• $7,3273
  • €8,8619
  • 413.481
  • 1495.77
30 Aralık 2010 Perşembe

Üniversitelerin 'olağanüstü hali'

Baskıcı otoriter rejimlerin üniversite yönetimleriyle arasındaki ananevi dayanışma yeniden temayüz etti.

Üniversitelerin kapılarına kirli paslı tanıdık iri kilit bizzat rektörler tarafından zincirleniyor.

12 Eylül darbesiyle hesaplaşamayacağı her halinden belli iktidar, siyasi hedefi yani 'sivil anayasanın' oylama ertesinde üniversiteleri, hegemonik projesine katmak için yoğun seferberliğe girişti.

YÖK çıkışlı güvenlik güçlerini üniversitelere yerleştiren genelgelerle üniversiteler, 'siyasetin yasaklandığı' ve 'egemen ideolojiyi' yeniden üreten 12 Eylül dönemi işlevlerine geri çekiliyorlar.

Otoriter iktidarların üniversiteleri kontrol etme ve tahakküm etme saplantılarına cansiperane destek veren rektör performanslarını izlerken dehşete düşüyoruz.
İstanbul Üniversitesi, geçmişinin kayıtlarında silinemez uğursuz 12 Eylül dönemi icraatlarına 30 yıl sonra yine ev sahipliği yapıyor.

14 Eylül 1980'de, darbeden üç gün sonra İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu'nun 'Yeni yönetimi destekliyoruz' mektubu alelacele 1. Ordu ve Sıkıyönetim Komutanlığı'na teslim edilmiş, 15 Eylül'de İstanbul'daki bazı üniversitelerle 'Darbe komutanına bağlılık ve başarı' telgrafları yollanmıştı.

Yine İstanbul Üniversitesi 2 Aralık'ta Darbe Komutanı'na 'Fahri Hukuk Doktoru' unvanı verecek kadar işi ileriye götürmüştü.

 O zamanlar hukuksuzluk ve baskı mağduru akademisyen mezarlığına dönmüş üniversite şimdi bu hayalet geçmişini diriltiyor.

İ.Ü. Rektörlüğü'nün savcılığa başvurarak aldırdığı kapı gibi mahkeme kararına göre polis, üniversitenin Fatih sınırları içinde yer alan binalar ve alanlarda öğrencileri tepeden tırnağa arayabilecek.

Yani polis, üniversiteden arama kararı talep etmeden öğrencinin özel kağıtlarından aracına, poşetinden çantasına sanırız 'yumurta' arayacak!

Bir yıl geçerli karar, üniversite yönetiminin talebiyle hukuk tarihimizin 'en uzun süreli' ve 'bitemeyen' arama kararlarından biri olmalı.

Haliyle biz de 'önleme araması' adı altındaki bir yıllık sebebi bilinemeyen 'olağanüstü hali' merak ettik!

Tabii ki rektörlüklerin böylesine şedit önlemler almasında hükümetin öğrenci protestolarına karşı geliştirdiği anti-öğrenci propagandasının büyük payı var.
Protestocu öğrencileri kendi siyasi hükümranlığına kastı olan 'karanlık tezgah, çirkin tuzak' paranoyasıyla telin eden hükümet, rektörlere meşruiyet yolunu bilerek açtılar.
Öte yandan öğrencilerin milli güvenliği 'tehdit edici' kimlikleri darbe basınını aşan neoliberal yazar ve konuşanların popülist damgacı 'uyarılarıyla'  kamuoyuna ispiyonlandı.

Ve topyekun iktidar memurlarının açtığı anti öğrenci cephesi genişledi hatta öğrencileri görüldükleri yerde 'susturma' cüreti durumdan vazife çıkaracak herkese 'kapalı biçimde' tanındı.         

Celal Bayar Üniversitesi'nin' mal sahibi' Rektörü Pakdemirli, makalelerinde 'özgürlük ortamı' diye tanımladığı üniversite mekanında slogan atmak isteyen öğrencilere bas bas 'sizi atarım' diye bağırıyordu.

Evet atardı da, zihni ve siyasi erkin üst temsilcisi Pakdemirli, 'Ben burada rektörüm! Cumhuriyet'i savunacaksam ben savunurum size kalmaz savunmak' derken sanki tarihimizin büyük fikir tekeli egemenlerinden biri rüştsüz kalabalıklarına hitap ediyordu.
4 Aralık'ta Başbakan'ın Dolmabahçe'de rektörlerle yaptığı toplantıyı protesto  etmek isteyen öğrencilere emniyet güçlerinin şiddetle müdahale ettiği olayların polis fezlekesi de çıktı...

Öğrencilerin 'suç aleti' taşımadığı, GBT'lerinin temiz olduğu, hükümetin iddia ettiği gibi suç odaklarıyla ilişkileri olmadığı ama yine de polisin öğrencileri 'sakinleştirmek' için biber gazı kullandığı yazılmıştı.

Öğrencilerin kırık, kesik, darpla dolu sağlık raporlarına yer verilmemişti.  
Görünen o ki 12 Eylül'ün aktüalize edilmiş versiyonu önümüzdeki yıl da etkinliklerini öğrenci döverek ya da asgari ücretine 24 TL zam yaptığı emekçiyi gözaltına alarak sürdürecek.

Ama gün gelecek, tarih akacak iktidarla işbirliğini üst düzey sürdüren rektörlerin bu iktidarşinaslığı 'demokratikleşme serüveninin' ibret dersleri olarak yazılacak...

<p>İran'ın Ankara Büyükelçisi, Türkiye'yi Irak'ın egemenliğini ihlal etmekle eleştiren ifadeler nede

Türkiye'den İran'a net mesaj!

Safranbolu'da 606 Mehmetçik kan bağışı yaptı

Dünyaca ünlü yönetmen Guy Ritchie Ayasofya ve Topkapı Sarayı'nı ziyaret etti

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (01 Mart 2021)