• $7,4125
  • €9,024
  • 442.261
  • 1542.45
25 Ağustos 2011 Perşembe

Medya dilinin geçmeyen 'hastalığı'

'Şizofren amcanın öldürdüğü küçük Leyla', 'Şizofren babanın dehşeti', 'şizofren evladın boğduğu ana' haberleri medyamızın standart kalıp haber başlıklarıdır.
Katilin şizofreni hastalığına dikkat çekmekle kalmayan bu başlıklarla toplumda kimi nasıl damgalayacağımız bir kez daha bıkmadan işaretlenir.
Medya, cinayet haberlerini verirken katilin 'şizofreni hastası' olduğu malumatını asla ıskalamaz.
Doğaldır ki 'kalp hastası katil', 'şeker hastası katil' ifadelerine de rastlamazsınız.
Ne de olsa küresel toplu cinnetle kasılıp duran dünyamızda şizofreni hastalarının büyük kısmının iyileştiği yine büyük kısmının üretken bir hayat sürdüğü bilgisi sansasyonel haberciliğimizi ilgilendirmez.
Cazibesi yüksek canilik haberini okuturken sözde rasyonel toplumu 'akıl' hastalığı ile korkutmak ortaçağdan kalma tecrit dürtüsüdür.
Bu etiketlemeyle bu hastaların topyekun toplum dışına itildiğine dair içgörü maalesef gelişmemiştir.   
Ya da toplumun yüzde 1'ini oluşturan şizofreni hastaları ve ailelerini nasıl acıttığı, incittiği de.
Ayrıca bütün araştırmalar, toplumda işlenen cinayetlerin yüzde 99'unun 'normal' insanlar tarafından işlendiği söylerken...
Bu 'normal' insanların ürkütücülüğü, saldırganlığı, öldürme eğilimlerini de 'normal' etiketiyle cinayet haberlerine eklemek gerekmez mi?
Her gün 4-5 kadının toplu kıyıma uğradığı, linç güruhlarının anında toplandığı, çocukları komşu teyzelerin sobada yaktığı şiddet örüntülerinden mürekkep ülkemizde toplumsal ruh sağlığımızı böyle mi ödünlüyoruz yoksa?
Batman Devlet Hastanesi'ne bir haftada 8 kadın intihar teşebbüsüyle başvururken Manisa Turgutlu'da da 3 günde 7 kadının intihar girişiminde bulunması normal toplumu mu gösteriyor? Bastırılmış ya da sokağa salınmış öfkemiz, ıstırabı duymayan ruhumuz, reddedilen suçluluk duygusu ve azap çekmeyen vicdanımızla piyasa ideolojisinin normlarına göre 'ruh sağlığı normal toplum' olduğumuzu iddia edebiliriz.
Rekabeti, kazanmayı, ekonomik çıkarı, en olmayı kutsayan insanı bedenine ve hazlarına odaklayan hegemonik kültürün yarattığı ruh yoksulluğunu kim başkasını acıtmadan gideriyor ki?
Büyük narsistik öfkelerin, incinmelerin sözlü şiddetinden ekranları karartarak kurtulmuyor muyuz? Hele hele 'sevdiklerini öldürme kültürü' başta kadın cinayetleri olmak üzere şiddet dalgaları halinde üzerimize gelirken cinayet haberlerinde öyle 'şizofren' diye kırmızı uyarılarla 'hastalık' etiketlemek ayrımcılığın dik alasıdır.
Ve bütün hastalara karşı insani ayıptır, empati kıtlığıdır.
18-25 yaş arası her yüz gençten birisinin 'şizofreni hastalığına' tutulabileceği ve bu hastaların cinayete eğilimlerinin günümüzde normal vatandaşlarından 99 kat daha az olduğu gerçeği bilimsel bilgidir.
Savaşçıl zihinlerimize bu bilgiyi sokmanın zamanı gelmemiş değil çoktan geçmiştir!

<h3>Siyasetin gündemi reform ve ittifak çalışmaları oldu. Peki muhalefet neden reform ve ittifak çal

Siyasetin gündeminde ne var?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Hastane kapısında 5 gün sahibini bekleyen vefalı köpek Boncuk, dünya basınında

Amasya'da mamutlara ait olduğu değerlendirilen fosiller bulundu