• $8,244
  • €10,0368
  • 486.532
  • 1456.44
23 Haziran 2013 Pazar

Çok yalan söylendi (kesin bilgi!)

Bu yazıda bulabilecekleriniz:
1- ‘Gezi Parkı’ dezenformasyonlarına karşı sosyal medyada savaş açan Ata İsmet Özçelik’in çalışmaları
2- Beni bir 8 yaşında ilan ettiler, bir Başbakan’ın fotoğrafına bakan çapulcu!
3- Köşe yazarlarına, Y kuşağına kısa yazın çağrısı
4- Gezi Parkı sanata, ürüne dönüşünce… 

NİLAY ÖRNEK 8 YAŞINDA, KAYIP!

Cumartesi gecesi, geçen hafta; evimin balkonunda çiçek ekiyorum. Taksim Meydanı’na da yakınım, bir iki polis anonsu duydum, çok kısa aralıklarla, çok kısa süre içinde “Bu son uyarıdır” diyen anonslar. Bir dönemin deprem çantası gibi, bir köşede sabit duran içinde gaz maskesi, deniz gözlüğü, lens suyu (bizim eczacı Talcid’ten bile iyi dedi) bir pet şişenin bulunduğu çantamı taktığım gibi sırtıma, evden fırladım. 
5 dakikada Meydan’daydım ve ünlü müdahaleyi oracıkta Gezi’den çıkan dumana baka baka ağlayarak izledim. Sesler çoğaldı, ortalık karıştı ve küçük bir kız geldi yanımıza. Ağzında bir toz maskesi, ayağında bir şort, hüngür hüngür ağlıyor. 
Twitter’a yazdım. İnsanlar da yardım etmek istiyor, “Park çıkışında 11-12 yaşlarında bir kız bulduk ailesini arıyoruz” cümlem sanırım 700 kişi tarafından retweet edildi. Küçük Zeynep’i teyzesine teslim edince önceki tweet’imi silip bulunma haberini verdim. O sırada arkadaşım Özlem’den bir telefon mesajı: “Nilay, Twitter’da en son şunu gördüm: Nilay Örnek, 
8 yaşlarında parkta ailesini arıyor lütfen RT paylaşın ne olur!”
Hemen mesajı yayan hanımefendiye bir mesaj attım “Sevda Hanım, Nilay Örnek benim, bir çocuk buldum ama ailesine de teslim ettim. Yanlış alarm, bence mesajınızı silin:)” diye…
Ama 768 kere paylaşılan mesaj için Sevda Hanım’ın bana yanıtı “Tamam canım, Rosa’dan aldım bilgiyi, Allah razı olsun sizlerden de sevgiler hepimizden size oldu.” 
Ben “O ‘canım’ fazla değil mi, Rosa da kim?” derken Sevda Hanım, insanlara “Haber geldi çocuk bulunmuş’ yazıyordu! E bu da bir şey.

VE FOTOŞOPLANDIM!

Daha yenisi; yine bir arkadaşım “40 yıllık fotoşopçuyum böyle kafa görmedim” sözleriyle paylaşılan bir fotoğraf gönderdi bana; yine ben! 
‘Öz hakiki duran adam’la yan yanayım, AKM’ye bakıyoruz, ben ‘ilk duran kadın’ olmamı Twitter’da paylaşmışım ama o fotoğraf dönüp dolaşıp ‘Çapulculardan Başbakan’a saygı duruşu’ alt yazısıyla geri döndü; baya ve bayağı bir photoshop ile!

BETERİN BETERİ DE VAR

Tabii bunlara komik bile denebilir ama mesela ya Emre Öztürk’ün yaşadıkları… Dolmabahçe’deki o meşhur camiye biber gazından kaçarak sığınanlardan biriymiş o da. 26 yaşında, Kartal’da yaşayan bir kuaför. Boynunda toz maskesi, gözleri kıpkırmızı, elinde de ‘kola kutusuyla’ fotoğrafı çekilmiş. 
Ancak bu fotoğraf, çeşitli internet sitelerince ‘camide bira içenler’ başlığıyla yayıldıkça başına gelmeyen kalmamış Öztürk’ün. Pankreans kanseri babasının üzüntüsü mü dersiniz, kız kardeşinin bile suçlanması mı, 7 senelik sevgilisiyle ayrılması mı?!

YANLIŞ BİLGİ DE ŞİDDETTİR!

‘Gezi Parkı’ süresince ‘şiddetin’ bir başka türü de ‘yanlış bilgi paylaşımı idi’. Bu kötü niyetle bilerek yapıldığı gibi, iyi niyet ve panikle de oldu. 
Bir de nedense başkasının yazdığını, çektiğini ‘kendi yazmış, yaşamış gibi’ göstermek isteyenler ‘kopyala yapıştır’ yapanlar var ki, önemli birer etkendi. 

GAZ YER, KIRIP DÖKER, SEVİŞİR

Ama bir düşünün; Gezi Parkı’na hiç gitmediyseniz, en başından beri sosyal medyada sürekli doğru kaynakları takip etmediyseniz ‘Gezi Parkı ahalisi’ gözünüzde nasıl canlanır: 
Bir ağacı bahane ederek döküp kıran, parkı ele geçirip yan gelip yatan, gaz yemeye doymayan, camiye bira ve ayakkabıyla girip dış mihraklardan para alan, çadırlarda sevişen insanlar! Bizim sokaktaki taksi şoförü öyle sanıyor mesela… Belki de tüm ‘dezenformasyonlar’ bu imaja karşı ya da bu imaj içindir!

‘GEZİ GERÇEKLERİ’

İstanbul’da yaşayan, 34 yaşındaki Bilgisayar Mühendisi Ata İsmet Özçelik de sosyal medyada yayılan yanlış bilgiden şikâyetle, Twitter, Facebook’da ‘Gezi Gerçekler’ adlı bir hesap açtı. Bir de blogu var: gezigercekler.tumblr.com İnternette yayılan ‘saçma photoshop vakalarını’, yalan-yanlış bilgilerin doğrularını göstererek buradan paylaşmaya çalışıyor. Zahmetli bir iş; Ata’ya sordum, niye bunu yapıyorsun:

l Gezi eylemleri sırasında “Keşke birileri bu haberleri titiz bir şekilde araştırsa ve tarafsız yaklaşarak her türlü dezenformasyona karşı çıksa, belgelerle iddiaların gerçekliğini ortaya koysa” diyordum. Sonunda bunu kendim yapmaya karar verdim.

l Ben Sherlock Holmes isem; Watson’lar Twitter takipçileri ve arkadaşlarım; dezenformasyona yol açan haberleri benimle paylaşıyorlar. 

l Beni en çok güldüren “Miting günü paylaşılan ve bir otoyolda olduğu iddia edilen ‘Kazlıçeşme’ye gidenlerin geçiş önceliği vardır’” görseliydi, bunun sahte olduğu o kadar belli olmasına rağmen birçok insanın inanmasına şaşırdım ve güldüm açıkçası.  

l En çok kızdıran ise ‘müftünün karısı’ olduğunu iddia eden, aslında CHP’li ilçe başkanının eşi olduğu ortaya çıkan kişinin çektiği videoydu. 

l Melih Gökçek’in Zaytung haberini gerçek sanıp çadırlarda atom bombası yapılışına dair çizimler bulunduğu iddiasını paylaşması türü uydurma olduğu çok belli konularla çok ilgilenmiyorum. Daha çok gerçekten ortada kalınan ve insanların emin olamadığı konulara eğiliyorum. 

l Ciddi bir teknoloji birikimi şart değil. Öncelikle iddianın çıktığı kaynağın güvenilirliğine bakıyorum. Konu görsel ise güncelliğini araştırıyoru m, Google Image Search ile eğer bu görsel web üzerinde daha önce kullanıldıysa onu anında görebiliyorsunuz. Örneğin ‘cenazede tabuta su sıkıldı’ fotoğrafının eski olduğu saniyeler içinde bulunabiliyor. 
Google’ın önbellek özelliği de kullanışlı. “Bugün değişmiş” denilen içeriklerin 1 hafta önce de aynı olduğunu önbellek görüntüsünden görebiliyorsunuz. Sahte görseller içinde photoshop ile biraz uğraşmış olmak yeter, oynanılan yerlerdeki izler ve pikselleşme hemen ayırt edilebiliyor. 

Gezi hatırası; tencere tava çalan ‘iPhone uygulaması’

l Malum, Gezi Parkı olayları ‘içimizdeki yaratıcıları’ da ortaya çıkardı; duvar yazıları, mizah dolu sloganlar, söylemler, şarkılar, afiş ve grafikler… Ben de deli gibi dolaşıp çektiğim grafitileri mesela posterlere, buzdolabı süslerine dönüştürmek istiyorum. Gerçek sanatçılara büyük malzeme var!

l Yasemin Karakaya da bir iç mimar; el boyaması ayakkabılar da yapıyor. Kendisi için ‘Gezi hatırası’ bir ayakkabı ‘boyamış’. Ayakkabısının Instagram’da gördüğü ilgi üzerine ‘Gezi serisi’ yapmış. Ben sorduğumda kargo hariç 150 TL idi; ancak “Az sayıda yapacağım” dedi, kontenjanı doldu mu, bilemem.

l iPhone kılıfları, tişört, lego, şapka vs. şimdiden var; ama Uykusuz Dergisi’nin kartondan birer bebek haline getirilebilen; ‘Duran Adam’, ‘TOMA’ya karşı duran siyahlı kız’ ve pazara giderken ‘V for Vendetta’ maskesi takmış teyze maketleri bir harika! Haftaya 3 ‘kahraman’ daha verilecekmiş; biber gazı sıkan polise karşı çırılçıplak duran adamın kartonetini de yaparlar mı?

l Bir de; ‘her gece tencere tava aynı hava’ çalmaktan yorulanlar için iPhone uygulaması yapmış birileri; ismi, ‘Capulcu’. ‘Çıldır’ butonuna basıyorsunuz telefonunuzdan tencere tava sesi yayılıyor. Bir arkadaşım, “Saat 21.00’de bırakıyorum balkona” dedi!

l Ben Gezi belgeselleri ve hatta kitapları için henüz erken olduğunu düşünenlerdenim. Süreci biraz daha izlemek gerek. Ama yine de şimdiden iki kitabımız var: ‘Gezi Günlükleri’ (Yazılama Yayınevi) ve ‘Çapulcunun Gezi Rehberi’ (Hemen Kitap). 

l Bu arada köşe yazarlarına: Hem Y kuşağı diyorsunuz hem de 6 biner vuruş Gezi analizi yazıyorsunuz! Madem anlıyorsunuz bu kuşağı kısa ya da madde madde yazın! Hazır apolitikler de siyaset okuyorken. 

l Ve de b iri “Mevlüt sus Allah aşkına, herkes bize bakıyor” (Serkan Mutlu) tişörtü yapabilir mi? Gülelim ağlanacak basın skandalımıza! (Merak eden için: Christiane Amanpour+Mevlüt Yüksel+Takvim+Asparagas)

 

<p>Mescid-i Aksa'yı savaş alanına çeviren İşgalci İsrail'in Filistin halkına yaptığı zulüm tüm dünya

Mescid-i Aksa'da 'Erdoğan' sloganları

Onları görebilmek neredeyse imkansız! İşte kamuflaj ustası savaş gemileri

Çamurlarda serinleyen mandaların görüntüsü Serengeti'yi aratmadı

Dereotunun az bilinen şaşırtıcı faydaları