• $8,3468
  • €10,1984
  • 501.863
  • 1462.5
15 Mart 2011 Salı

Nükleer felaket siparişlerimiz

Enerji arsızı kapitalist sistemin gelişmiş teknolojili ve depreme dayanıklı nükleer santralları, Japonya'da 'güvenilirlik sınavını' geçemedi.
Doğa aklı, kendi devinimlerini takip ederken 'insan etkinliğiyle' deprem bölgesinin dibine yapılmış nükleer santralları idrak edemezdi...
Japonya haritasını değiştiren ve dünyanın eksenini kaydıran depremin etkileri sadece yerkürenin minik bir kıpırdamasıyla kalmadı.
Japonya'dan başka bir felaketin endişesi daha yayıldı.
Depremin merkez üssüne yakın 'insan yapımı' nükleer santrallarda oluşan hasar büyüktü, bir reaktörden normalin bin katı radyasyon bulutları yayılmaya başlamış ve diğerinden de art arda patlama haberleri geliyordu...
Bu gözle görülmez sızıntı, para piyasalarındaki Yen ve Japon şirketlerinin değer kaybının ya da ülke ekonomisinin gireceği darboğazın çok ötesinde 240 bin yıl yeryüzünde kalacak nükleer atıkları da taşıyordu...
Nükleer endüstri lobisinin cevval uzmanlarının ekranlarda 'aşırı ısınmadan çekirdekleri eriyen reaktörleri' açıklamalarla 'soğutmaya' çabaları boştu.
Japonya'nın, elektrik üretiminin yüzde 55'ini nükleer santrallardan elde ederken, yıllardır santrallarda sık sık olan 'kazaları' kamuoyundan ustalıkla gizlediği biliniyordu
Japon halkının geçmişinde 'nükleer silahla' olan çok acı ve yıkıcı tecrübesinin ardından gelişen endüstrisiyle birlikte nükleer enerji bağımlısı bir ülkeye dönüşmesi yine tüketerek kazanan kapitalizmin cilvesiydi.
Depreme dayanıklı altyapısına karşın Japonya'nın boğuştuğu nükleer felaket dünyada temiz, güvenli ucuz nükleer enerji efsanesini de sona erdiriyor.
Yani 'nükleer enerjinin' yıkıcı gücünün denetlenerek 'emniyetli kullanımı' söz konusu değil ve bu ezber artık 'fizik dünyada' savunulamazdı.
Biliyoruz ki hızlı kapitalist Türkiye de coşan enerji tüketimini gidermek için güneş, rüzgar enerjisine sırtını dönüp geri teknolojili nükleer santral yaptırtmak için gözünü karatmıştı.
Geçen yıl ihalesiz ve yargıdan muaf 'hükümetler arası anlaşmayla' Mersin Akkuyu'da 4 reaktörlü 20 milyar dolarlık nükleer santral yapımı için Rusya ile el sıkışmıştı.
Rusya yüzde yüz sahibi olacağı Türkiye topraklarındaki santral için çok memnun olduğundan vizeyi tık diye kaldırmıştı.
Ama Akkuyu Nükleer Santralı'nın üretilecek elektrik fiyatının Türkiye ortalamasının 4 katı olarak belirlenmesiyle bize maliyeti 51 milyar dolara çıkarken Akkuyu bölgesi denizi, havasıyla nükleer kirliliğe açılırken 'büyük bir kaza riskini' de ağırlayacaktı...    
Japonya'daki tsunamiden sonra Elektrik Mühendisleri Odası Akkuyu, Santralı için çok ciddi uyarılar yaptı...
EMO, Ecemiş Aktif Fay Hattı'nın Akkuyu Nükleer Santralı'nın  25-30 km ötesinden geçtiğini ve 6-7 derece büyüklüğünde deprem enerjisi taşıdığını açıkladı.
Santralın yapımını gerçekleştirecek 5 Rus şirketinin ortak olduğu Akkuyu Nükleer Güç Santralı E.Ü.A.Ş.'nin yapılacak santrala ilişkin 'sismik bir değerlendirmesi' yoktu.
Ayrıca öncelikle inşaat lisansı alınmalıydı, santral 'anlaşmayla' şirkete verilmiş olduğundan şirket inşaatlarının sismik, güvenlik ve kalite verileri bilinmemektedir.
Özetle Akkuyu'da ve Sinop'ta başka ülkelere yüz milyar dolarlar kazandıracak 'nükleer felaket' siparişlerinden vazgeçilmelidir.
Güneş enerjisinde bekleyen 1500 projenin 22500 istihdamıyla devreye sokulması ve halen 20 adet olan rüzgar, 4 adet jeotermal santrallarının sayısının da artırılması bu defa sahiden 'ülke güvenliği!' için elzemdir...

<p> </p>

İsrail'e karşı uluslararası denge nasıl sağlanır?

Filistin'de işgalci İsrail'e ait patlamamış bir füze bulundu

Belediye ekipleri Marmara Deniz'indeki deniz salyasını temizlemeye başladı

ASELSAN'ın mikro insansız hava aracı ''Saka'' kanatlandı