• $12,4858
  • €14,0829
  • 715.4
  • 1776.41
24 Mart 2013 Pazar

Emeğin şifresi nerede olabilir?

Üniversiteye giriş, bu yılın ismiyle YGS bugün yapılıyor.
Yıllar içinde ÖSS, ÖYS gibi isimler alan ve hepimizin ömründen bir şeyler çalan bu sınav ve sistemi ile ilgili ilk gençlik yıllarımızda az saydırmadık.
Bize yarış atı muamelesi yapıldığını, geleceğimizin 3 saat içine sığdırıldığını, dandik eğitim sisteminin yarattığı haksızlık sonucu dershaneye gitmemiz gerektiğini, maddi durumu iyi olmayanların dershaneye gidemediği için üniversiteye giremediğini yıllarca anlattık durduk.
Tüm bu tartışmalar arasında tek bir doğru iş vardı.
O da ÖSYM.
Sınavları düzenleyen kurum ile ilgili hep güven verici öyküler dinledik.
"Sınav sorularını hazırlayan görevliler 1 ay evlerine gitmiyorlarmış" veya "Soruların basıldığı matbaa MİT tarafından korunuyormuş" gibi şehir efsaneleri kulaktan kulağa dolaşırdı.
Neticeye güvenirdik. Sonrasında alacağımız yüksek öğretimin de dandik olduğunu bildiğimiz halde.
Bugün geldiğimiz nokta ise sınava girecek adayların birbirlerine "Şifreyi buldun mu?", "Bilmemkimin cemaatten tanıdığı varmış. Almış şifreyi" gibi söylentiler. Sınavlarda yapılan usulsüzlükler artık günlük hayatın bir parçası çünkü.
Cevapların önceden sızdırıldığı gün gibi ortadayken yapılan "Canım şifre bankamatikte de var" açıklamalarıyla iyice sulandırılan ortama bu sabah bir katkı da ÖSYM'den gelecek.
Sınava girecek öğrencilere dağıtılacak kalemlerin üzerinde ÖSYM'nin yeni sloganı yazıyor olacak;
"Emeğiniz emanetimizdir"
ÖSYM'ye karşı benim sloganımsa şudur; "Emeğinizin şifresi, arka sıradaki adayda mevcut olabilir"
 Hepinize sınavda başarılar gençler.

Peki ya şehitler ve gaziler?
İmralı, nevruz, ateşkes, dağdakiler, bottakiler, meclistekiler, tartışmalar falan derken ismi tek geçmeyen şu süreç içinde şehitler ve gaziler.
Yıllardır verilen terörle mücadelede hayatları değişmiş insanlar.
Demiyorum ki insanlar ölmeye devam etsin. Yeni şehitler verilsin, yeni canlar yitirilsin.
Kesinlikle barış olsun, savaş olmasın.
Ama yıllarca bu devlet için mücadele etmiş ve hayatlarını feda etmiş insanlar unutulmasın. Fikirleri alınsın, onlar da dinlensin, süreç anlatılsın, barış sayesinde başka insanların hayatlarının değişmeyeceği söylensin onlara.
Ama sadece bu değil.
Devlet hak ettikleri değeri versin.
Hani şu 12 Eylül referandumundan önce her yere asılan "EVET" pankartlarının bazılarında "Şehit ve gazilerimizin hakları iyileştirilecek" yazıyordu, hatırlıyor musunuz? Ne oldu bu haklar?
O tarihten bu yana şehit yakınları ve gaziler için ne değişti?
Hangi iyileştirme oldu?
"Yanlışlıkla fazla maaş ödemişiz, geri ödeyin", "Protezinizin parasını verin. Siz terör gazisi değilsiniz" veya "Doğal afet kaybı sizin evladınız" türü haberler ve açıklamalar hatırlıyorum ben sadece.
Dağdakiler için af çıkarılacağı, iş imkanı verileceği gibi projelerin konuşulduğu şu günlerde neden hükümet şehit ve gaziler için bir şey yapmaz?
Mesela... Elektrik faturalarındaki anlamsız TRT payını neden onlara aktarmaz. Yılda 600 milyon liraya yakın para elektrik faturalarımız yoluyla TRT'ye aktarılıyor. Zaten TRT bütçeden pay alıyor. Araba, televizyon, radyo, radyolu ve televizyonlu her şeyi alırken ayrıca TRT bandrolü ücreti ödüyoruz.
Varsın elektrik payını almasın TRT.
O para olduğu gibi şehit yakınlarına ve gazilere maaş olarak bağlansın.
Olmaz mı?
Çok mu zor?
Süreç mi tıkanır?

<p class='MsoNormal'>Aykut  Enişte 2 filmiyle seyirci tarafından tanınıp benimsenen Mekin Sezer, iki

Gişeci'de Aykut Enişte 2 sohbetleri... Bölüm 3: Mekin Sezer

Fenerbahçe'ye İzmir'de coşku seli

Galatasaray'a Malatya'da coşku seli

Hibe desteğiyle mantar tesisi kurdu! Şimdi siparişlere yetişemiyor