• $7,4848
  • €9,0477
  • 441.874
  • 1556.77
20 Mayıs 2012 Pazar

Araplar fotoğraflarla tarih yazıyor, ya biz?

Arab Image Foundation adlı kuruluş 15 yıldır tüm Arap dünyasının eski fotoğraflarını topluyor; dev bir 'görsel arşiv' tutuyor. Türkiye'de ise bizleri 'toplumsal hafıza kaybından kurtaracak' milyonlarca fotoğraf eskici tezgahlarında...

TARİH
'İnsanoğlu gözüyle görmediğine inanmaz evladım; tarihi de insanlara göstermek gerekir' derdi bir büyüğüm. Öyle olmalı ki onlarca yıl bize 'okutulan' tarih, dizi ya da film olunca dikkat çekiyor; herkes sonucunu bilse de, ekran başında 'Kanuni seferden dönecek mi? Hürrem doğumda ölecek mi?' diye bekliyor! Evet; tarihi 'göstermek' gerekiyor.

"foto.20120520003558.jpg"
SAHAFLARDAKİ HAZİNE
Oysa yakın Türkiye tarihinin önemli tanıkları, fotoğraflar, çıkarılırken elden düşen, lavabo deliğinden kayıp giden bir elmas küpe gibi; hızla karanlık sulara gömülüyor. Bizleri hafıza kaybından kurtaracak, yakın tarihe ışık tutacak siyah-beyaz fotoğraflar, sahaflarda 1'er TL'ye 'kurtarılmayı' bekliyor.
Bazen kapılıyorum o fotoğrafların büyüsüne; kim acaba bu adam, niye öyle giyinmiş, ne için çektirmiş o fotoğrafı? Hayatta mıdır acaba?
Peki ya o kadın; nasıl da güzel, nasıl da havalı.. Onun fotoğrafı niye burada, nasıl 'düşmüş' buralara?
Bazen fotoğraf arkası yazıları bir fikir veriyor, bazen tamamen gizem!
Bir fotoğraf gördüm geçenlerde sahafta Kenan Evren, bir yabancı rütbeli ile el sıkışıyor... 'Umarım' diye geçirdim içimden, 'Umarım birileri bunları buluyor, gizemlerini çözüyor ve arşivliyor.'
Hep böyle umuyoruz zaten. Bu fotoğrafları tarihçilerin, koleksiyonerlerin, arşivcilerin 'değer bilenlerin' aldıklarını hayal ediyoruz.
GÖRÜNTÜ VAKFI
O fotoğraflarda sadece 'kişisel' değil, 'toplumsal' bir tarih saklı. Sevdiklerimize, zevklerimize, akrabalıklarımıza, alışkanlıklarımıza, modaya, akımlara, siyasete, ilişkilere dair... Bu ilgiyle takıldım Tayfun Serttaş'ın 'Stüdyo Osep', ardından da 'Foto Galatasaray' adlı çalışmalarına; iki stüdyonun arşivlerinden çıkan fotoğrafların içine düştüm.
Tam da bu noktada fark ettim Arab Image Foundation-Arap Görüntü Vakfı (AIF) adlı kuruluşu. Serttaş, bir kitabında onların çalışmalarının kendisine ışık tuttuğunu söylüyordu.
AIF, Arap dünyasının 'görsel tarihini' topluyor, biriktiriyor, tasnifliyor, dijital ortama geçiriyor; bir tür dijital arşiv oluşturuluyor.
15 YILDIR ÇALIŞIYORLAR
1997'de Akram Zaatari ve Walid Raad gibi sanatçıların da bulunduğu bir grup tarafından Beyrut merkezli olarak kurulmuş. AIF, kar amacı gütmeyen bir organizasyon. Vakfın misyonu Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Arap diasporasından fotoğraf toplamak, korumak ve incelemek.
400 BİN FOTOĞRAF
Arapça konuşulan pek çok coğrafya vakfın kapsamına giriyor; araştırma ve satın alma yapılan yerler arasında Lübnan, Suriye, Filistin, Ürdün, Mısır, Fas, Irak, İran, Meksika, Arjantin ve Senegal gibi ülkeler var.
Bugüne kadar 400 bini aşkın fotoğraf toplanmış. Fotoğraflar sergiler, videolar, bir internet sitesi ve online bir fotoğraf veritabanıyla gösteriliyor.  
Çıkış noktası stüdyo fotoğrafı. Ancak video kayıtlarından, 35 milimetrelere uzanan çok geniş bir video arşivleri var.
Türkiye'de ise durum ortada; II. Abdülhamid dönemi fotoğrafları, Abdullah Biraderler'in çektikleri çok değerli; ama bir kısmı Yıldız Sarayı'ndaki olaylara kurban gitti, bir kısmı da satıldı, özel koleksiyonlarda.
Cumhuriyet sonrası fotoğrafların bir bölümü 'kapalı' arşivlerde, çoğu sokaklarda, kitap aralarında... Oysa Türkiye'de de bir kurum ya da vakfın 'aklının dümenini bu yola kırması', bir tür dijital arşiv, görsel tarih çalışmasına başlaması gerekiyor.
AIF'nin yaptıklarına bir göz atmak, fotoğraflara bakıp şaşırmak için internet sitesinin adresi: http://www.fai.org.lb/home.aspx
Darısı Türkiye'nin başına.

MÜZE
'Masumiyeti ziyan olmaz' da keşke başka yerde olsaymış!
Masumiyet Müzesi artılarıyla eksileriyle güzel, fikriyle özel; bir de semtte ona giden yol üzerinde 'nostalji satan onlarca dükkan olmasa'!

"muze.20120520003635.jpg"
-  NİŞANTAŞI FIRSATI KAÇMIŞ: İstanbul'da Cihangir'den Çukurcuma'ya geçerken kime sorsak tarif ediyor 'Masumiyet Müzesi'ni; 'Oradaki kırmızı ev' diyerek. Pamuk, İletişim Yayınları'ndan çıkan 'Şeylerin Masumiyeti' adlı eserinde 'Romanlarımın geçtiği, Kemal gibi pek çok kahramanımın yaşadığı Nişantaşı'nda, o yıllarda romanlarımın geliriyle müzeye çevirecek bir ev satın alamazdım' diyor ve uzun süre Galata, Cihangir ve Çukurcuma'daki arayışlarının ardından 1999'daki depremden 6 ay sonra şimdiki 'müze-ev'i, aldığını söylüyor.
Ancak bulunan yer öyle bir yer ki çevrede her yer bir nev-i masumiyet müzesi, tarihi nesneler dükkanı! İstanbul'un pek çok semtinde çok daha farklı olabilecek müzenin etkisi, Çukurcuma'da azalıyor!     
-  SİGARA DUVARI: Girişte ilk dikkat çeken şey 'sigara izmaritlerinden oluşan duvar'.
Füsun'un 4213 sigara izmariti ve onlarla ilgili notlar; etkileyici. 
-  O KADAR DA LOŞ DEĞİL: Üst katlar ise beklediğimden çok daha hoş ve daha az loş!
Müzeye gelmeden önce Pamuk'un pek çok röportajını görüp izlediğimden ortamı kafama 'fazlaca loş ve kasvetli' sözcükleriyle kazımışım sanırım; gördüklerim bu önyargımı siliyor.
- AKILLI VİTRİNLER: Objeler, objelerin bir araya getirilmesiyle oluşan konu başlıkları, güzel bir dizilim, akıllıca kurulmuş vitrinler ve esprili bazı notlar var.
- KİTAPLA DOLAŞAN ÇOK: Müzeyi yine 'Aaa bundan bizde de vardı' diyerek gezen de çok, elinde kitabıyla dolaşan da. Vitrinlerin üzerinde kitaplardaki bölümlerin adları belirtilmiş çünkü. 
-  PAMUK'UN EL YAZMALARI: 'Çatı arası'nda, yani 'Kemal'in yatak odası'nda Orhan Pamuk'un kitaba dair el yazmaları, içleri boşalmış dolmakalem kartuşları, kitabın çeşitli dillerdeki baskıları var. Pamuk, kitabı yazarken müzenin çeşitli vitrinlerini de yine dolmakalem çizimleriyle tasarlamış; onları görmek de ilgi çekici. 
- ZİNCİRLİ KİTAPLAR: Bu arada müzenin içinde çeşitli yerlere uzun zincirlerle sabitlenmiş Türkçe, İngilizce, İtalyanca, Almanca 'Masumiyet Müzesi' var.  
- BANKA MI, MÜZE Mİ?: Geçenlerde biri 'Cihangir'de Orhan Pamuk'u korumasıyla yürürken görmek...' diye bir tweet yazdığında, 'roman yazarı-koruma' ikilisinin garip olduğunu düşünmüştüm. Müzede de, kitaplardaki zincirler, bol kamera, her katta güvenlik elemanı, yasak levhaları... Kısacası minicik yerde abartılı duran 'müze güvenliği' de garipti.
- MAĞAZA KARTLARINI İYİ KULLANMIŞ!: Masumiyet Müzesi mağazası iyi düşünülmüş. Müzedeki çeşitli ayrıntıların fotoğraflarının olduğu posta kartları ve arkalarındaki hikayeler en hoş ayrıntılar.

GURME
Microsoft bu adamlara ne yaptı da böyle oldu?
Biri ABD, diğeri Türkiye'de iki 'eski' Microsoft yöneticisi... Ortak yönleri lezzet aşkıyla giriştikleri çılgın projeler
İkisi de yıllarca büyük bir teknoloji firmasında üst düzey yöneticilik yapmış, benzer yaşlardaki iki adam.

"micro.jpg"
Biri ABD'de, diğeri Türkiye'de.
İkisi de yemeye, içmeye ve özellikle de teknolojiye fazlasıyla meraklı.
İkisi de şimdi yiyecek ve içecekle yakından alakalı. Merak ediyorum Microsoft bu adamlara ne yaptı?
Önce, aslında üzerine uzun portre yazıları yazılası Nathan Myhrvold'u 'çok kısaca' tanıyalım: 
- Myhrvold, Bill Gates'in 'Tanıdığım en zeki adam' dediği biri. 1959 doğumlu. 14 yaşında üniversiteye başlayan bir dahi. Microsoft'un teknoloji bölümünün başındaydı; Microsoft Araştırma Bölümü'nü o kurdu; 17 üründe onun patenti var.
- 13 yıl çalıştığı Microsoft'u bırakır bırakmaz 'bambaşka' bir hayata başladı. 
- İlk olarak barbekü şampiyonu oldu! Arkeoloji ve vahşi yaşam fotoğrafçılığında ustaydı; uzmanlığını üst kademeye taşıdı. 
- Ama asıl ustalığını mutfakta gösterdi. Füzyon mutfağında çığır açan araştırmalarını, sanat, bilim ve yemeği bir araya getiren, Chris Young ve Maxime Bilet ile yazdığı 'Modernist Mutfak'ta gösterdi. Yiyeceklerin pişerkenki kesitlerini gösteren harika fotoğrafların da olduğu kitap pek çok ödül aldı.
- Nathan Myhrvold, yemek fotoğrafçılığını, pişmiş yemeklerin vakumlu poşetlerle taptaze kalmasını sağlayan yöntemleri ve bu gibi çalışmalarıyla onlarca yazıya konu oldu; TED konferanslarına katıldı.
9 YIL BEKLEDİ
Selim Zafer Ellialtı'ya gelince...
- Kısa süre öncesine kadar Microsoft'un Ortadoğu ve Afrika Bölgesi'nden Sorumlu Genel Müdürü'ydü. Çok öncesinde sanat galerisi açmışlığı da var (Ankara'da Maya).
-  9 yıl önce temellerini attığı Suvla Şarapları'nın ilk ürünlerini piyasaya çıkardı. 
- Bu iş için 12 milyon dolar harcadı.
- 'Şato tipi' şaraplar üretiyorlar; kendi bağ alanına sahip az sayıdaki yerli şarap üreticilerinden...
- Selim Bey'in eşi Pınar Hanım şişelerin etiketlerini tasarlıyor; bağlara oğullarının adı Bozok'tan esinlenerek Bozokbağ adını vermişler.
ZEYTİN ÜRÜNLERİ DE KİLYE
- Şaraplar ismini Gelibolu Yarımadası'nın Suvla Koyu'ndan alıyor. Ellialtı, isme ait internet sitesini almak için uzun süre beklemiş, Avusturalya'dan bir 'isim açık artırması'nda satın almış.
- 12 çeşit şarapları var; 14 olacak.
- Selim Zafer Ellialtı aynı zamanda 'Kilye' adıyla yiyecek işinde. Ürünleri: Sızma zeytinyağı, zeytin, zeytin ezmesi, domates konservesi, domates salçası, pekmez, tahin, üzüm ve meyvelerden kompostolar, reçel ve marmelatlar, badem, ceviz, susam, zeytinyağlı sabun.
- Suvla Şarapları piyasaya çıkar çıkmaz bu sene 4. Masters of Wine Weekend İstanbul'da iyi dereceler aldı. Yılın En İyi Rose Şarabı, 'Suvla Blush 2011' oldu.
- Değerlendirmeye katılmak için her şarap için ücret vermek gerekiyor, markalar da en güvendikleri şaraplarıyla yarışa giriyor. Selim Bey, tüm şaraplarını bu değerlendirmeye sokmuş.
- Geçtiğimiz hafta, Topaz Restoran'da bir şarap tadımı yaptık. Tüm şarapları -favorilerimiz farklı da olsa- beğendik.
- Selim Bey'e, pek çok kişi gibi ben de 'Niye?' diye sordum, pek çok nedeni vardı. Ama sanırım en büyük neden 'Toprak aşkı'. Bir teknoloji firmasında çalışmak, yıllarca emek harcanan bir 'yeni sürümün', iki ayda eskidiğini görmek insanı toprağa, onun kalıcılığına döndürüyor tabii.

KELİME
MAMMİSMO
:  İtalyanca - Yetişkinlikte de devam eden anne müdahalesi

<p>Peki, 65 yaş ve engelli maaşlarına ne kadar zam yapıldı? Çalışma hayatı ne zaman normale dönecek?

65 yaş ve engelli maaşlarına ne kadar zam yapıldı?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kısıtlamaların sona ermesiyle İstanbul'da hareketlilik başladı

Beyaza bürünen İstanbul'dan kar manzaraları