• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
13 Mayıs 2012 Pazar

Aydınlanma devrimine renklİ davet!

Mercan Dede ile ressam Carlito Dalceggio, yıllar sonra yeniden, açılışını yaptıkları Borusan Müzik Evi'nde. Ama bu defa Mercan Dede de resim yapıyor; bu projede asıl adı Arkın Allen'ı kullanıyor.
İki sanatçıyı, 23 Mayıs'taki sergileri öncesinde bir süre için halka da açtıkları atölyelerinde ziyaret ettik; nasıl çılgın bir işe imza attıklarını gözlemledik...

"nilay.jpg"

Carlito Dalceggio, 'dünyaca ünlü' tabirini layıkıyla taşıyan, eserleri pek çok büyük koleksiyonda yer alan Kanadalı bir ressam. Ama biz onu daha çok Arkın Allen nam-ı diğer Mercan Dede ile işbirliği sayesinde tanıdık.
İstanbul Beyoğlu'ndaki Borusan Müzik Evi'ni birlikte açtılar. Mercan Dede müzik yapıyor, Carlito hissettiğini resimliyordu. Etkileyiciydi.
Şimdi iki güzel insan yeniden bir arada, gece-gündüz Borusan Müzik Evi'nde.
Birlikte yaptıkları resimler -Arkın'ın aslen resim eğitimi aldığını ben de bu vesileyle öğreniyorum- 23 Mayıs'ta sergilenmeye başlanacak. Peki şimdi orada ne yapıyorlar? Niye tüm zamanlarını orada geçiriyorlar?
Yanıt şu: Eserlerini orada yapıyorlar. Sergi öncesinde Türkiye'de örneği az görülmüş bir 'açık atölye' çalışmasının parçası durumundalar. Gidip onları çalışmaları sırasında izleyebiliyorsunuz yani... (Doğrusu Arkın 'O kadar çok gelen giden oluyor ki, eserleri yetiştirmek adına son döneme ziyaretçisiz girebiliriz' diyordu).
Ben de bunu duyar duymaz, hafta içi atölyeye gittim ve onların arkadaşı olan bir arkadaşımın sayesinde yanlarına daha da sokuldum; eserlerinin fotoğraflarını çektim.
ATÖLYEDE NELER VAR?
Atölye ziyaretlerini hep sevmişimdir; ortamı, eserlerin ilk hallerini görmek beni etkilemiştir. Ancak bu bambaşka bir deneyimdi. Çünkü orada olmak bir resmin, rengin içinde olmak gibiydi!
Atölyedekileri tarif etmeye çalışayım: Tuvaller, boyalar, sprey boyalar, stencil'ler, kalıplar, kağıtlar, boya kabı olarak da kullanılan Starbucks bardakları (üzerindeki isimlere de bayıldım: Elvis, Bono vs.), aklınıza gelecek onlarca tür kırtasiye malzemesi, Buda resim ve heykelleri, Arapça, İngilizce, Türkçe çeşitli slogan ve yazılar, rengarenk tüyler, Mickey Mouse'lar ve en çok da 'kurukafalar/kafatasları'.
KURUKAFA SEMBOLÜNE AŞK
Ben de kurukafa imgesini çok sevdiğimi söylüyor, son dönemde yeniden trend olduğundan laf açıyorum.
Arkın bana, benim daha çok 'metale, ölüme, tehlikeye' gönderme yaptığım imge hakkında yeni bir şey söylüyor. 'Kurukafa bilgileri buluşturan bir unsur. İlahi bilgi ile gündelik hayat bilgisinin birleşme noktasının bir sembolü.'
Üstten ve alttan bilginin toplandığı yer, kozmik bilgi, hiçbir cinsiyetin, inanışın, mezhebin bir noktadan sonra olmayacağının simgesi imiş kurukafa; özellikle de Tibet felsefesinde.
Tütsü ve boya kokuları, müzik çok güzel, dört bir koldan çalışma sürüyor. Eserler bittikçe diğer katlara taşınıyor. 
Ve pozitif enerji, egolardan, dünyadan uzak, saf iyilik ışığı veren insanlarla temas! İnsan oradan çıkmak istemiyor. Yardım etmeye, onlar için bir şeyler yapmaya, bir katkıda bulunmaya doğal bir istek doğuyor izleyenin içinde.
ZEYNEP HAMEDİ İŞ BAŞINDA
Bu arada 'fikrin annesi' Borusan Kültür Sanat Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Hamedi. Zeynep Hanım da bizzat onlarla çalışıyor. Hem de ne çalışma! Kimi zaman boyuyor, kimi zaman kesiyor, bize işlediği 'etaminleri' gösteriyor.
'Kızlarımın odalarına yapardım küçükken, o zamandan beri hiç yapmamıştım' diyor. Ve sergiye adını veren 'Revolution/Revelation' sözcüklerini işlediği etaminlerin konulduğu bir tabloyu gösteriyor. Çok imreniyorum ona. Bir taraftan o güzel insanların yanında olduğu için, bir yandan da öğrendiği için!
Arkın ile Carlito, resim için onlarca farklı teknik kullanıyor; onlara gönüllü asistanlık yapan Zeynep Hanım da bunları öğreniyor, uyguluyor. Mesela gerçek bir kafatası nereden bulunur, bunların heykelleri nerede yaptırılır? Bu bilgiye bile sahip artık!
'SATIŞIYLA İLGİLENMİYORUZ'
'Arkın ile Carlito 2 sene önce burada çalıştıklarında atölyenin haline bayılmıştım. Ama kaldırmak zorunda kaldık. Sonra böyle bir formül bulduk' diyor Zeynep Hanım.
Oradaki pembe, içinde öyküler barındıran kurukafaya ve sonra her şeye göz koydum 'Bu eserler ne olacak?' diyorum, Zeynep Hanım yanıt veriyor: 'Bilmem, onlar ne isterlerse... Biz sadece onlara mekanımızı açtık, satışıyla ilgilenmiyoruz'.
KÜÇÜK PRENSLİ RESİMLER
Bu arada büyük bir tablonun 'kanatlanışını' izliyoruz; Arkın tablonun ortasında duruyor, Carlito ona kanatlar çiziyor.
Sonra 5. kata çıkıyoruz. Salon muhteşem. Ortada yine rengarenk boyanmış bir koltuk, bitmiş tablolar, duvarda Carlito'nun gece çatısını oluşturduğu resmi, yerde üzerinde boyayla 'Albatros' yazan bir daktilo, yine rengarenk boyalar süzülen bir çanta ve yine boyanmış bir laptop!
 Etraftaki her türlü görsel uyarıcıdan etkilenip yaptıklarına işliyorlar. Çok da dikkatliler. Arkın üzerinde Cirque du Soleil karakterleri olan çantama bakıp 'Ne kadar güzelmiş' diyor. 'Cirque du Soleil'un kurucusu da Carlito gibi Kanadalı' diyorum.
Meğer Carlito o ekiple uzun süre çalışmış, Guy LalibertŽ (Cirque du Soleil'in kurucusu, palyaço burnu ile uzaya giden, dünyanın sayılı zenginlerinden, muhteşem yaratıcı bir adam) onun yakın arkadaşı ve büyük bir koleksiyoneri imiş.
Carlito, parmağımdaki Küçük Prens yüzüğünü beğeniyor, kullansanıza diyorum, 'Benim Küçük Prensli çok resmim var. Kitabı da çok severim' diyor...
BİR BAŞKA DEVRİM
Bu arada serginin adı 'Revolution & Revelation'. Atölyede bana eşlik eden Şule Yücebıyık bunu çok iyi açıklıyor: 
'Revolution' yani devrim/değişim kavramı yeni bir bilinç düzeyine ulaşmak için egodan kurtulmaya, kabuklardan ve maskelerden sıyrılmaya bir davet!
'Revelation' yani açığa çıkma, uyanış kavramı ise bunu izleyen ve tamamlayıcısı olan içsel dönüşümü tarif ediyor. Duvar yazıları, Buda heykelleri, Rumi simgeleri her dilden 'aydınlanmak için önce benliğini yak' diyor izleyene. 3 boyutlu pek çok eserin de olduğu sergilerdeki imgelerden tişörtler yapılacağını da öğreniyorum bu arada...
 Egolarından arınmış, iki büyük, iki güzel, iki renkli insanın yaptığı devrimi görmek isteyenler için sergi birebir; tavsiye edilir.

- RESMİNİZİ ÇALMIŞTIM - GETİR İMZALAYAYIM
- Önce kaseti başa saralım... Birkaç yıl önce Borusan Müzik Evi'nin Beyoğlu'ndaki açılışı... Mercan Dede, Borusan Yaylı Çalgılar Dörtlüsü ve semazenler eşliğinde konser veriyor. Ressam Carlito Dalceggio ise bu müziğin ona hissettirdikleriyle bir canlı performans sergiliyor; tema 'Aşk Ateştir'. Müzik bitiyor ve muhteşem bir tablo çıkıyor ortaya; Carlito çok rahat, resim harika, Mercan Dede huzurlu, konuklar delicesine alkışlıyor...
- 'AĞIR' BEYLER, HANIMLAR DANSTA
- Zaman geçiyor, konukların pek çoğu ayrılıyor ve açılış en üst kata bambaşka bir havaya bürünüyor. Müzik, eğlence ve biraz önce 'sahnede büyüklüklerini' gördüğümüz sanatçılar aramızda çılgınlar gibi dans ediliyor.
- Mercan Dede DJ kabininin başında, Carlito ise döpiyesli hanımları, takım elbiseli ciddi beyleri, bankacıları, avukatları, sanat danışmalarını çekip çekip dansa davet ediyor; onlar da kahkahalar atarak uyum sağlıyor. Sonra Carlito eline boya alıyor ve partidekileri desenlemeye başlıyor. Kiminin yanağına çiçek konduruyor, kiminin altına bir yaprak...
- Sonuçta bu iki adam içimize öyle saf, öyle neşeli, öyle enerjik ve başka bir şey katıyor ki, ayrılamıyor, farklı yaş ve konumlarda bir dolu insan birlikte dans ediyoruz.
- SERGİDEN DESEN KAÇIRMA
- Gecenin ilerleyen saatleri, partide çok az kişi kalsa da tuvalet sırası hakikatli; 2 alt kata iniyorum, bomboş. Bir dolu boşalmış kadeh, tabaklar tuvaletin yanında bir odaya dizilmiş. Ve o an bir şey görüyorum; çok bariz Carlito'nun çizgileri. Fırçasını bir A3 kağıdında temizlemiş; ortaya çıkan desen bir 'semazen'.
- Etrafa bakıyorum, yerdeki kağıdı alıyorum, sarıyorum, saçımdan çıkardığım lastikle de sabitleyip kolumun altına koyuyorum! İşlem tamam! O partiden çok sevdiğim bir insanın çizgileriyle çıkıyorum. Arkadaşlarım kolumun altındaki hazineye imrenirken, ben de 'Bu sanat eseri orada çöp olacaktı' diyerek kendimi avutuyorum. Resim şimdi çerçeveli, evimin en güzel köşelerinden birinde...
- Arkın ve Carlito'yu görür görmez, o geceyi ve minik vakamı anlattım. Carlito, 'Getir de imzalayayım bari' dedi. Atölyedeki günümün sonunda da 'Bir resmin peşine düşmek iyi fikir, iyi ki almışsın. Anlatman da komik' diyen Carlito, üzerinde kuşların uçuştuğu bir desen çizip  'özgür ruhuma' imzaladı.

<p>Peki, yeni gelen aşılar nasıl uygulanacak? Toplum  Kovid-19’a karşı ne zaman bağışıklık kaz

Kısıtlamalar kalkıyor mu?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

İşte Galatasaray'ın gündemindeki golcü oyuncular

Ankara'nın simgelerinden Kuğulu Park buz tuttu