bunu söyler söylemez, kimi yalan söylediğimi, kimi dalga geçtiğimi düşündü, kimi güldü, kimi meraklandı.      15-20 kişi etrafımızda toplandı ve tezahüratlarla çantaları açmamızı istediler. Kafaları görünce daha da heyecanlandılar ama sonuçta x-ray'den geçmemizi sağladılar.'
SİLAH DA GEÇİRDİ
Anlaşıldığı üzere Tüzünoğlu bu konuda uzmanlaşmış: 'Bizim geçiş anları sergilerin en komik kısmı, zira izleyici her zaman bitmiş bir işi görüyor ama bu işlerin nasıl üretildiği, nasıl taşındığı veya kurulduğuyla ilgilenmiyor. Oysa, aslında işlerin en ilginç kısımları, üretim aşamaları oluyor. 2009 sonunda, Almanya'da bir sergiye, onlarca eser gönderdik. Ancak son dakikada, küratör, bir işi daha görmek istedi; 'Yanınızda getirebilir misiniz?' diye sordu.
Eser çok küçük bir kitaptı, sadece içi lazerle kesilip bu alana bir silah yerleştirilmişti. Güvenlik tarafından durdurulacağım ve onlara bir açıklama yapmam gerekeceği için repliklerimi hazırlamıştım. Ancak ilginç bir şekilde, gümrükten, hiç kimseye takılmadan geçtim. Bu durumda güzel giyinmek, kendinden emin görünmek önemli aşamalar.'
'BU SANATTIR' DİYEN
Sergi, yeni eserlerle birlikte şubat ayında, Madrid'e taşınacak. Ancak bundan sonraki aşamalar kolay. Çünkü Türkiye'de bir eserin 'sanat eseri' olarak onay alması bu geçiş aşamalarını kolaylaştırıyor; bu onay da Resim ve Heykel Müzesi'nden alınıyor.

ORADA BİR HALI ESKİTME KÖYÜ VAR, ASLINDA ÇOK DA YAKINDA!
Serginin 'photoshop' sandığım ikinci eseri... Yüzlerce metrekarelik bir alan ve dikkatli bakın yüzlerce halı var. Hikaye şöyle, Azra Tüzünoğlu ile Halil Altındere bir Kapalıçarşı turlarında orada 'eskitilmiş' adıyla satılan halıları yılların değil Antalya'da hava şartlarının eskittiğini öğreniyorlar. Gündüzleri çok sıcak, geceleri serin ve rutubetli olan Döşemealtı bölgesi, Karaveliler köyü tam bir halı eskitme cenneti! Altındere, 'Carpet Land' (Halı Diyarı' adlı fotoğrafı için vinçle çekim yapmış.

"carpet-land-_-photo-2012.jpg"

KÖYÜN SANATA KÜREKLE YAKLAŞIMI
'Sonsuzluğun Aksanı Yoktur' adlı sergideki çalışmalardan biri... Photoshop gibi duruyor ama ısrarla sordum 'Yok' dediler."no-mans-land_100x170cm.jpg"

'No Man's Land' adlı bu eserde motosiklet ve at binmede uzman bir sanat yönetmeni Murat Fesih Avcıbaşı çalışmış. Murat, astronot kıyafetiyle at binmiş. Birkaç akşam üzeri uygun ışık kovalanmış; çevredeki  köylüler de 'uzaylı' Murat'ı küreklerle kovalamış (üstte).

"fotograf.jpg"

BÖYLE OLUR OYUNCU SEÇİMİ!
Halil Altındere'nin 'Casting' adlı çalışmasında rol alan herkes arkadaşları; eserin fotoğrafını istedim sanatçı 'Yayınlayabilir misiniz?' dedi; 'E bu bir sanat eseri, böyle yayınlanmalı' dedim.

"casting_100x150cm.jpg"

'Yine de göğüslere yıldız mı koysak?' diye kendisi munzır güldü; eski Tan Gazetesi çalışanlarından hafta sonu ekimizin kreatif direktörü Adnan Er de kendi 'sevgi dolu' sanatını gösterdi (üstte).

ACILI SERGİ DENEYİMİ
Halil Altındere, 'mermerden' 'Boxing Bag' adlı eseriyle... Sanatçı, 'Sergiden acı dolu bir deneyimle ayrılmak da mümkün' diyor; yumruk atmak isteyenlere!

"halil_boxing-(1).jpg"

HER DAİM MİZAHI YÜKSEK
"w.jpg"KİMDEN BAHSEDİYORUZ?:
Halil Altındere, 1971, Mardin doğumlu. Bugüne kadar dünyanın pek çok yerinde, -özellikle de Almanya'da- pek çok sergi açtı, bienallere katıldı; küratörlük de yaptı. 10 yıl boyunca bir grup arkadaşıyla Art-ist Güncel Sanat Dergisi'ni çıkardı; güncel sanat dünyasına yönelik 'User's Manuel' ve '101 Yapıt' adlı iki kitap yayınladı.
MİZAHI YÜKSEK SANAT: Benim Halil Altındere sanatında dikkatimi çeken şey 'mizah' duygusu. Kimi zaman bıyık altından güldüren, kimi zaman da açık açık gülümseten... Pek çoğu politik ve eleştirel, kimi zaman provokatif; tamamı günlük hayattan, sokaktan, hatta teknolojiden beslenen, trajikomik, komik, saçma hallerimizi resmeden, yenilikçi. Politik, sosyolojik ve kültürel kodları çözümleyip minik değişimlerle bambaşka bir bakış açısıyla sunmakta da başarılı.
SERGİ İSİMLERİ HARİKA: Çalışmalarına koyduğu isimler çok hoş. Mesela... 'Kötüyüm ve Gurur Duyuyorum', 'Seni Öldüreceğim İçin Çok Üzgünüm', 'Fikirler Suça Dönüşünce', 'Bunun Bir Sergi Olduğundan Emin Değilim', 'Tabularla Dans', 'Dans Edemediğim Devrim Benim Değildir' (Bir Emma Goldman cümlesi, favorim)).
SEGWAY İLE DOLAŞIYOR: Galeriden evine segway'le (hani şu George w. Bush'un üzerinden düştüğü iki tekerlekli, ilginç ulaşım aracı) gidip geliyor.
HAFIZA TAZELEMEK İÇİN: Bazen eseri tanıdıktır da, sanatçısını bilmezsiniz ya; belki tanıdıklık yaratır diye örnekler:
1- Portrait of a Dealer 2010 (Sanat Simsarı'nın Portresi'nde ünlü galerici Yahşi Baraz'ın başına bir Burhan Doğançay tablosu geçirilmişti).
2- Das Kapital (2009)
3- Almanya'daki sergi alanı Tiergarden'in önünde bir polis otomobilini ters çevirmiş, bu eser eylemler için buluşma noktası olmuştu.
4-5- 'Tabularla Dans'tan (1997) iki eser...

<p>EGE'DE TÜRKİYE'NİN HAKLILIĞI ÇOK AÇIKTIR'</p><p>'Adına Egeler denilen, aslında bizim Adala

'Ege'de Türkiye'nin haklılığı çok açıktır'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kimyasal tuvalet, bomba gücü göstergesi, radyasyon ölçüm cihazı... Nükleer sığınak açık artırmaya çıkarıldı

Karlı kış günlerinde ''Van usulü beyzbol'' oynayarak eğleniyorlar