• $7,3574
  • €8,9533
  • 437.532
  • 1536.11
13 Ocak 2011 Perşembe

Şeker tadındaki zehir

Küresel tekellerin ısrarlarıyla 'tatlandırıcı pazarı olmak' üzere şeker pancarı üretimini azaltan Türkiye, şeker fabrikalarını da özelleştirme kapsamına alıp kısım kısım elden çıkartmıştı.

Üstelik kendi ürettiği pancardan elde ettiği yüksek kaliteli şeker yerine genetiği değiştirilmiş Mısır'da üretilen Nişasta Bazlı Şeker (NBŞ) ithalatına başlamakla kalmamış; bu tekellere yerli sermayeyle birlikte 'Nişasta Bazlı Şeker' üretim tesisleri kurdurarak  'serbest piyasa' ve küresel sermayeye bayağı kol kanat germişti.

Dünya şeker pancarı üretiminde 4. sıradaki ülkemiz kısa sürede yılda 2 milyon ton GDO'lu mısır ithalatı yaparak Amerikalı ve Arjantinli üretici şirketleri sevindirmişti.
Herhalde kapatılan şeker fabrikalarının on binlerce işçisinin ve 500 bin pancar üreticisinin de NBŞ 'tüketicisi' olacağı umulmuştu.  

Nişasta Bazlı Şeker piyasası bütün donanımıyla Türkiye'ye giriş yaparken daha ucuz diye tercih edilen NBŞ'nin halk sağlığını tehdit edici maliyeti hiç konuşulmamıştı.
Bilimsel çalışmalara göre Nişasta Bazlı Şeker (NBŞ)  tüm şeker türleri arasında 'ölümcül' etkileri yüksek, en tehlikeli şeker türüydü...

Genetiği değiştirilmiş mısırdan üretilen NBŞ içerdiği yüzde 80 oranında fruktoz nedeniyle vücutta en hızla yağa çevrilen şekerdi. 

NBŞ'nin obezite, diyabet, kanser, alzheimer, enfarktüs, parkinsona neden olduğu kanıtlanmıştı. 

Birçok gelişmiş ülkede NBŞ kanserojen kabul ediliyordu ve İngiltere, Fransa ve Hollanda'da yasaklanmıştı.

Ama geç kapitalistleşme hırsına yenilen Türkiye 'tatlandırıcı pazarını' gönülden NBŞ'ye açtı.     

NBŞ'nin 'toplum sağlığına zararlarından' dolayı ABD'deki üretim kotası yüzde 2, Almanya'da binde 9'du, bizde Bakanlar Kurulu kararıyla kota yüzde 15'e çıkartıldı.
Ayrıca Türkiye'de küresel ve yerli kartelle yılda 1 milyon ton NBŞ üretirken, lobiler kotayı yüzde 50'lere çıkartmaya çalışıyordu.

Sonuçta sağlığa zararlı fakat 'ucuz' NBŞ gıda sektörümüzün 'tek' tatlandırıcısı olup bütün gıda ürünlerinin temel bileşeni olarak kullanıldı.

Pek tabii ki kotanın eritemediği NBŞ stoku bin bir türlü yolla, kaçak olarak gene iç piyasalarda satılıyordu...

Hızlı tüketici bünyemizle kişi başına hepimiz 6 kg NBŞ tüketirken Avrupa'da kişi başına 1.5 kg tatlandırıcı düşüyordu.

Şeker-İş Sendikası Genel Başkanı İsa Gök başta aspartam olmak üzere çocukların tükettiği şekerleme, gofret, kola, meşrubat, bisküvi birçok gıda ürününde kullanılan NBŞ'lerin kansere davetiye çıkardığını belirtti.

Pasta, kek, tatlı üretimi yapan restoran, hastane, yemek fabrikalarında da NBŞ kullanımına dikkat çekti.

Yakında AB müktesebatına uyum çerçevesinde 'NBŞ'li tatlandırıcı' işgaline uğrayacağımızı ve sağlığa zararlı tatlandırıcıların gıda üretiminde daha da fazla kullanılacağı uyarısını yaptı.

Hazır gıda sektöründe dondurma, puding, kola, helva, reçel, ketçap, kraker, meyveli yoğurt, kek, aklınıza gelen tüm ürünler NBŞ'li tatlandırıcı içeriyor ama ürün etiketlerinde şeker türü ve oranı yazmıyor.

Sonuçta dünyanın en kaliteli şekerini üretirken şimdi çok riskli ve tehlikeli tatlandırıcı pazarı olmak hoş değil.

Ve hala özelleştirmeleri süren elde kalan şeker fabrikalarının taliplilerinin de NBŞ üreten şirketler olacağı da kesin...

<p>İstanbul'da kaçak yollarla ülkeye sokulan oyuncakların bulunduğu depoya baskın düzenlendi. Bağcıl

Kaçak oyuncak deposuna baskın anı görüntülendi

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Ağrı Dağı göçmen kuşlara ev sahipliği yapıyor

''Eren-4 Karlıova-Varto'' ve ''Eren-5 Bagok'' operasyonları başlatıldı! İşte ilk kareler