• $7,3856
  • €8,9464
  • 436.44
  • 1458.08
03 Aralık 2011 Cumartesi

İlköğretimi izleme ve bilgilenme faaliyetlerimiz...

Eşitlik ilkesinin yok edilerek, 'yararlanan öder' mantığının yerleştiği devlet okulları bile klimalı, beyaz tahtalı özel sınıflarıyla toplumsal ayrışmanın mekanı olurken, derin anket sondajlarıyla meşgul Milli Eğitim Bakanlığı, amacı 'kamu yararına' gibi görünen kapsamlı projelerle öğrenci üzerinden aile ve özel hayat bilgilerini de toparlıyor.
30 Kasım 2011 tarihinde bütün ilköğretim okullarında tamamlanan 'Risk ve İhtiyaç Değerlendirmesi' adlı 4 aşamalı geniş anket çalışması 16 milyon İlköğretim öğrencisine uygulandı.
Öğrenciler ve öğretmenlerin doldurdukları bu anketin içeriğine bakılınca öğrenci ve ailesine ait oldukça 'özel sorular' dikkat çekiyor.
Öğretmenlere öğrencileriyle ilgili sorulan sorulardan bazıları şöyle  'bir şey çalar mı, ailesinde cezaevinde kalan biri var mı, oturduğu yer göç alan yoksul bir semt mi, dil sorunu var mı?'...      
Ankette yer alan 'dil sorunu var mı' sorusuna  'evde konuşulan dil Türkçe'den farklıysa ve Türkçe yeterli düzeyde anlaşılamıyorsa ya da kendini Türkçe ifade edemiyorsa dil sorunu vardır' diye açıklık getiriliyor.
Modern devlet aygıtının asla vazgeçemediği toplumu ölçme, bilme ve tasnif etme reflekslerini çağrıştıran bu sorularla acaba toplumsal risk gruplarının adı mı çıkartılıyor sorusu da bizim aklımıza takılıyor. Bu bilgileri bünyesinde toplayan MEB, bu veri tabanıyla Milli Eğitim politikasını mı değiştirecek yoksa şimdiden kim çalıyor, kimin ailesinde cezaevinde biri var ya da kim Kürt kökenli resmi kayıt altına mı alıyor?
Öğrenci velilerinin içki ve sigara içip içmedikleri, içiyorlarsa hangi sıklıkta olduğu MEB'in merakını oldukça celbediyor.
Ya da 'yakın zamanda aile içinde travmatik yaşantı oldu mu?', 'Fiziksel kavgalar aileniz içinde ne sıklıkla yaşanır', 'ailenin sana kötü davrandığını düşündüğün oluyor mu', 'ailen seni dışlıyor mu' gibi pedagojik formasyonu sıkıntılı sorular direkt bir üslupla öğrenciye yöneltiliyor.
Öğrencilerin idrak kapasitesini zorlayacak, ciddi psikolojik gerginlik yaratacak bu sorularla muhatap olması da ek bir travma yaratmış olabilir.
Öğrencilere anketi 'doğru' doldurmaları da uyarısı da ihmal edilmemiş. Bu kadar aile içi mahrem yaşantıya yoğunlaşmış soruların uzmanlarca hazırlandığı da muhakkak.
Ama öğrencilerin psikolojik gelişimlerine göre bırakın adını koymayı, kendinin bile algılamasına imkan olmayan karışık ruhsal süreçlere devlet müdahalesi işte böyle erken yaşta olur dedirtiyor. Tabii ki öğrencinin o andaki öznelliği ve sübjektif algılarıyla verdiği beyanatlar 'doğru ve gerçek' diye kabul edilerek, 16 milyon öğrenci üzerinden kaba hesaplamayla 70 milyon vatandaşın 'özel hayat bilgilerine de' erişilmiş olacak.
Bu arada bu 'bilgiler' nasıl bir değerlendirmeye tabi tutulacak ve nerede saklanacak, kimler görebilecek soruları da bizi ilgilendiriyor. Ve bu veriler, öğrencilerin hayatlarının ileriki dönemlerinde olmadık zamanlarda GBT kayıtları gibi karşısına çıkacak mı?
EN BASİT OLAYI BİLE BİLDİRİN
Ayrıca MEB diğer başka bir hafiye uygulamasını internet üzerinden devreye sokarak öğretmenleri ve öğrencileri izlemeye başladı, okul müdürlerine şifre dağıtılarak okullarda 'olan biten ne varsa' anında iletilmesi için genelge yayınlandı. Elbette gözetleyerek,denetleyerek, cezalandırarak toplum ıslahatı ve sorunlarını çözme bu ülkenin kadim ideolojisi... 
Şimdi okula geç gelen, kavga eden kim varsa, basit nitelikli olaylar dahil her türlü olayın bakanlığa iletilmesi isteniyor...
18 Kasım'da okullara şifreleri dağıtıldı ve bakanlık çalışmanın amacının 'devamsız öğrencilere yönelik' olduğunu belirtiyor.
Okul müdürü, müdür başyardımcılarına dağıtılan internet şifreleriyle MEB okullardaki öğretmen ve öğrencilerle ilgili her gün düzenli bilgilenecek. Tabii ki her türlü 'ispiyon, ihbar, çıkar çatışması, ayrımcı hezeyanlar, sübjektif kanaatler, şovenist saplantı' bilgi diye MEB'in veri tabanına akacak.
Öğretmenler ve öğrenciler hakkında bu kadar derin/özel bilgi toplama ve güncel izleme sonrası MEB'in adı da milli izleme bakanlığına dönüşür gelecekte herhalde!

<h3>Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kartoğlu, CHP'nin 'Militan' provokasyonunu AKŞAM TV

CHP neden 'Militan' provokasyonu yapıyor?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Yıldırım çarpmasının vücutta bıraktığı ilginç izler

Rize'de gizlenen temaslılara karşı yeni önlemler uygulanmaya başlandı