• $7,4229
  • €9,0075
  • 442.586
  • 1540.21
06 Mayıs 2012 Pazar

Güzel olmaz mı Boysan'ın kaleminden 'Münasebetsiz mekanlar'

Aydın Boysan çok açık biri; 41 de kitabı var, kendisiyle yapılan röportaj da çok... Onun için bu yazıda, bir öğle rakısı sohbetinden ilginç notlar bulacaksınız, bir de Aydın Bey'in kendisi gibi mimar olan oğlu Burak Boysan'dan İstanbul'un değişimine dair çarpıcı ve can yakıcı tespitler...

"boysan.jpg"

Aydın ve Burak Boysan 'Şerefe' derken (üstte). Ve 'İki Nesil Bir Şehir' adlı kitaplarında benzerlerini görebileceğiniz fotoğraflardan biri... Yukarıdaki fotoğraf AKM'nin bugünkü avlusunda çekilmiş... Elektrik İdaresi'nin İngiliz Müdürlüğü lojmanı.

"boysan2.jpg"
Eskilerden ünlü bir yazar, çizer, müzisyen ya da fotoğrafçıyla ilgili bir şeyler okuyor, izliyor, dinliyorum. Ve 'Yaaa keşke...' diyorum, 'Tanışmış olsaydım'.
Tek sorun onlarla aynı dönemde ya da aynı ülkede yaşamıyor oluşummuş gibi geliyor!
Sonra da diyorum ki kendime 'Hangi çok sevdiğin, değer verdiğin zamandaşınla bu kadar yakın oldun ya da yakın olmaya çalıştın ki...'
Kimi zaman rahatsız etmekten, kimi zaman da 'onun sandığın kişi olmamasından korktun', uzak durdun.
'Şehrin nabzını tutma'da iddialı sitelerden bugünbugece.com'un Genel Yayın Yönetmeni Haluk Kuruoğlu, 'Hadi Burak ve Aydın Boysan ile öğlen rakısına gel' dediğinde önce, 'Yok ya bizim ekipten Elif -Aktuğ- kitapları çıkar çıkmaz çok da güzel bir röportaj yaptı, gazeteye haber için geç kaldım, ayıp olur' dedim. Sonra saçmaladığımı fark edip geçtiğimiz çarşamba Çiçek Pasajı - Seviç Meyhanesi'ndeki rakı masasında, Aydın Boysan'ın ile oğlu Burak Boysan arasına oturuverdim.
8 kişi toplandığımız masada laf 1 Mayıs'tan açıldı; İstanbul'a, eskilere, kadına-erkeğe, insanlığa, hastalığa, sağlığa, Galatasaray'a Fener'e dair pek çok konuda konuşuldu. Aydın Bey, çok açık biri, kitapları da neler yaptığını, nasıl biri olduğunu gayet net anlatan satırlarla dolu. Bu yüzden birkaç farklı not düşmek, özellikle de bakış açısını çok beğendiğim, bilgisini takdir ettiğim Kültürel Miras Yönetim Danõşmanõ Yüksek Mimar Burak Boysan'dan birkaç İstanbul notuna değinmek isterim. Buyurun...
YOKSUL YERLER DİRENÇLİ
Aydın Boysan: Şehzadebaşı İstanbul'un Parisiydi. Beyazıt'ta kahveler vardı. Aksaray Meydanı'nı mahvettiler. Narlıkapı Çıkmazı'nda çocukluk başkaydı. Tüm komşuları tanırdım. (Komşular tek tek sayılıyor; Orhan Boran'ın annesi Talia Hanım ve gamzelerine özel bir bölüm ayrılıyor. Bu arada 63 yıllık eşi Suzan Hanım da komşu kızı.) Şimdiki apartmanda 12 daireden 8'inin yüzünü görmedim. Toplum batıyor!

l TİYATRO: Narlıkapı Tiyatrosu'nda arkamız surlar, önümüz Marmara, neler seyrettik; 
Muhsin Ertuğrul'u Kral Lear rolünde izlemiş insanım ben!

l Anadolu Hisarı'nda Rumeli Hisarı'ndan geçen at arabasının sesini, kişnemesini duyduğumuzu hatırlarım!

l HAYDARPAŞA: Nazım'da da vardır Haydarpaşa, ilk Türk filmlerinde de... 'Haydarpaşa'ya varmak' diye bir kavram vardı; Sarayburnu'nu görmek mutluluktu. Otobüs, uçak yoktu, tren vardı.

Burak Boysan: Bir yer beğeniliyor yoğun imar başlıyor, yoğun imar orayı gözden düşürüyor, bu da yine yoğun imar getiriyor. Geçenlerde Samatya Develi'ye gittik, Narlıkapı Çıkmazı     34 Numara'ya da uğradık, babamın çocukluğunun geçtiği ev yerli yerinde, oraya imar gelmemiş; benim doğduğum ev Akbank Şubesi, sonra yaşadığımız Nişantaşı'ndaki ev tomografi merkezi... Yani en yoksul yerler en dirençli olanlar.
A.B.: İstanbul'da en yararlı şeyler yani umumi helalar yok edildi! 1940'ta Türkiye'de 200 mimar vardı, şimdi sayıları 50 bini geçiyor.
Sonrasında Burak Boysan devam ediyor: Ama İstanbul'daki yapılardan mimar yapısı olanların oranı yüzde 10'u geçmez. Hadi ben 1954'lüyüm, zamanımdaki İstanbul'dan bahsedebilirim ama 1984, hatta 1994 doğumlu biri bile 'Eskiden İstanbul...' diye konuşuyor.

l ÜÇ PERVASIZ MİMARİ OPERASYON: Derdim şu, en görsel şehir en az görünen. İstanbul'un tarihinde üç pervasız imar operasyonu var: Menderes, Dalan-Özal, Topbaş-Erdoğan. Muhafazakar olarak bilinen üç iktidar şehri muhafaza etmekten en uzaklar. Üçü birbirinden farklı, tamam, farklı mali imkanlarla farklı bir şehirde yapılıyor bu operasyonlar.

l MUHAFAZA EDİLEN NE?: Söz konusu şehir ve binalar olunca 'muhafazakarlık neyi muhafaza eder, neyi etmez?' haklı bir soru. Evet, arabalı hayat tarzı muhafaza ediliyor, aile hayatı da ediliyordur, bilemem ama binalarla, tarihi mirasla -'milli'   ya da İslami yapı olmasının önemi yok- ilgilenilmiyor.

l YENİDEN ÜRETİM: Muhafaza 'hafıza'yla aynı kökten gelir. Ama bugünün muhafazakarlığının korumakla, şehrin hafızasıyla ilgisi yok, 'conservatism'in karşılığı olarak tercüme ediliyor, ama yanlış bu, şehir açısından bu muhafazakarlığın karşılığı mesela 'reproduction' (kopya) olabilir olsa olsa, muhafazakarlık Fetih Parkı, Topçu Kışlası, Demirören Plaza gibi projelerle yeniden üretiliyor.

l KONSERVE BİNALAR: Topçu Kışlası 'conservatism'le değil konserveyle bağlantılı. Konserve binalar. Yani, 'bizim burada' şehir söz konusuysa muhafazakarlık korumak değil 'eskiymiş gibi yapan' yeni binaların hızlıca yeniden üretilmesi!

l İstanbul canlı bir yapı fuarı.

"boysan1.jpg"

42'NCİ KİTABI HANGİSİ OLACAK?
Aydın Bey, 41 kitabı yayımlanmış bir yazar. 'Hele şimdi yazmaya mahkumum' diyor. Burak Bey giriyor konuya, ne yayıncısı belli, ne henüz kendi kabul etti ama üç proje var şimdi:

1- 'Münasebetsiz mekanlar', Randevu evleri, hamamlar...
2- Aydın Boysan'ın Hakkari hükümet konağını yaptığı 1947 yılı 1 Ocak'ta Hakkari'den İstanbul'a çıktığı yolculuk. 16 günlük bir yol hikayesi... Kasımpaşalı Hamdi ile... İlk 7-8 gün yürüyerek, bitlenerek Van'a varış! Tatvan'a çatana ile gidiş, sonra Bitlis; soğuğa karşı mücadele, bir otelin kapısını havaya kurşun sıkarak açtırma, sadece damda boş yer oluşu, orada battaniye ve havlulara sarınarak uyuma.
Sonra trene biniş. Trende yemekli vagon, gelsin rakılar, sarhoşluk. Adı hala hatırlanan şef garson Gazi. Üç gün içilmiş zurnalar gibi. Haritalı fotoğraflı bir kitap olacak.
3- 63 yıllık evliliğin sırları. Suzan Hanım pek karışmak istemiyormuş ama...
4- Bu arada, başkalarının onun hakkında söyledikleri 41.5'uncu kitap olabilir; uzun olmayacak 90-100 sayfa.

NOT KAĞITLARI VE TUNCAY ÖZKAN
Aydın Bey'e bir telefon geliyor ve cebinden A3 boyutunda kağıt çıkarıyor, içi 8 parçaya ayrılmış; günler, yanlarına tarihi kendisi yazıyor. Bölümlere ayırmış, 'İlgi, bitti, saat, açıklama'.
Kendisinin dizayn ettiği bir not kağıdı, 50 yıldır her hafta için bu kağıtlardan tutarmış ve onları bir yerde saklarmış. Bir hayatın özeti yani o zaman çizelgeleri... Kim bilir oradan kimler geldi kimler geçti... 'Mahcubiyeti azaltacak şeylerdir bunlar. Ben bunlarsız hiçbir şey yapamam. Vehbi Koç da yazardı' diyor. Bizim buluştuğumuz güne bakıyorum tek tek anlatıyor 'Unilever'le toplantı vardı bitti, işaretledim. Melih Aşık'ı telefonla arayacağım...' 'Para durumu' diye bir not var onu soruyorum 'Cepte para var mı bakmak lazım' diyor.
Tuncay Özkan'ın adını görüp soruyorum, 'Gönderiliyorsa ona rakı göndereceğim, olmadı lokum' diyor, 'Başkalarına da gönderdiniz mi bir şeyler?' diyorum 'Çoookk' diyor.

'YİNE AYNI HAYATI YAŞARDIM'
'Samatyalılık var hesapta... 2 akciğer, bir cilt kanserinden kurtuldum. Öyle hep beleş yaşamadım, çok belalar da geldi başıma, İş konusunda da. Ama hiçbir şey için pişman da değilim; yaşasam yine aynı insanlarla, aynı şekilde yaşardım.'

CEP TELEFONU KULLANMIYORUM ÇÜNKÜ...: Aydın Bey'in telefonlarına yardımcısı Mehmet Bey bakıyor, 'Siz kullanmıyor musunuz?' diyorum, yanıt veriyor: '7 sene önce bir arkadaşım getirdi, 'Kullanamam' dedim, 'Numaran karında, oğlunda, bir de bende olur' dedi; zorla verdi. Akşamına içiyoruz, Suzan Hanım aradı 'Fazla içme' dedi; o gün bugündür kullanmıyorum.'

BOYNA ASILAN BARDAĞIN TELİFİ: Bir de bardağım vardı, gelen geçenle tokalaşırken ya bardağı elimden bırakmak zorundaydım ya da fındık fıstığı!
Ben de boyna asılan rakı kadehi tasarladım kendime, sonra Paşabahçe aldı yaptı bundan. Kitaplardan almadığım telifi onlardan aldım. Kemer yaptım belime de peynir koyardım.

'SİZİNLE FİLM ÇEKELİM': Kitabımı imzalıyor; fotoğraf çektiriyoruz, çekene 'Ya kardeşim bu kadar zamanda suluboya resim yapıyorlar yahu' diye takılırken bana da 'Nilay Hanımcığım sizle fotoğraf değil, film çevirelim biz' diyor; benim de gamzeme takılıp 'Taburlar kaybolur içinde' diyor. Öpüyorum, bayılma numaraları yapıyor 92 yaşında; 'Sabah uyandırın beni' diyor. Telefonumu alıyor, 'Nilay Hanımcığım görüşeceğiz'. Umarım öyle olur...

<p>Türkiye'nin aşı haritası erişime açıldı. Vatandaşlar bunun  takibini nasıl yapabilir? İ<span>ki d

Aşının koruyuculuğu ne zaman başlar?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Beş asırlık Tarihi Maraş Çarşısı'nın dış cephesi yenileniyor

Başkan Erdoğan, Elazığ'da deprem konutları anahtar teslim törenine katıldı