• $9,5196
  • €11,0975
  • 547.08
  • 1455.42
12 Mayıs 2013 Pazar

Cemiyet hayatı, ekonomi, siyaset, dedikodu; hepsi bu yalılarda!

Saffet Emre Tonguç, kısa süre önce ‘Paha Biçilmez İstanbul’ turlarından birinde tanışıp kısa sürede büyük hayranı olduğum bir kişilik, iyi bir dost ve rehber… Saffet Emre, son dönemde her hafta sonu, büyük bir tekneyle ‘Boğaz ve Yalılar’ turu yapıyor. Orada kitabının adı gibi ‘Boğaz Hakkında Her Şey’i anlatıyor. Hem de muhteşem bir dille… 

Bir kere tura gelenlerin her biri Saffet Emre’ye hayran; belli de bir profilleri var. Hani Bakırköy-Yeşilköy-Ataköy kadınlarını bilir misiniz? İyi eğitimli, yaşları kaç olursa olsun ‘güncel’, her konuda donanımlı ve bakımlı… Bir grup onlardan var… Bir grup genç ve başarılı, meraklı; bir grup yurtdışında yaşayan; bir grup ‘hali vakti yerinde’ derken geniş bir kalabalık toplanıyor. 

Saffet Emre’yi dinlemeye başlıyoruz.
Ama ne eğlence! Saffet Emre olan biteni, tarihi-bugünü ‘dedikodu yapar gibi’, kimi zaman da direkt dedikodu yaparak anlatıyor. Kim, hangi yalıyı, kimden ‘ne dolaplar çevirerek’ aldı; kim battı, kim çıktı; hangi aile değerini bilmedi, kim yalısının içini iyi, kim zevksiz döşedi… Kahkahalar atarak dinliyoruz. İşin içinde tarih de var, ekonomi ve siyaset de, cemiyet hayatı da… Bir taraftan yunusları görüyoruz, kıyıda evlilik fotoğrafı çektirenleri, diğer taraftan da Tarabya’nın adı ‘terapi’dan geliyor; Feriye ‘yan-dal’, Aşiyan ‘kuş yuvası’ demek; Sabancılar’ın Boğaz’da          27 yalısı var; İstanbul’da yakında 140 otel açılacak! Her an, farklı bir bilgi…
Yalıların her birinin bir tarihi, hikâyesi ve aslında güzel bir ismi var; ama her gelen, yalıya kendi soyadını veriyor. Tabii o kadar para verdiğin yere soyadını vermen doğal da; yine de o yalı aslında ilk adıyla başka güzel duruyor. 
Bu turun ardından geçtiğimiz hafta sonu da Safranbolu’ya gittim; güzel evler gördüm, o evlerde kullanılan eski ‘fikir ve yöntemlerin’ aslında ne kadar akılcı ve modern olduğunu gözlemledim. Yörük Köyü’nde Filiz Hanım’ın muhteşem şovunu seyrettim. Eşi ölünce oğullarıyla geçinmek için evinin bir kısmını değme stand-up’çıya taş çıkaracak biçimde gezdirmeye başlayan Filiz Hanım’ın yeri televizyon! Yıldız arayan varsa tavsiye ederim. 

PAÇACIOĞLU BAĞ EVİ
‘Paçacıoğlu Bağ Evi’nin sahipleri Hüsnü Paçacıoğlu ve eşi Serap Hanım’ın hikâyesi de etkileyiciydi. 
‘Dede’ Paçacıoğlu Hüsnü Bey, 1890’da yaptırmış bu ‘yazlık bağ evini’. Ev bölgenin simgesi olmuş, sonraki yıllarda silueti maketlerden, hediyelik eşyalara obje olarak kullanılmış. Onun ölümünden sonra ev 3 çocuk sahibi Osman ve Fatma Paçacıoğlu çiftine kalmış. Safranbolu Belediye Başkanlığı da yapan Osman Bey, çocuklarına “Bu eve sahip çıkın” sözünü miras bırakmış. 
Ama bakımı zor, koca bir ev; bir de başka hayat gailerinde, meşgul 3 çocuk, 3 ayrı aile yaşamı, bu çok kolay olmamış. Büyük bir mücadele, yıllar yılı süren bir emek, 4 yıllık restorasyon, her şeyi ‘bozmadan’, layığı ve kuralıyla yapmak için çaba, bir dünya para! 
Öyle ki Hüsnü Paçacıoğlu, eşinin de çalıştığı IBM’den emekli olmuş, ardından Sabancı Üniversitesi’nin kuruluşu da dahil çalışmaya devam etmiş. “4 kez emekli oldum” diyor Hüsnü Bey; çocukluğunu geçirdiği evi bugüne getirmek için varını yoğunu harcamış. Şimdi Paçacıoğlu Bağ Evi minik bir ‘butik otel’. Yerlerden tavan döşemelerine her şey korunmuş. 
Her bir oda yüklükler mini tuvaletler haline getirilerek özel birer otel odasına dönüştürülmüş. Yıkıp yenisini yapmak eminim daha kolaydır ama ‘emek’siz olmuyor! Farklı bir hikâye dinlemek, Safranbolu’da keyifli birkaç gün geçirmek isteyenlere önerilir. 


Yalılar da konuşur, konaklar da... Paçacıoğlu Bağ Evi’nin eski ve yeni halleri de uzun uzun konuşulacak bir mimari ve tarihi hikâye barındırıyor.

<p>Verdiğiniz nefes aldığınız nefesle  karışmıyor. Akıllı maske telefonla kontrol ediliyor.</p><p>Ak

Akıllı maske nefes aldıracak

Güney Kore ilk yerli roketi 'Nuri'yi uzaya fırlattı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üsküdar'da bir kafede vatandaşlarla sohbet etti

Niğde'de 20 milyon yıllık fosil bulundu