• $7,362
  • €8,9057
  • 410.175
  • 1528.82
19 Haziran 2012 Salı

İnsan haysiyetine tadilat!

'Kapasite fazlalığı' sorunu olan Urfa E Tipi Cezaevi'nde yaşları 20-25 arasında 13 genç çıra gibi tutuşarak hayatlarını kaybederken, kaldıkları koğuşta nefes bile alamadıkları ortaya çıkmıştı.
Türkiye'nin yaygın tutuklama operasyonlarıyla insan istiflediği cezaevlerinin 19. yüzyıl köle hapishanelerinden farksız yaşam koşullarını, 264 kişilik Urfa Cezaevi'ne 1057 kişinin kaldığını öğrenen herkesin akletmesi gerekirdi.
Ama değil cezaevlerindeki insan hak ihlallerine her türlü hak gasbına aşırı kayıtsız zihin refleksimiz, anında devreye girerek bu defa 'adi suçlu' mahkumların cezaevinde kendi çıkarttıkları yangından dolayı öldüklerine ikna olmuştu bile.
Aynen Van'dan ya da Kayseri'den İstanbul'a götürülürken seyir halindeki ring aracında çıkan yangında araçta kilitli kalan kelepçeli mahkumlar gibi Urfa Cezaevi'nde de tutuklulara 'aslında sen insan değilsin ki' resmi muamelesinin sonucunda 13 kişi yanarak ölmüştü.
Suudi Prensi'ne yemyeşil, Boğaz esintili Kandilli'de 57 dönümlük arsa için gece yarısı imar izni çıkartan devlet Urfa'nın 50 dereceye varan sıcağında 8 kişilik koğuşlara 18 kişiyi sıkış tepiş doldurarak adeta 'insanlığından' nasıl bezdirdiğini anlamak zor değildi.
Nasıl olsa ülkemizin yüzde 41 tutuklu oranıyla kapasite fazlası dolu cezaevlerinde bir de 'tadilat yapılınca' insan biriktirme deposu havasız koğuşlarda bir yatakta iki kişi değil, üç kişinin nöbetleşe yatması olağandı.
Dünyanın en beter zulümhanelerini askeri cezaevi olarak bellediğimiz tarihimiz, bugünlerde her şehrimize bir fabrika değil ama yerel müteahhit firmayı semirtecek bir cezaevi müjdesiyle zindan yatırımlarını da kapitalist evrenin altyapısına eklemlemişti.
Ama yüksek güvenlik ve teknoloji harikası Silivri Cezaevi'ndeki mahkumlar, Pozantı'daki çocuklar kadar 'güvenliksiz' aylarca tecavüze uğrarken, Doğu'da  havalandırma boşlukları bile koğuş yapılmış cezaevlerinde üç metrekarede 30 kişi havasızlıktan boğuluyordu.
İster Doğu'daki kapasitesinin 34 katı dolu Urfa Cezaevi olsun ister bütün köşeleri kameraların, retina taramalı, x ray'lı Silivri olsun cezaevlerinin mahkum ve tutukluların can güvenliği ve insanlık onurunun korunmadığı yerler olduğu İnsan Hakları Derneği'nin  hak ihlalleri raporları veriyordu. Dolayısıyla Urfa Cezaevi'nde yangın çıkan 8 kişilik koğuşta 18 kişi bulunduğunu söyleyen Adalet Bakanı'nın, 'tadilat yapılıyordu 10 Temmuz'a kadar biraz sıkışıklık var' sözleri, cezaevlerinde mahkumlara dayatılan 'gayri insani' koşulları devletin bir tadilat meselesi gibi gördüğünü gösteriyordu.     
Ama 'tadilat olmayan' 400 kişilik Mardin Cezaevi'ne 1000 kişi doldurulmuştu, 20 kişilik tek tuvaletli kadın koğuşunda tamamı KCK tutuklusu 66 kadın kalıyordu.
TBMM Cezaevleri İnceleme Komisyon üyelerinin günde iki kez 40 dakika su verilen Mardin ve Kızıltepe Cezaevi incelemeleri sonunda fiziki şartları anlatacak söz bulamadıklarını söylemişlerdi.
70- 80 yaşındaki okuma yazması olmayan, Türkçe bilmeyen Kürt kadınların örgüt üyeliği ve yasadışı örgüt kurmaktan 8 aydır tutuklu olduğu Türkiye'de devletin cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerinin yalnızca özgürlüklerine el koymadığı 'insanlık dışı güruh' kategorisine indirgediğini de görüyorduk.
Ve esas bu 'gayri insanileştirici' şartların ahlaki ve hukuki boyuttaki 'tadilatını' Adalet Bakanlığı'ndan bekliyorduk.
Diyarbakır zindanını yıkıp yerine modern cezaevi vaat eden devletin Diyarbakır zindan zihniyetiyle cezaevi inşaatçılığına soyunmamasını da talep ediyoruz.

<p>Türkiye, CHP'li belediyelerdeki çöp rezaletini konuşuyor. Nuh Albayrak, Maltepe'deki çöp toplama

CHP'de 'çöp' krizi ve Bülent Tezcan'ın 'Maltepe' yalanı

Düzce'de altyapı çalışması sırasında şans eseri bulundu!

Her yerde uyuyabilen vurdum duymaz insanlar

Endonezya'nın Sinabung Yanardağı'nda hareketlilik