• $8,2364
  • €10,0327
  • 484.788
  • 1441.33
19 Mart 2011 Cumartesi

Nükleer enerjiperestliğimiz!

Japonya'da derinleşen nükleer felaketin çığlıklarına Türkiye'den üst üste gelen nükleer santral müjdeleri karışıyor.
Başbakan, Akkuyu'ya nükleer santral kurulmasını 'dünyaya örnek olacak bir adım' diye duyuruyordu.
Enerji Bakanımız da 'Nükleer dünya bir bütündür, parçalanamaz Türkiye de bunun dışında kalamaz' derken, Akkuyu'nun dışında Japonların nükleer travmayı atlatınca Sinop santralını yapacaklarını ve hatta 'yeri' gizli üçüncü santralla ilgili çalışmaların da bittiğini ekliyordu.
Doğaldır ki LPG gaz patlama coğrafyası olan ve 100 yılda 150 hasarlı depremin silkelediği göçük diyarı ülkemiz, nükleer santral yatırımından mahrum bırakılamazdı.
Küresel sistemin 16. büyük ekonomisi Türkiye de 'krize girmiş nükleer sektörüne' nükleer tüp bayiliği yaparak 'nükleer dünya birliği ve bütünlüğünü' parçalatmayacaktı.
Sızıntı yapan reaktörle, sızıntı yapan tüp gaz ya da nükleer reaktör patlamasıyla tüp patlaması arasında sahiden de ne fark vardı?
Başbakan 'insan gücünün yetmeyeceği olaylar' karşısındaki çaresizliğe, 'halis sermaye etkinliği' olan fay hattı üzerine nükleer santralı kurmayı da katmıştı.
'Pahalıya yap -elli yıl kullan- sonra yık, sök' çevresel kirliliği ve yıkımı tevekkülle kabullen,  '600 metre derinliğe gömülmesine rağmen 40 bin yıl radyasyon ışıyan atıkları artık nerede saklayabilirsen sakla' projesine mayıs ayında başlanıyordu. 
Kapitalist sistemin geç kalmış oyuncusu Türkiye'nin, bu telaşlı ısrarına zihinlerdeki 'nükleer kuşku' temizlikçisi uzmanlar da büyük destek veriyordu...   
20 milyar dolara anlaşılan ama 50 milyar dolara mal olacak Akkuyu santralının yaratacağı finansal sermaye canlılığı kimse tarafından yabana atılamazdı.
Sıcak ülkelerden akacak sıcak finansmanın da 'aydınlanmamıza ve terlememize' katkısı büyük olacaktı. 
Ama dünyadan Japonya'daki krizin ardından 'nükleer enerjinin güvenirliğinin' sarsıldığına dair haberler geliyordu.
Mesela büyüme ve enerji oburu, yakın yıllarda çevresel kirlilikten dolayı büyüme hızını kaybedecek Çin bile nükleer yatırımlarla ilgili tedbirler almıştı. 
Pekin hükümeti inşa etmekte olduğu 27 reaktörün onay sürecini askıya alırken, kalkınma programında frene basma gereği duymuştu.
Almanya nükleer sektöründen 'para alarak' çalışmasına izin verdiği santrallarının üçte birini devre dışı bırakmış, İspanya, İngiltere, İsviçre ve ABD güvenlik standartlarını gözden geçiriyorlardı.    
Tabii ki Japonya'daki kriz bir fırsat olarak 'daha gelişmiş teknolojili nükleer santral' piyasasına ya da yeşil kepli enerji sektörlerine de yeşil ışık yakabilirdi.          
Bu arada Türkiye'nin nükleer santral cesaretinden ürken AB Konseyi'nden yetkililer, 'Türkiye'nin kurmayı planladığı santralların yakın takibe alınacağını' belirttiler...
Umarız hükümet yetkilileri de bu defa 'Türkiye'de nükleer enerji özgürlüğü, hem AB'den hem de ABD'den daha fazladır' diye cevaplamazlar.
Ne de olsa geçen çarşamba günü Akkuyu'ya nükleer santral yapımını temmuz ayında protesto eden nükleer karşıtı 58 aktivist, 6 aydan 3 yıla hapis cezasıyla hakim karşısına çıkmışlardı.
Sakın hafife almayın, çünkü 'nükleer enerji özgürlüğüne' kastederek toplantı ve yürüyüş yapmışlardı!

<h3><strong>Haftanın magazin başlıklarını Akşam Gazetesi Magazin Müdürü Barış Kocaoğlu ve Eda Cabul

Kerem Bursin kafelere gidenlere 'salak' dedi, Maldivler'e gitti!

Türkiye'nin ilk silahlı insansız deniz aracı, füze atışlarına hazır

İzmir'de denizin yüzeyini 'deniz marulu' kapladı

Halk pazarları Covid-19 tedbirleriyle açıldı